Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uzun'u öldüren itiraflar

Uğur DÜNDAR

Uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Uzun, 26 Aralık akşamı İstanbul Emniyeti'nde ‘‘konuşmuş’’ ve ardından gözaltındayken intihar etmişti. Uzun'un itiraflarını Arena ekibi ele geçirmeyi başardı.

Bora Barış Güler'in katilini Ferruh Tankuş vurdurttu

Korkmaz, sahte tetikçileri hapse göndertti

PKK eroinini Sarıtaşlar sattı

Ayvaz Korkmaz 10 bin mark verip adam tutuklattı

Cinayeti örtbas için başkomiser K.G.'ye 37.5 milyar ödendi.

Hüseyin Uzun, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Organize Suçlar Şubesi'nde intihar ettiğinde, altı kaset dolusu itirafta bulunmuştu.

Türkiye, haftalardır bu kasetlerde neler olduğunu merak ediyor. Arena ekibi, yoğun çabalardan sonra Uzun'un video kasetlere çekilen ifadesinin metnini ele geçirmeyi başardı. Yaklaşık 100 sayfalık ifadede, müthiş iddialar yer alıyor. Son yılların en büyük uyuşturucu kaçakçılıkları, bunlarla ilgili cinayetler, mafyacıların polisteki bağlantıları ve rüşvet olayları anlatılıyor.

NELER NELER ANLATMIŞ

Uzun ifadesine, öldüğü tarihe kadar yaptığı yasal işleri anlatarak başlıyor. Sonra da sözü, uyuşturucu kaçakçısı Kemal Sarıtaş ve halen yurtdışında olduğu sanılan firari Ayvaz Korkmaz'la ilişkilerine getiriyor.

İfadesine göre; 1958 doğumlu Hüseyin Uzun, iş hayatına 1976 yılında atılmış. Yaptığı işler arasında Ereğli Sahil Seyahat Şirketi'yle otobüs işletmeciliği, Aydın Turizm Firması'yla turizmcilik, daha sonra da inşaat işleri yer alıyor. Son dönemde Fortuna adı altında bir mağaza açıyor. Eroin kaçakçısı Kemal Sarıtaş ve mafyacı Ayvaz Korkmaz'la bu mağazaya geliş gidişleri sırasında tanıştığını söylüyor. Anlattığına bakılırsa, 1994'ün başındaki tanışma zamanla ortak iş yapmaya dönüşüyor.

Uzun'un ifadesinden, 32 yaşında öldürülen Kemal Sarıtaş'ın irikıyım bedenine karşın, sporcu olduğu ve vaktiyle judo sporu yaptığı anlaşılıyor. Ancak Kemal Sarıtaş'ın asıl işinin, çocukluktan itibaren eroin kaçakçılığı olduğunu söyleyerek şu bilgiyi veriyor:

‘‘Daha çocuk yaştayken dayısı Servet Stoçi bunun eline malı (eroini) verip Bakırköy'den Aksaray'a gönderirmiş. Tabii yakalanmamak için dolmuşa falan binmeden, yürüyerek gidermiş.’’

Uzun, Kemal Sarıtaş'ın ilk sermayesini gasp yoluyla sağladığını da şöyle anlatıyor:

‘‘Yıl 1991... O tarihte Kemal parasız. Bir özel şirket mutemetini takip ederek, adamın elindeki çantayı alıp kaçıyor. Çanta kelepçeli ama öyle bir asılıyor ki, kelepçeyle çantanın sapı, mutemetin elinde kalıyor. O işten 1991'in parasıyla 2.5 milyar lira kapıyor. Sonra da dayısının karşısına geçip, kendi başına iş kuruyor.’’

Uzun'un ifadesinden Sarıtaş'ın birçok akrabasının eroin işinde olduğu, hatta bunların bir bölümünün PKK eroinini sattıkları anlaşılıyor.

Ayvaz, para veriyor polis örtbas ediyor

Ayvaz Korkmaz'ın Uzun'un ifadesinde yer alan olayları: Sefaköy'de bir fırıncının yaralanması: Lüks fırın sahibi olan Kastamonulu bir kişi, Ayvaz'ın başlattığı fırıncılar arası örgütlenmeye katılmadığı için bizzat onun saldırısıyla ayağından vuruluyor. Bu olay, cinayet masası polislerinden B.Ö. sayesinde örtbas ediliyor. Saldırının ardından fırıncılar dernekleşiyor ve Ayvaz'la adamlarına, bugünün parasıyla her ay yaklaşık 2 milyar lira ödemeye başlıyorlar.

Korkmaz, hakkında dedikodu yapan ‘‘Can-Can Çay Bahçesi’’nin sahibini de ayağından vuruyor, babasını yaralayan bir kişiyi de öldürtüyor. (Hüseyin Uzun bu cinayetin tetikçisi Erhan Özdoğan'ın halen cezaevinde olduğunu söylüyor.)

Ayvaz, kendisiyle takışan bir emlakçıyı da öldürtüyor... Polise yine sahte tetikçi teslim ediliyor. Başkomiser K.G.'ye 37.5 milyar, Polis Şehitleri Vakfı'na 37.5 milyar ve H. adındaki bir emniyetçiye de 37.5 milyar lira verilerek 2 milyon dolarlık bir karapara aklama olayı gerçekleştiriliyor.

Polis-mafya ilişkisi

Kemal Sarıtaş, narkotik yetkililerinin yanı sıra Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan bazı üst düzey polis şefleriyle de arasını sürekli iyi tutmaya özen göstermiş, onlardan da parayı esirgememiş. Uzun, ifadesinde bu polis yetkililerinin de adlarını veriyor. (İfadede yer alan tüm Emniyet mensupları hakkında soruşturma açıldığı için isimlerinin sadece baş harflerini yazmakla yetiniyoruz. Bunlar C.A., M.G., N.K., Karabük'te görevli A.U. ve Ankara'daki T.U.).

Ancak yoğun rüşvet ilişkisi Kemal Sarıtaş'ı Baybaşin konusunda sorgulanmaktan kurtaramamış. Tehlikenin geçtiğini sandığı bir sırada İstanbul Narkotik Şube yetkilileriyle F.T'nin şoförü M.Y. özel ekiple gelip kendisini şubeye götürmüş. Sorgu sırasında üzerine hortumla su sıkılan Sarıtaş'ın imdadına Ayvaz Korkmaz yetişmiş. Ayvaz'ın devreye girmesiyle su sıkma işlemi bitmiş ve giydirilen Kemal Sarıtaş evine götürülmüş. Hüseyin Uzun gözetim altına alınmanın Kemal'e 500 bin marka patladığını iddia ediyor. Anlattığına bakılırsa eve gelir gelmez N.Y'ye hemen 250 bin markı, kısa bir süre sonra da paranın diğer bölümünü vermiş. Bu arada özel ekip evini aramadığı gibi, ruhsatsız silahını da görmezden gelmiş.

Uzun, arkadaşı ve son dönemde eroin işinde ortağı Kemal Sarıtaş'ın F.T. ile olan ilişkisini anlatırken yazlık bir evden de söz ediyor. İddiasına göre F.T.'nin ağabeyi yazlık evini satmak istemiş. Kemal de başkasına gitmemesi için F.T.'ye 700 bin mark verip evin F.'lerde kalmasını sağlamış.

Cinayet bitmek bilmiyor

Kemal Sarıtaş, tedavi için gittiği Londra'da 50 gram kokain suçlaması dolayısıyla 11 ay kadar hapis yattıktan sonra Türkiye'ye dönüyor ve askerlikten kaytarmak amacıyla sahte çürük raporu almaktan askeri cezaevini boyluyor. Yaklaşık 4 ay hapiste kalıyor. Bu arada Megatrans Nakliye Şirketi'nin sahibi olan Ahmet'in ortaklığıyla, yaklaşık bir tonluk eroini çeşitli partiler halinde İspanya ve Hollanda'ya gönderiyor. Ahmet yakalanıp cezaevine girince, bu kez oğlu Sıtkı ile işi götürüyor. Böylece 1996 sonbaharına kadar, 700-800 kilo eroin daha yollanıyor. TIR'lara yerleştirilen eroinlerin ulaştığı adreste, yani İspanya'da malı Kemal'in ağabeyi bekliyor.

AYVAZ EROİNE ORTAK

Belli bir tarihten sonra Ayvaz da eroine ortak oluyor. Bu işler devam ederken Ayvaz'ın adamları, Arnavut İsmet lakaplı mezbaha işletmecisinin otomobiline yaylım ateşi açıyor. Saldırıda mezbaha işletmecisinin oğlu başından aldığı kurşunla ölüyor, kendisi de yaralanıyor. Olayın azmettiricisi olarak mezbahanın mülk sahibi Ali Demirkıran yakalanıyor.

Bu iş için Ayvaz Korkmaz'ın çıkardığı faturayı ödemeyen ve tapuyu ona devretmeyi kabul etmeyen Demirkıran, cezaevinde şişlenerek ve boğazı telle sıkılarak feci şekilde öldürülüyor. İşi yine Ayvaz'ın adamları bitiriyor. Aynı kişiler tecavüzden tutuklu bir kişiyi de öldürünce, Metris Cezaevi'nde isyan çıkıyor.

Bu arada Tekirdağlı Arnavut İsmet, 9 milyar lira karşılığında mezbahayı terk ediyor ve orası bir süre bazmorfinin eroine dönüştürüldüğü bir imalathane olarak kullanılıyor. Böylece 476 kiloluk bazmorfinin 350 kiloluk eroine dönüştürülmesiyle elde edilen ilk mal, üç postada İspanya'ya gönderiliyor. Bunun ardından Ayvaz Korkmaz'ın cüzdan üretimi yapılan dükkánında preslenen 217 kiloluk eroin de, aynı şekilde yurtdışına çıkarılıyor.

İbrahim Cici olayı

Kemal Sarıtaş ve Ayvaz Korkmaz, Hüseyin Uzun'un mağazasında tanıştıktan bir süre sonra Kemal, Ayvaz'la ortağı Hadi'ye (Hadi Özcan değil) bazı tahsilat işleri havale ediyor. Bu ikili önce Kemal Sarıtaş'ın bir kömür deposu sahibinden alacağını tahsil ediyor.

Daha sonra sıra İbrahim Cici'ye geliyor. Bu tahsilat da kömür bağlantılı. Uzun'un ifadesine göre Kemal Sarıtaş, boru alırken Cici'ye para vermiş ve o tarihte 7 milyar lira tutan alacağını bir türlü tahsil edememiş. (Burada bir parantez açarak Sarıtaş'ın verdiği bilgilerle İbrahim Cici'nin kim olduğunu anlatmamız gerekiyor:

SABIKALARI

Yeni Günaydın Gazetesi'nin sahipliğinin yanı sıra, öldüğü tarihte kömür ocağı işletmeciliği de yapan Bekir Kutmangil'i öldürmekten halen cezaevinde yatan Cici'nin başka sabıkaları da var: Bunlardan biri, Yeşilköy'de nalburluk yapan Mazman Kardeşler baskını... Cici ve bir adamı 1993 yılında bu dükkánı basarak ‘‘Vali’’ lakaplı Mazman'ı öldürüp, kardeşini de ağır yaralıyor.

Aynı Cici, daha sonra Mazman baskınını şantaj malzemesi yapan bir kişiyi Bakırköy'deki Ömür Hastanesi'nin önünde tek kurşunla öldürtüyor. Son cinayeti işleyen tetikçi, cezaevinde Ayvaz Korkmaz'ın adamlarının koğuşuna düşüyor. Orada gördüğü baskıyla, mahkemede bu suça kendisini Cici'nin azmettirdiğini söylüyor. Böylece Kutmangil cinayetinden içeride olan Cici'nin daha fazla cezaevinde kalması amaçlanıyor. Şimdi yine Cici'nin Kemal Sarıtaş'la olan ihtilafına dönüyoruz.)

CİCİ'YE SALDIRI

Kemal'in Yüksekovalı Nusret aracılığıyla getirdiği 400 kiloluk eroini taşıyan zulalı kamyonete, jandarma Sarıyer taraflarındaki ormanlık alanda el koyuyor. Cici, jandarmanın zulayı bulmasına fırsat vermeden olayı kapatmak için Kemal'den 400 bin mark alıyor, bu para güya karakoldaki bir astsubaya veriliyor. Ama zula patlıyor ve mal çıkıyor! Kemal verdiği parayı Cici'den geri istiyor. Cici de çeşitli bahaneler öne sürerek, yurtdışına çıkmak zorunda olduğunu söylüyor ve 20 bin dolar istiyor. Parayı koparınca da çıktığı yurtdışından uzun süre dönmüyor.

Eroin fiyaskosu Kemal'i öldürdü

Kemal Sarıtaş'ın 600 kiloluk bazmorfini İran'da ele geçirilince, bu ekip dünya uyuşturucu piyasasının önde gelen isimlerinden Pakistanlı Hacı Asa ile Alaaddin isimli bir İranlı'yı kaçırıp Sinanoba Blokları'ndaki bir daireye hapsediyor. Hacı Asa o sırada Baybaşin'den kopmuş durumda. Onun kaçırılmasından amaç, biraz para ve eroin koparmak. Diğer rehinenin ağabeyi İran'da polislik yapıyor. Sarıtaş ve Yüksekovalı Nusret, İranlı Alaaddin'i, bu işin yani bazmorfin operasyonunun sorumlusu olarak görüyorlar.

2 MİLYON MARK AVANTA

Ancak birkaç gün sonra İranlı evden kaçıp polise sığınıyor. Evi basan polisler, Hacı Asa ile Sarıtaş'ın adamlarını yakalıyor. İranlı, bu kişilerin 600 kiloluk bazmorfinini yakalattığını itiraf ediyor. Zor durumda kalan Kemal Sarıtaş, Ayvaz'dan, bu İranlı'nın öldürülmesini istiyor. Derinliğine sorgu yapılmadan serbest bırakılan Hacı Asa ise birlikte çalıştığı Cumhur Yakut isimli kaçakçının yardımıyla yurtdışına çıkmayı başarıyor. Hüseyin Uzun serbest bırakılma işleminde, 2 milyon marklık bir avanta tezgáhının çalıştığını anlatıyor.

İranlı'nın izini süren Ayvaz'ın adamları, pasaportu Büyükçekmece Polis Karakolu'nda mahfuz tutulan kurbanın oraya gelmesini bekliyor. 10 bin mark rüşvetle kendilerine bağladıkları bir görevli, ‘‘Adam geldi, pasaportu aldı’’ mesajını verince, bindiği minibüste İranlı'yı kurşun yağmuruna tutup öldürüyorlar.

Kemal Sarıtaş fiyaskoyla sonuçlanan bu eroin işi dolayısıyla Yüksekovalı Nusret'e 900 bin marklık bir hesap çıkarıyor. Ayvaz ise hem 170 kiloluk bir eroinin üstüne yatıyor, hem de ondan 700 bin mark istiyor. Bu arada Ayvaz Korkmaz'a muhbirlik yapan Sarıtaş'ın şoförü Osman da Kemal'in kendisine 1 milyon 300 bin mark ödemesi gerektiğini söylüyor.

İşte bu şekilde patlak veren Sarıtaş-Korkmaz ihtilafı sonucunda Ayvaz Korkmaz, Kemal Sarıtaş'ı, Erdoğan Karaçam adlı tetikçisine vurduruyor. Hüseyin Uzun bu cinayeti anlatırken Sarıtaş'ı vuranın aslında Erdoğan değil Ayvaz olduğunu, ancak cinayet masasında işin bu şekilde bağlandığını iddia ediyor. İddiasına dayanak olarak da Ayvaz Korkmaz'ın cinayet masasıyla olan rüşvet ilişkilerini gösteriyor.

POLİSLER SORUŞTURULUYOR

Uzun'un iddiasına göre Ayvaz Korkmaz, bölgeye bakan polis memuru B.Ö.'ye Avcılar'da 150 bin dolarlık ev almakla kalmamış, cinayet masasının her hafta B.Ö. aracılığıyla yolladığı at yarışı kuponlarını da düzenli şekilde ödemiş. Uzun, haftalık ödemenin 300-500 milyon lira arasında değiştiğini söylüyor. (Uzun, Ayvaz'dan rüşvet alanlar arasında Cinayet Masası Bölge Amiri M.'nin ve bir başka yetkili olan O'nun adlarını veriyor. Bu kişiler de soruşturma geçiriyor.)

Polis katilini vurdurtmuş

Uzun'un bir başka önemli iddiası da Nazmi Deliktaş'ın vurulmasıyla ilgili. Anlattığına bakılırsa, Komiser Yardımcısı Bora Barış Güler'in katil sanığı olan, uyuşturucu satıcısı Nazmi Deliktaş'ı Ayvaz Korkmaz polise yaranmak amacıyla vurdurmuş. Ancak Deliktaş saldırıdan yaralı olarak kurtulmuştu. Bu konudaki istek de Narkotik Şube Müdürü Ferruh Tankuş'tan gelmiş. İfadedeki müthiş itiraflar bitmek bilmiyor. Hüseyin Uzun, Kemal Sarıtaş'ın ardından, kardeşi Cemal'i öldürenlerin de Korkmaz'ın tetikçileri olduğunu öne sürüyor. Bununla da yetinmeyip, Bakırköy Emniyet Müdürlüğü'nden bazı yetkilileri, zamanında önlem almamakla suçluyor.

Uzun, ifadesinin son bölümünde, teslim olduğu sırada içtiği suda birkaç tane uyku ilacıyla İnsidon adlı depresyon tedavisinde kullanılan tabletlerin bulunduğunu anlatıyor. Uzun, hemen hastaneye götürülerek midesi yıkanıyor.

Uzun konuştu ve öldü. Onun iddialarıyla ilgili son sözü DGM'nin yargıçları söyleyecek.

Baybaşin'in ortağı Sarıtaş'a polis şefi ‘kaç’ uyarısı yaptı

Hüseyin Uzun'un ifadesinin en önemli bölümlerinden birini, 1998 yılında Hollanda'da başlayan Baybaşin Operasyonu oluşturuyor.

Bu uluslararası operasyonda, Hüseyin Baybaşin, Hollanda'da yakalanıyor. Hollanda polisi, telefon dinleme kayıtlarından yola çıkarak, Baybaşin'in Türkiye'deki adamlarını yakalamak amacıyla Türk polisi ile işbirliğine yöneliyor. Ancak resmi yazışmaların tamamlanması ve buradaki mahkemelerden gerekli onayların alınması, belirli bir zamanı gerektiriyor.

İşte bu aşamada Kemal Sarıtaş bazı polis şeflerinden aldığı sinyal üzerine, saklanmaya başlıyor. Sevgilisinin evini değiştirip, onun yanında kalıyor. Çünkü geçmişte Baybaşin-Sarıtaş ikilisinin yaptığı ortak eroin işleri var.

‘‘Kemal, eroin işinde Baybaşin'e 10-12 milyon mark arasında bir para vermişti. Hatta bir seferinde Baybaşin'in gemiyle getirdiği malı yatla alıp, TIR'lara yükleyerek Hollanda'ya göndermişti.’’

100 BİN MARK F.T.'YE

Uzun, ‘‘Baybaşin Operasyonu’’ başlar başlamaz Kemal Sarıtaş'ı haberdar eden kişinin halen Ankara'da görev yapan, ancak daha önce İstanbul'da çalışmış K.D. isimli bir polis müdürü olduğunu söylüyor:

‘‘Kemal, K.D. ile İstanbul'daki görevi sırasında tanışmış. Bu operasyondaki yardımı karşılığında onun 1900 kasa, 2 bin 500 motor siyah renkli Mercedes'ini, 40 bin mark sayarak kabul etti. Üstüne 80 bin mark daha verip, 120 bin marklık bir Mercedes aldı. K.D. böylece 80 bin mark kazançlı çıkmış oldu.

Bunun yanı sıra, K.D.'ye elden 100 bin mark daha verdi. K. elden aldığı bu parayı, İstanbul'daki Narkotik Şube yetkililerinden F.T.'ye götüreceğini söyledi. Kemal daha sonra bunun doğru olduğunu öğrenmiş.’’



X