Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Vakıf’a 2 yıl sınırı

    Gönül KOCA
    16.12.2014 - 09:12 | Son Güncelleme: 16.12.2014 - 09:20

    Resmi Gazete’de 26 Kasım 2014’te yayımlanarak yürürlüğe giren TÜSEB kanununa göre, kadrosu devlet üniversitesinde olup vakıf üniversitelerinde görevlendirmeyle bulunan hocalar, bu şekilde 2 yıldan fazla çalışamayacak.Yasadan etkilenen öğretim üyeleri ya kadrolarının olduğu devlet üniversitelerine dönecek ya da istifa ederek vakıf üniversitelerindeki görevlerine devam edecek. Yaklaşık 10 vakıf üniversitesi rektörü, devlet ya da vakıf üniversitesi seçenekleri arasında kalmış durumda.

    TBMM’den eleştirilerin gölgesinde geçen ‘Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’, birçok vakıf üniversitesi rektörünü koltuğundan edecek. Kısa adı TÜSEB olan kanunun 40’ıncı maddesinin (b) fıkrasına eklenen hüküm şöyle: “Vakıf yükseköğretim kurumlarına yapılacak görevlendirmeler toplam iki yılı geçemez ve bu şekilde görevlendirilen öğretim üyelerine idari görev verilemez.”
    TÜSEB’in kanunlaşmasının ardından, bu durumda olan rektör, dekan ve hocalara YÖK’ten yazılar gitmeye başladı bile. Bazı vakıf üniversitesinin rektörleri emekliliği düşünürken bazıları kadrolarının bulunduğu devlet üniversitesini, bazıları da görevli oldukları vakıf üniversitesini tercih etmeye başladı.

    Vakıf’a 2 yıl sınırıEmekli olamayan tek benim
    MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin’in kadrosu da İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ). 20 ay önce MEF Üniversitesi Rektörü olan Şahin, şunları söyledi: “Devletin çıkardığı yasalara güvenerek kuruluş aşamasında olan MEF Üniversitesi’ne rektör olarak dört yıl boyunca hizmet etme sözü verdim. Bu durumda mezun olduğum, rektörlüğünü yaptığım İTÜ’den, son dakikada çıkan yasayla, ayrılma kararı almak zorunda bırakılmam benim için üzüntü verici. Yasalar bu şekilde çıkacaksa kimse geleceğini bundan sonra planlayamayacak. Benim gibi rektör olanlar içinde hem yaş hem de sene olarak emekli olamayan tek benim. Diğerleri emeklilik aşamasında, bu işten en çok etkilenen ben olacağım sanki.”

    Vakıf’a 2 yıl sınırıGemileri yakıp gelmeli
    İstanbul Üniversitesi’nde kadrosu bulunan, ancak yasa çıkınca emekliliğini isteyen Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel ise şunları söyledi:
    “Benim kadrom İstanbul Üniversitesi’ndeydi, ama emekliliğimi istedim. Objektif olarak bakıldığı zaman tabii ki büyük üniversiteler yeni kurulanlara destek vermeli ama yönetici pozisyonundakilerin tam kadro olması çok önemli. Çünkü taşın altına elini koymalı ki, daha başarılı olsun. Kadrosu başka yerde olunca, her an gidecek gibi oluyor. Bir üniversitede eğer yönetici iseniz tam kadrosunda olmalısınız. O zaman daha enerjik çalışılabilir. Gemileri yakıp gelmeli ki geri dönüşü olmadan orayı daha başarılı kılsın.”

    Vakıf’a 2 yıl sınırıÇözüm yerine cezalandırma
    Rifat Sarıcaoğlu (Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı):
    Türkiye’deki hızlı üniversiteleşmeden dolayı kadro açıkları olacağı belliydi, buna göre bir planlama yapılmadı. Sistemi cezalandırma vakıf üniversiteleri üzerinden olmamalı. Vakıflardan kendilerini ispatlamış olanlardan doktora programı açmak isteyenlere YÖK izin vermedi. Önceki YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, 15 bin doktoralı eleman açığı olduğunu söyledi. Dünyanın her yerinde kendisini ispat etmiş üniversiteler doktora eğitimi veriyor. Bundan hem sistem, hem de vakıf üniversiteleri zarar görecek. 15 bin açığı böyle yasaklamalarla çözemezsiniz. Çözüm odaklı olacağımız yerde cezalandırıcı oluyoruz.

    Vakıf’a 2 yıl sınırıÖnünü kesmek çare değil
    Prof. Dr. Tahsin Yeşildere (Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı):
    Devlet üniversitelerinde yetişmiş nitelikli öğretim üyeleri vakıf üniversitelerine transfer edildi. Giderek devlet üniversitelerinin niteliği düştü, içi boşaldı. Bugün devlet üniversitelerinde öğretim görevlisi akademisyenler ders veriyor. O da dışarıdan temin ediliyor. Öğretim üyelerinin oradan oraya koşturarak ders vermeleri, onları sadece ders veren öğretim üyesi konumuna getiriyor, dolayısıyla yetiştireceği doktoralı eleman sayısı ve niteliği düşüyor. Bunun önlemini almak gerekir tabii ki, önünü kesmek değil. Oturup konuşulup, tartışılması lazım. Önü kesildiği zaman vakıf üniversitelerinin eğitim öğretim kalitesi düşecek. Vakıf ve devlet üniversitelerinin, gereken kriterler tamamlanmadan açılmaması lazım. Gelecek 10-20 yılın planı yapılmalı. Kaç öğretim üyesi yetiştirileceğinin düşünülmesi gerekiyor. Aynı zamanda devlet üniversitelerindeki öğretim elemanlarının maaşları da iyileştirilmeli. Bütün bu çalışmalar sonunda kademe kademe geçiş sağlanabilir.

    Kadrosu devlet üniversitesinde olan rektörlerden bazıları

    1 - Prof. Dr. Yunus Bekdemir (Canik Başarı Üniversitesi Rektörü- Kadrosu Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde)
    2 - Prof. Dr. Ömer Torlak (KTO Karatay Üniversitesi Rektörü-Kadrosu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde)
    3 - Prof. Dr. Berrak Kurtuluş (Gedik Üniversitesi Rektörü-Kadrosu İstanbul Üniversitesi)
    4 - Prof. Dr. Saffet Tüzgen (Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü, TÜSEB yasası nedeniyle 5 Aralık 2014’te görevi sona erdi. Aynı üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Belce’nin süresi doldu. Her iki hocanın kadrosu İstanbul Üniversitesi’nde)
    5 - Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez (İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü)
    6 - Prof. Dr. Muhammed Şahin (MEF Üniversitesi Rektörü-Kadrosu İTÜ’de. MEF Mühendislik ile Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakülteleri dekanlarının da kadrosu İTÜ’de)
    7 - Prof. Dr. Hüseyin Ekiz (Süleyman Şah Üniversitesi Rektörü, kadrosu Sakarya Üniversitesi’ndeydi emekli oldu)
    8 - Prof. Dr. Adnan Yüksel (Biruni Üniversitesi Rektörü, kadrosu İstanbul Üniversitesi’nde idi, emekliliğini istedi)

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı