Gündem Haberleri

    Vali Mutlu ailelere çağrısını yineledi

    Hürriyet Haber
    12.06.2013 - 23:42 | Son Güncelleme:

    İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, A Haber’de %100 Siyaset programına konuk oluyor. İşte Vali Mutlu’nun açıklamaları:

    SABAHKİ MÜDAHALEDE MOLOTOF ATILMASI

    Böyle bir gelişmenin olmasını dilemiyorduk. Ama dikkatliydik. Bütün varsayımlarımızı gözden geçirdik. Beklediğimiz bir şeyle karşılaştık değerlendirmesi içinde olmam. Devletimize ve milletimize diz çöktürmek için yapılan sinsi çalışmalar için dikkatli davranmaya devam ettik. Bu alandaki çalışmalarımız çerçevesinde bu akşam geldiğimiz nokta, her türlü noktada düşünsel hazırlığımızı da yapmıştık. Bütün amacımız sıkıntı yaşamaksızın, hiçbir vatandaşımızın üzüntüsüne sebebiyet vermeyecek bir tabloyu iyi yürütmekti. Elimizden gelen gayreti gösterdik. Yaralı şöyle, ayakta gelip gidip tedavi görenler var. En son 30’du. Bunlardan ikisi, birisi kafa travması, ikincisi polis memurumuz kasıklarından aldığı darbeyle tedavi oldu.

    Gün içerisinde kısa kısa da olsa müdahaleler oldu. Bu müdahalelerde istemiş olduğunuz yöntem olmasa da ne yapmanız gerekiyorsa onu da yapacaksınız. Eleştiriler göz önünde bulundurularak daha hassas görevler yapıldı. Sabah 08:00 gibi bu çalışmayı başlatalım, Ata’mızın anıttaki heykelinde 15 gündür asılı olan dövizlerin, yine AKM’yi reklam panosu haline getirilen görüntülerin kaldırılmasına karar verdik.

    GEZİ PARKI EYLEMCİLERİNE MÜDAHALE EDİLECEK Mİ?

    Bizim milletimize yalan söylememiz gerek yok. Biz Gezi Parkı’na da gireceğiz, yapacağız dediğimiz vakit yaparız. Bunu da açıkça yaparız. Niye insanımızı kandıralım? Ben flamaları indirmek üzere gidiyorum diye ilan ediyorum. Gezi Parkı rahat olsun diyoruz. Taksim meydanına da bir müdahalemiz yok. Bu görüntülerden Türkiye’nin imajını korumaktır dedikten sonra Gezi Parkı’na girerseniz güveniniz kalır mı?

    Biz müdahale etmeyeceğimize söz verdik zaten. Ama iş o noktaya geldi ki çocuklarımızın güvenliğiyle ilgili, son gelişmelerden sonra, bu çocuklarımızın güvenlğinin artık ciddi şekilde tehlikeye girdiğini paylaştım.

    Çocuklara da söyledim. Siz şu an çatışma ortamının tam ortasındasınız. Flamaları kaldırdık, AKM önünde toplandık. Bizim üzerimize DİSK KESK Tabipler Odası’nın çağrıları üzerine halkımız geldi. Ve meydanı biz tekrar halkımıza, zaten amacımız oydu, buyurun dedik. Polisimiz de AKM’ye aldık. Ama meydanda çıkan toplanan halkımızın içindeki marjinal gruplar, AKM’deki polislerin üzerine saldırı gerçekleştirdiler. Bunlara müdahale etmek durumunda kaldık. Çok kalabalık oluşan Taksim’deki bu tablo da dağıldı. Ve ben bir açıklama yaptım. Artık vatandaşlarımızın, demokratik haklarını kullanmak üzere samimi olarak meydana çıkışlarını ajite eden, halkımızla güvenlik güçleri çatışmaya sokmaya çalışan marjinal grupların, meydanda bulunmasına müsaade etmeyeceğiz.

    Bu süre içinde sivil yurttaşlarımızın Taksim meydanına gelmemelerini, kendi güvenlikleri, ülkemizin huzur ve selameti açısından istirham ettik. Onların güvenliği bizim açımızdan birinci derecede önemlidir.

    Halkımızı alanlara sürekli çıkartıp, devletle halkı karşı karşıya getirmek için büyük planlar içinde olan bu gruplara karşı daha fazla müsamaha içinde davranabilmemiz mümkün mü?
    Bugün Gezi Parkı’na müdahale olmayacağına dair samimi sözümüzü sürdürdük. Halkın arasına girenler Taksim’i çok kötü tablo gark ettiler. Bundan sonra bu tabloların oluşmasına asla müsaade etmeyeceğiz.

