"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Vali’nin inisiyatif elinde değil

M. Celal Şengör, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu, bilimadamı gözüyle anlatıyor.

“İstanbul Valisi Sayın Hüseyin Avni Mutlu’yu iki toplantıda tanıdım. Nezaketi ve dostça yaklaşımı beni çok olumlu etkiledi. İkinci toplantımız bir izin hakkındaydı. İki doktora öğrencim, ülkemiz için yaşamsal önemi olan İstanbul’un temel jeolojisini konu alan doktoralar yapıyorlardı. Kendilerinin İstanbul’da yol kenarlarında veya muhtelif mostra veren yerlerde çalışırken ellerinde ne yaptıklarını gösteren bir belge olmasını istemiştim. Valiliğe resmen müracaat ettik ve ayrıca Sayın Vali’den bir randevu alarak kendisine öğrencilerimi şahsen tanıtmak istedim. Bizi büyük bir nezaketle kabul etti, izin için yardım sözü verdi ve Vilayet merdivenlerine kadar gelerek uğurladı. Ancak bahis konusu izin, sürekli hatırlatmalara rağmen bir türlü çıkamadı. Tabii biz rektörlükten bir yazı alarak gerekli araştırmalarımızı yaptık. O zaman edindiğim intibaı sizlerle paylaşayım: Vali Bey beyefendi bir insan olmasına karşılık kişisel inisiyatif almasına izin verilmediği intibaını edindiğim bir yöneticidir. Bunu bugüne kadar hiç kimseyle paylaşmak ihtiyacını duymadım. Ama son iki haftanın olayları, Sayın Vali’nin ne yazık ki uluslararası hukuk normları ve insaniyet açısından suç addedilecek yerli yabancı pek çok önemli hukukçu tarafından söylenen hareketlere bulaştığını, hatta bunların İstanbul’daki yöneticisi durumunda olduğunu gösterdi. Ben, kendisini tanıyabildiğim kadarıyla, Sayın Mutlu’nun bunu isteyerek yapmadığı kanısındayım, ama inisiyatif onun elinde değildir. Sayın Vali derhal istifa ederek, kendisini bu üzücü ve tehlikeli durumun içinden olabilecek en az zararla çekebilir. Kendisinin gerçekten içten ve nazik misafirperverliğini tatmış bir yurttaşı olarak kendisine bu düşüncelerimi sevgi ve saygıyla arz ederim.”

Kemal Gürüz benim öğrencimdi

PROF. Dr. Kemal Gürüz, ODTÜ’de öğrencim oldu.Akademik terfilerinde jüri üyesi olarak yer aldım. Konusunda çok değerli bir bilimadamıdır. Karşılaştığı hak etmediği durumlar ailesini, sevenlerini ve beni derinden yaralamaktadır. Dileğim, kendisinin bir an evvel hürriyetine kavuşmasıdır. Bilgilerinize saygılarımla sunarım.  Prof. Dr. Temel ÇAKALOZ

Makedonya’da Türk partilerin rekabeti

MAKEDONYA’da Türk Demokrat Parti’sinin, AKP ve Erdoğan lehine yaptığı miting üzerine Makedonya Türk Hareket Partisi Genel Sekreteri ve eski Makedonya Ufuk Derneği Genel Başkanı Enes İbrahim karşı bir bildiri yayınlayarak gelişmeleri değerlendirdi: “Son dönemde başta İstanbul olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer şehirlerinde yaşanan olayları yakından takip etmekteyiz. Eylem de bir demokratik haktır, fakat kamu malına zarar vermemek gerekir. Bizler Makedonya’da yaşayan Türkler olsak bile gönlümüz ve kalbimiz hâlâ Türkiye Cumhuriyeti ile atmaktadır. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da Türk milleti ile birlikte Türkiye devleti her şeyden önce gelmektedir. Çünkü bizim için önemli olan devlet politikası ve devlete olan saygınlığımızdır. Siyasi partiler gelip geçicidir fakat Türk devleti ebedidir. Son dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan olaylar bizleri derinden üzmektedir. Kişi ve kitlelerin, demokratik hak ve özgürlüklerini hiçbir kısıtlama olmadan tam anlamıyla yaşamalarını arzu eder; aynı hakların sınırını aşmadan, provokasyonlara meydan vermeden yaşama ve yaşatılmasını dileriz. Gerek eylemciler gerekse devlet yetkililerini olaylara hassasiyet ve hakkaniyet ile yaklaşmalarını dilemekteyiz. Olayların aciliyetle çözüme kavuşturulması Türk milletinin yararına olacaktır. Yangına ateş ile gitmek kimseye bir şey kazandırmayacağı gibi, bizi biz yapan değerlerden birçok şey götürebilir. Başta Makedonya Türkleri olmak üzere bütün Türk milleti bir gerçeği kabullenmek zorundadır, o da kişi ve siyasal hareketler gelip geçicidir, esas olan ise devlettir. Türk Hareket Partisi olarak olayları yakından takip edeceğimizi, tarafsız bir şekilde yapıcı olmaya gayret göstereceğimizi kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.”

Kazlıçeşme mitingi raporu

BAŞBAKAN Erdoğan’ın İstanbul’daki ‘Milli İrade Mitingi’ne, Türk siyasal yaşamında en büyük miting damgasını vurmak isteyenlere karşı, “Son iki seçimdeki mitinglerin de buna yakın kalabalıklar getirilmemiş miydi” diye sorgulayanlar vardı. Evet ‘taşıma miting’ olarak doğru değil.
Mitingin, Sultanahmet’in siluetini bozan, üç kulenin önünde olması ilginç görüntüler yakalattı. Erdoğan, imam hatipten okul arkadaşı olan müteahhide ”Küstüm” demişti.
Başbakan’ın alana gelmesine bir saat kala, sahne tarafında yer alan yaklaşık 100 m2’lik Erdoğan posteri, rüzgârın azizliğine uğrayarak parçalandı. Bunun üzerine ilgililer acilen dev bir Türk bayrağı asarak ‘boşluğu’ doldurdular.
125 dönümlük alanda 30 ses aygıtı, vinçlerin üzerinde askıya çıkarılmıştı.
Büyükşehir’in Sağlık AŞ’nin kadın ve erkek ayrı olmak üzere 300 tuvaleti yerleştirmesi bir rekordu.
Kızılay da ilk kez bir mitingde ‘sağlık çadırı’ kurulmuştu... Mitingde 15 kişi bayıldı; bizzat Erdoğan’ın anonsları üzerine tedavi edildi.
Mitingi izlemek üzere 500 kişilik hâkim bir sahne üzerine ‘basın platformu’u oluşturulmuştu; gazetecileri rahat çalıştılar.
Büyükşehir’in İspark şirketinin 1000’e yakın personeli, miting alanında görev yaptı. Gelen otobüsler düzenli şekilde park ettirildi.
Devlet Bahçeli ne kadar itiraz etse de, Oğuzhan Asiltürk yalanlasa da MHP ve SP’lilerden gruplar olduğu dikkat çekti. Erdoğan, ‘kardeş’ partilere teşekkür etti.
Bu mitingin ruhu var mıydı?

UNUTMAYALIM

VE unutturmayalım... Gezi Parkı’na Topçu Kışlası, Çamlıca Tepesi’ne 30.000 kişilik cami... HES’ler, Çılgın Proje/Kanal, 3. köprü, 3. havalimanı...
Hepsinin ortak paydası yeşil, doğa, ağaç katliamı, insanları yerinden yurdundan etmek, oksijene mahrum bırakmak!
Başbakan 3 milyar ağaç diktik diyor? Umarım hepsini tek tek saymışlardır... Otoyol kenarlarında görüyoruz... Yeşilden anlaşılan yol kenarının süsleri... 3000 hektar orman kurdum, botanik bahçesi açtım, arboretum oluşturdum diyebiliyor mu?
Fatih Altaylı ile konuşurken anlatıyordu... ”Benim bir hayalim daha var... Oraya şunu yapacağım, buraya bunu yapacağım!”
Birinci tekil dışında konuştuğunu artık duyamıyoruz Sayın Başbakan’ın!
Bakanlar, milletvekilleri bu duruma ne diyorlar acaba? Hani yok konumunda olmak zor olsa gerek... Çok özel günler yaşadığımız Türkiye’nin daha yeşil bir geleceğe kavuşması dileğiyle..
Sibel ASNA

X