"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Vali: O selamı göndermeseydim

İSTANBUL Valisi Hüseyin Avni Mutlu...<br>Dün sabaha karşı Taksim’e “selam” gönderdi.<br>

Ve gün ağarırken yaşadığı o anı şöyle anlattı bana.
- Aslında günlerdir uyku tutmuyordu. Yazmak istiyordum. Yazdım.
- Eğer yazmasaydım. Yani bu görevden ayrılırken nasıl diyebilirdim... Ey İstanbul halkı, bana hakkınızı helal edin diyebilir miydim?
- Orada gençler çadır içinde yatıyor. Ben burada rahat yatağımda. Onlar orada öyle yatıyorsa... Demek ki bir şey var. Demek ki bir şeyi anlatmak istiyorlar. Bunu ben anlamazsam kim anlayacak?
- O çocuklar şiddet yapmıyor. Özgürlüklerine, bireylerine sahip çıkmak istiyorlar. Bunu anlamadan, dinlemeden
nasıl uyurum.
-Ben bu şehrin valisiyim. Elbette o gençler, o çocuklar seslerini bana duyurmak isteyecek. Duymazdan gelebilir miyim? Duymazdan gelirsen nasıl uyuyabilirim?
- Beni tanıyanlar bu halimle bu göreve getirdiler. Ben insan endeksli bir insanım. Böyle hizmet ettim. Önce insan derim. Sonra makamlar...

2 SAAT UYUDU UYANDI VE ÖZÜR DİLEDİ

O YATINCA VİCDANI KALKMIŞ AYAĞA

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu dün sabaha karşı başını yastığı koyup yatınca; bu defa vicdanı kalkmış ayağa...
Böyle anlattı bana...
Gün ağarıyordu. Gecenin ipi gündüzden ayrılırken...
Dayanamamış ve yazmış.
Neden sabaha karşı tweet attığını Taksim’deki gençlere, böyle anlattı bana...
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu.
Sabaha karşı “Taksim’deki gençler size selamlarımı gönderiyorum. Yanınızda olmak isterdim...” diyen bir tweet attı ya...
Okur okumaz aradım. Vali Bey’le uzunca bir sohbet yaptık.
Alışılmış bir şey değildi bu.
Bir vali göstericilere “selam” gönderiyordu.
Hem de “Anlaşamasak da aranızda olmak isterim” diyen bir tweet/selam..
Neden?

‘HATIRALARIMI YAZACAĞIM’

Size bu sohbetin bir kısmını aktarabileceğim.
Çünkü Vali Bey bir bölümü için, “dost sohbeti” dedi ve rica etti.
Anladığım kadarıyla ileride kendisinin anlatacağı, hatıra olarak yazacağı şeyler var...
“Tabii ben de ileride bazı şeyleri, hatıralarımı yazacağım... Neler olduğunu, neler hissettiğimi, yaşadığımı yazacağım...” diyor.
Böyle anlattı bana.
Gelelim sohbete:
Önce şunu söylemeliyim ki...
Bu sohbetin ses tonunu keşke duyabilseydiniz.
Vali Bey’in ses tonunun her tınısında biraz hüzün, biraz da içindekileri dışarı aktarmanın huzuru vardı.
Sordum:
- Ne hissetiniz de sabaha karşı böyle bir açıklama yaptınız. Sanki bir pişmanlık var gibi açıklamanızda...
- Fatih Bey, günlerdir orada, çadırlarda, zorluklarda yaşayan, yatan o çocukları dinlemeden, anlamadan, onları hissetmeden nasıl rahat uyurum.
- Peki neden şimdi? Ne oldu? Nasıl karar verdiniz?
- Ben aslında günlerdir bunu kendi içimde tartışıyorum. İnsan başını yatağa koyunca huzurlu olmalı. Bu sabah uyandım. Kalktım. Uyku tutmuyor. Bir şehrin valisiyiz. Sorumluluklarımız var. İnsanları dinlemek zorundayız. Sonuçta beni tanıyanlar tanır. Önce insanlığımızın farkında olmalıyız. Ben hep böyle yaşadım... İstanbulluyu seviyorum. Bizim insanlarımızı seviyorum.  Düşündüm ve kararı  verdim. Oturdum yazdım.

DİYARBAKIR’DA DA SABAHA KARŞI ŞİİR YAZMIŞTIM

- Peki şimdi sizin bu kararınız merkezi otoriteyle bir sorun yaratmayacak mı? Bunu düşündünüz mü? Yani makamınız söz konusu...
- Bakın, o makamlar geçici. Ben bunca yıl insan için hizmet ettim. Vicdanınız rahat mı değil mi, siz ona bakın. Yoksa makam bugün var yarın yok. Ben kendi içimde, ruhumda günlerdir düşündüm. O gençleri, o insanları anlamadan olur mu? Orada günlerdir bir şeyi anlatmaya çalışıyorlar. O çocuklar şiddet yapmıyor.
Evet İstanbul Valisi böyle anlattı bana...
Mutlaka başka nedenleri de vardır...
Ben bir gazeteci olarak şimdilik bu kadarını biliyor ve bu kadarına tanıklık edebiliyorum...
Gerisini hep birlikte göreceğiz...
Bu noktadan sonra birçok şeyi yaşamış bir insan olarak da şunu söyleyebilirim:
“Ne olur şiddete, provokasyona izin vermeyin. İşte bir şehrin valisi... Karşılıklı anlayışın, vicdanın kıyısından size seslendi... Şiddete izin vermeyin...”
Ve yine diyorum ki:
“Herkes sabaha karşı vicdanının önüne kendi ruhundan saf bir ayna kursa...
Ve gün ağarana kadar baksa...
Baksa... Baksa...
Uzaktaki kalbi görene kadar baksa”.
Vesselam...

X