    Bu sevgili gençlerin, bir takım harfler üzerinden tanımlanması sosyolojik açıdan bir şey ifade edebilir. X gençlik, Y gençlik değil bizim memleketimizin evlatları. Zihniyet düşünce fikir ne olursa olsun. Bize emanet ve ülkenin geleceği bunlar. Ben hiç birisini fikriyle zikriyle meşgul değilim. Güvenlikleriyle meşgulüm. Onların Gezi Parkı’yla ilgili duruşlarıyla ilgili bugün de söz verdik. Dokunmadık.

    Ben bu akşam bir şey daha söyledim. Ben birşeyi söyleyinceye kadar çok düşünürüm. Ama söylediğim andan itibaren geri dönüş yapmam gibi bir duruşum yoktur. Ama bugün bu çocukların artık bu tabloda bulunmaları gerekli olan yer ailelerinin yanı. Çadırlarda kalıyorar. Ben korkuyorum. Allah muhafaza, geçtiğimiz günlerde de birkaç çadırın yakılması hadisesi oldu. bu hadisenin benzeri yada bunun dışındaki herhangi bir acitasyon ben aydınlatma görevimi yapmalıyım.

    Bizim yavrularımız artık Taksim’de riskli alan içindedir. Bir çatışma ortamı var. Biz düzeni kurmak isterken de bu gruplarla çatışacağız. Dolayısıyla ailelerden istirhamım şu. Çocuklarının güvenliği için.

    Aileler benim sözümü dikkate alsınlar. Biz Taksim’de herşeyi toparladı diye böyle bir şey yok. Yarının ne getireceğini bilemiyorsunuz. Bunu lütfen bu akşam itibariyle de alsınlar. Benim yaptığım çağrıdan sonra pek çok aile geldiler çocuklarını aldılar. Kendilerine teşekkür ediyorum. ben burayı boşaltmak için de söylemiyorum bunları. Hala Taksim’in etrafında bizimle çatışmak için bekleyen gruplar var. Biz Taksim’de alana çevreye hakimiz diye, iki saat sonra çatışmayacağımızın garantisini vermiyoruz.  Aileler bu akşam gelip yavrularını oradan almalılar. Anne ve babalarının sorumluluğu yavrularının güvenliğiyle ilgili tedbir almayı gerektirir.

    “YAŞANANLARI HAK ETMİYORUZ”

    Şunu söyleyeyim. Ben bu ağır tabloyu ülkemizle hiçbir zaman bağdaştırmıyorum. Mutlu bir ülke olmamızı gerekiyor. Şu yaşanan hiçbirini hak etmiyoruz. İnsanımız hak etmediği bir mutsuzluğu yaşayacağım.
    Benim Silopi kaymakamlığım, Şırnak valiliğim var. İki çocuğum var. Biri 21 diğeri 26 yaşında. Biraz görüşmekte zorlanıyoruz. Hasret duyuyoruz birbirimize.

    Daha kötü tablolardan geldik. Güneydoğu’daki insanımızın yaşadığı sıkıntılı tabloları biliyorum. 92’de görev yaptığım yıllarda, İstanbulumuzdaki durumların çok daha vahimini yaşadık. Biz bu olayları görme müdahale etme ve dik durma konusunda tecrübeli bir idareciyiz. Biz bunları aşarız. Fakat ne yapılıyor, ne yapılmak isteniyor, onları iyi anlamak lazım.

    Bizim çocuklar. Gezi Parkı. Geldiler, ağaçlara samimi olarak sahip çıkmak için eylem başlattılar. Şöyle oldu böyle oldu. Çadırları yakanlar, inceleniyor. Görüntüler inceleniyor. İnceleme sonucunda ne varsa herşey ortaya çıkar. Yanlış varsa ortaya çıkartılır.

    SABAH ÇADIRLARIN YAKILMASI

    Çadır yakılmasını elbette kabul etmiyoruz. Bir müdahale oldu. Bugün Taksim alanındaki kalabalık yurttaşlarımızın içindeki gruplar gibi aynı gruplar nasıl polisimize saldırdılarsa, marjinaller ortamı çatışma içine soktular. Keşke olmasaydı ve farklı şekilde çözebilseydi. Her şeyden bir ders çıkarmak zorundayız.

    Bu çocukların ağaçlara yönelik tutkuları, çevreci yaklaşımlarının ulaştığı tablo çevrecilikle bağdaştırılması mümkün değil.

    Yarın alalım, bu çocukları sohbet edelim. Bunların hiçbirisi bunları tasvip etmiyor. Bugün o çatışma ortamı içinde kendilerine dokunulmayacağı rahat olmaları ve bulundukları yerden ayrılmamaları konusunda uyarılarıma disiplinli hareket ettiler. Durdukları yerde durdular.

    Niyetlerini biliyoruz bu gençlerin ama dikkat etmemiz gerekli olan şey her zaman ülkenin karıştırılması için fırsatta bekleyen bir takım mihrakların bu fırsatları değerlendirerek harekete geçmesidir.

    “DEVLETİN GÜCÜ SINANMAMALI”

    Devletin karşısına ben çatışma kültürüyle ben sonunla konuşmak istiyorum derse, devletin gücü asla sınanmamalıdır.

    Hiç kimse böyle bir tablonun, ister su ister gaz olsun, halkın daha doğrusu göstericilerin üzerine sıkılmasını arzu eder mi? Ama şunu söyleyeyim, yanlış yapan kimse yok mudur? Her işte vardır.

    Biz bugün kaç tane haberi düzelttik? Sosyal medya, internet gazeteciliği olsun. Yani yanlış bir haberi topluma vermek, insanlara yanlış bir şekilde müdahalede bulunmaktan farklı bir şey midir? Herkes işini yaparken doğru yapacak. Yanlış yapan varsa bunlar ayıklanacak. İşlenmiş olan kusurlar olabilir ferdidir. Ama polisimizin genel olarak böyle yaklaşım içinde olduğu, önüne gelen her yere müdahaleyi yaptığını kimse bana söyletemez.

    Ben buradan çıktıktan sonra ben onların yanına gideceğim. Saatlerdir ayakta, İstanbul’un için görev yapan çocuklar var polisler. Onlara uğrayacağım. Gezi’deki çocuklara da biz uğrarız, bekleriz diye söyledik. Göz göze gelmedik ama gönül gönüle geldik.

    “ÇOCUKLAR CANIYLA GÖREV YAPIYOR”

    Biz gençlerimizi seviyoruz anlıyoruz dedik. Dolayısıyla ben gönül itibariyle aynı şeyleri söylüyorum. Polis mensuplarımızı yanına gideceğiz. Asla canıyla görev yapan polis memurlarının bu millete hizmet ederken kasti tutumlar içinde davrandığını söyleyemez. Onlar da bizim çocuklarımız. Bizim evlatlarımızın yaşında. Canıyla görev yapıyor bu çocuklar.

    Ama kontrolsüz kendini iyi kontrol edemeden yanlış yapmış şahıslar varsa hepsi takip ediliyor.

    Bu şiddet yanlısı grupların en çok yapmak istedikleri şey, karşılarındaki güvenlik güçlerinin şiddet yanlısı imaj içinde görünmelerine ilişkin ciddi algı yaratmaktır. Bu konuda da belli mesafe kat ettiler. Bu konuda da fırsat vermemek lazım. Yanlış olan varsa üç beş gereği yapılır.

    Benim günlerdir uykusuz olan çocuklarıma, polis memurlarına karşı herkesin destek vermesi gerekir. Bu görevi yaparken masa başında kalemle yapmıyorlar. Canıyla alanda yapıyorlar.

    İstedikleri kadar bu yayını yapsınlar, İstanbul’u kimse diz çöktüremez. Şunu söyleyeyim. Suriye’de bugün patlayan bombada galiba 10’dan fazla insan hayatını kaybetti. Suriye’de hayatını kaybeden her insana gani gani rahmet diliyoruz. Patlamada hayatını kaybeden onlarca kişiyle olan haber ajanslarda üçüncü sırada. İstanbul’u birinci sıraya çekiyorlar. İstanbul’da taksim meydanında su sıkıyoruz. İnsanlar birbirlerini kovalıyor. Yastık yakıyor vesaire. Baraka yakıyor. Bütün bu görüntüler dünyaya geçiyor ve sizi birinci sıraya oturtuyorlar.

    Marjinal gruplar bu memlekete bedel ödetmeye çalışıyor. Bunları herkes tanıyor, mutlaka hukuk içinde entegre edeceğiz ve mahkemelere vereceğiz.

    Medyaya bile yansıdı. Gösterici kılığına girmiş, polislerin görüntüleri diye, bizim ülkemizde bizim medyamız tarafından haber yapıldı. Yapılır mı böyle bir şey?

    Yakaladık aldık ve bana gerçekten o kişi midir, başka kişi midir diye soranlar var. Olay yerindeki fotoğraflarıyla, birlikte mukayese olarak verdim. Dedim ki hala inanmıyorsanız bir daha duyuruyorum dedim. Benim polisimi provokatör gibi kullandılar. Yakalamasak üzerimize kalırdı.

    Biz gönlü yufka insanlarız. Ama bu tablonun hoş bir tablo olmadığını ve bütün bu olayları geliştiren planlayanlara karşı hep birlikte bu gayreti göstermemiz gerektiğini bir kez daha paylaşıyorum. Gençlerimizin her şey gönüllerince olsun.



     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı