Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Vah benim apokaliptik okurlarım!

    Hürriyet Haber
    29.10.2003 - 17:04 | Son Güncelleme: 29.10.2003 - 17:04

    “Altı ay sonra dünyanın yok olacağını öğrenseniz ne yapardınız?” arketine verdiğiniz cevap beni çok sarstı. İki farklı tepki geldi bu ankete. Doğrusu, cevap şıklarından sonuncusu, anketi yayına koyduktan sonra aklıma geldi de ekledim. En çok cevabın bu şıkka geleceği aklımın ucundan bile geçmezdi.

    Toplu cevaplarınız şöyleydi:
     

     Ölümü beklemem, intihar ederdim

    %

     43.9

     İşimi bırakır, sevdiklerimle birlikte olurdum

    %

     36.9

     Bol bol seyahat eder, dünyayı görürdüm

    %

    9.5

     Gıcığım olan biri(leri)ni temizlerdim

    %

    2.8

     Kredi kartımla bol bol harcama yapardım

    %

    2.2

     Çalar, çırpar, saldırır... Her türlü pisliği yapardım

    %

    2.0

     Depresyona girer, köşemde beklerdim

    %

    1.4

     "Belki sadece ben kurtulurum" diye hazırlık yapardım

    %

    1.3


    Korkunç!

    Demek yüz kişiden 44’ü böyle bir ihtimal karşısında ölümü seçecek. Muhtemelen, çoluğunu çocuğunu korkunç bir ölüme terk etmektense, onları da “beraberinde götürmeyi” tercih edecek...

    Tabii anket sonucunu tartıştığımız Tarık Devrim’in dediği gibi, “Dünyanın sonunun ne şekilde geleceği” çok önemli, belirleyici. Herkes uykusunda ölecekse, kolay... Yani “korkunç bir ölüm” ihtimali insanları intiharı tercih etmeye itiyor, olabilir.

    Ama yine de apokaliptik tarikatlere şaşmamak gerek...

    Demek ki, “Dünyanın sonunun geldiğine” insanları ikna ettiniz mi, topluca intihara götürmek artık çocuk oyuncağı!

    ”İşimi gücümü bırakır, sevdiklerimle birlikte olurdum” (% 36,9) diyenlerle, “Bol bol seyahat eder, dünyayı görürdüm” diyenlerin (% 9,5) tepkisi daha, sağlıklı diyerek diğerlerini hasta etmeyelim de, daha “anlaşılır gibi” en azından...

    *

    Ben mi ne yapardım? Senaryoyu yazan ben olduğuma göre, hile yapardım... Birden çok cevap verirdim bu ankete. Yani...

    Bir defa, bir gazeteci olarak öyle gazetelerde her yazana, televizyonda her söylenene, yarım yüzyıla yaklaşan bir Türk olarak da bizi yönetenlerin herhangi bir dediğine kolay kolay inanmayacağıma göre, hesaplarımı iki senaryo üzerine kurardım:

    1.Belli mi olur abi!.. senaryosu: Dünyanın sonu haberi doğrudur, hazırlıkları ona göre yapalım.

    Bu durumda, anketimizin birçok şıkkına birden cızık atardım: İşimi bırakır, sevdiklerimle birlikte olur (No.2), ama bu arada gıcığım olanları da birer birer temizler (No.6) ve fakat temizlemeden önce çoğunun ümüğünü sıkar, buna değenler varsa (bilmem anlatabildim mi!) ümüğüne çöker (No.5) üstelik bir yandan da, “Ulan bir terslik olur, bu işten sıyırırsak, armut gibi açıkta kalmayalım” hesabı (No.3) aşağıdaki “2.Bize bir şey olmaz abi senaryosunu” da icra ederdim.

    2.Bize bir şey olmaz abi senaryosu: Bize bir şey olmaz abi... mantığıyla, “dünyanın nasılsa sonu geldi” diye paniğe kapılan insanların evini, arabasını, renkli televizyonunu yok pahasına kapatır, “Dünyanın sonunun gelmediği anlaşılınca, iyi bir kârla satarız abi” diye mal mülk edinirdim, mesela. Yahut, “Göktaşı filan çarpar felan, 2B’ye girdi ayağına üstüne otururuz” hesabı, Belgrad Ormanı’nın etrafını çitle çevirir, Boğaz sırtlarına gecekondu dikerdim.

    *

    İnanır mısınız, yukarıda yazdıklarımı okuyunca fark ettim... Ulan ben ne pislik adammışım meğer! Sevdim kendimi.

    Mad Max Serdar !

    ...

    Doğruyu da söyleyeyim mi, İşimi gücümü bırakıp, kalan vaktimi ailemle geçirir, ama bu arada (Türk’üz!) ne olur ne olmaz diye, hani ya bir mucize olur da sağ salim kurtulursak çocul çocuk sefil olmasın diye, mümkün olduğunca namuslu tedbirlerimi alırdım...

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı