Vahap Munyar: Ekonomiye ‘gölge başbakan’ gerek

Hürriyet Haber
18.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

Vahap MUNYAR

ULUSLARARASI Para Fonu (IMF) ile imzalanan stand-by anlaşması destekli üç yıllık program, ilk 9 ayını bitirmek üzere...

Verilen ‘‘program başarıyla yürüyor’’ mesajlarına karşın, gündeme gelen ‘‘ince ayar’’ zorunluluğu, bazı aksaklıkların olduğunu ortaya koyuyor.

İlk günlerden beri, başta iş dünyası olmak üzere birçok çevreden ‘‘Programın sahibi yok’’ eleştirisi geldi.

Kimi ‘‘Başbakan Bülent Ecevit çıkıp tam anlamıyla programı sahiplenmeli’’ dedi.

Kimi, ‘‘Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli henüz yıpranmamış bir isim. Onun programı sahiplenmesi daha etkili olur’’ görüşünü savundu.

Bu tartışmalar arasında, her kesimin canını yakmaya başlayan programı bugüne kadar iki bürokrat sırtladı.

Biri Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp.

Diğeri Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel.

Allah'ı var gayet uyumlu çalışıyorlar...

BEN NE DEDİM Kİ?

Ancak, Demiralp ile Erçel'in uyumlu çalışmasının da yetmediği, geçen hafta yaşanan gelişmelerle bir kez daha ortaya çıktı.

Önce, IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, Antalya'dan esti, gürledi:

‘‘Bir an önce ince ayarı yapın. Tüketimi kısıcı, gelirleri artırıcı önlemler alın...’’

Cottarelli'nin bu sözleri, Başbakan Ecevit'i sinirlendirdi.

Ecevit, sinirden sesi de titreyerek, ‘‘IMF gibi uluslararası kuruluşların temsilcileri bize sadece tavsiyede bulunabilir. Ücret-fiyat politikamıza doğrudan müdahale edemez’’ dedi.

Zaten yerlerde sürünen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), Başbakan'ın bu sözleriyle yüzde 5'ten fazla düştü, faizlerin yönü yukarı döndü.

Başbakan'ın yakın çevresine, ‘‘Ben ne dedim ki Borsa bu kadar düştü?’’ dediği kulislere yayıldı.

ÖZAL ÖRNEĞİ

Şimdi iş dünyası yine uygulanan ekonomik programın sahibi konusunu tartışıyor.

Bazı işadamlarından ‘‘Ekonomiye 1980'in Turgut Özal'ı gibi bir gölge başbakan gerekiyor’’ önerileri geliyor.

Bir işadamı, bu öneriyi şöyle detaylandırıyor:

‘‘24 Ocak kararları sırasında Turgut Özal, hem Başbakanlık Müsteşarlığı'nı, hem de Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı'nı üstlendi. Yani, ekonominin dümenini başbakan adına kavradı. Gerçi daha sonra 12 Eylül darbesi geldi, Özal da Başbakan Yardımcısı sıfatıyla ekonominin patronu oldu, yani, Özal'ın ekonominin gölge başbakanlığı işi fazla sürmedi. Bugün, koalisyonun üç liderinin üzerinde anlaşacağı bir bürokrat benzeri konuma getirilebilir. Böyle güçlü bir bürokrat, politik kaygılar yaşamadan programın her türlü sıkıntısını karşılayabilir. Koalisyon liderleri arasında köprü görevi görür. İşler rayında yürür.’’

Öneriyi yansıtması bizden, tartışması sizden.

Bence tartışmaya değer.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı