Gündem Haberleri

    Üzmez'in üzerine gitmemem konusunda tehdit aldım

    A.A
    14.08.2009 - 11:13 | Son Güncelleme:

    Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu Çocuk Psikiyatrisi üyeliğinden istifa eden Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ayten Erdoğan, “Cinsel istismara uğrayan çocuklara, mahkeme süreçlerinde olayın sorulması ve uzman olmayan kişilerce sorgulanması, travmanın tekrar yaşanmasına neden oluyor” dedi.

    Erdoğan, genellikle ruh sağlığı değerlendirmelerinde, çocuğu örseleyici veya travmatize edici durumlarda direkt girmekten kaçındıklarını, ancak adli görüşmelerde buna dikkat edilmediğini söyledi.

    Türkiye'de yaşananlara bakıldığında çocukların defalarca polis, savcı ve hakim tarafından sorgulandığını, cinsel istismar olayının sürekli anlatıldığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
    “Ne yazık ki halen bu süreci yaşıyoruz. Çocuk defalarca dramatize ediliyor. Cinsel istismara uğrayan çocuklara, mahkeme süreçlerinde olayın sorulması ve uzman olmayan kişilerce sorgulanması, travmanın tekrar yaşanmasına neden oluyor. Bu süreçte çocuğun mümkün olduğu kadar uzman olmayan kişiler tarafından sorgulanmaması, uzman olan kişilerle bile adli açıdan bir kez görüşme yapılması gerekir. Ruhsal değerlendirmede görüntü ve ses kayıtlarına alınması, ondan sonraki işlemde de hakim ve savcının kafalarında şüphe olursa, kayıtları izlemeleri gerekiyor. Mahkemelerde de çocuğun mümkünse hiç zorlanmaması lazım. Ancak, çok çok özel durumlarda hakimin izni ve özel mahkeme kararıyla çocuğun dinlenmesi şarttır.”

    KÜÇÜK YAŞTAKİ KIZLA FLÖRT SUÇ

    Doç. Dr. Erdoğan, geleneksel olarak kadın ve erkek arasındaki yaş farkının Türkiye'de normal kabul edildiğini, ancak bunun ileriki yaşlardaki evlilikler için geçerli olabileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
    “Çocuklar yetişirken bu normal kabul edilmeyi yanlış yorumlayabiliyorlar. Yani 13 yaşındaki kız, 30 yaşındaki bir adamla flört ediyor. Bunu normal kabul ediyor. Fakat, bu normal bir şey değil. O çocuklar ergenliğin verdiği dürtüler, birileri ile yakınlaşma isteğiyle istismara uğruyorlar. 18 yaşından büyük kişinin 16 yaşından küçük kızı istismar etmesi suç ve çok büyük cezası var. Bundan dolayı aileler bunu gözlemlemelidirler. 16 yaşından küçük bir kıza büyük bir erkeğin 'seni seviyorum, hoşlanıyorum' gibi tek bir mesajı bile o kişiyi 15 yıl hapis yatırabilir. Ailelerin bu ceza kanununu bilmesi, çocuklarına yaş farkı olan birinin yaklaştığını fark ettiklerinde karşı tarafı uyararak engellemeleri gerekiyor.”

    Bazı ailelerin çocuklarının kendinden büyük kişilerle arkadaşlık kurmasına müsaade ettiğini anlatan Erdoğan, “20 yaşındaki adamla 13 yaşındaki kız, bunun neresi flört. 20 yaşındaki erkek 13 yaşındaki kızdan ne bekler, cinsellik yaşamaktır amaç. Aileler yaş farkı olan birini kızına yaklaştığını gördüklerinde çocuklarına da gerekli uyarıyı yaparak bunun zararlarını anlatmalıdırlar” diye konuştu.

    HALİS TOPRAK'IN EVLİLİĞİ

    Erdoğan, iş adamı Halis Toprak'ın, Nazlıcan Tağızade ile evlenmesinde çocuk ve yaşlı istismarının bir arada olduğunu savunarak, şunları söyledi:
    “O yaşta bir kızın, o yaşta bir adama aşık olması mümkün değil. Ailenin, ekonomik durumu iyi olan kişiye karşı kızlarını teşvik etmeleri söz konusu. Halbuki normal bir aile o yaştaki kızı yaşlı adamla birliktelik düşünüyorsa, kendini kaptırsa bile doğru yolu gösterir. Önlemek için her şeyi yapar. Ama örnekte gördüğümüz aile gayet memnun. Burada aslında çocuk istismarı ve yaşlı istismarı var. Yaşlı erkeklerin bazılarında beyindeki değişiklikler nedeniyle cinselliğe aşırı düşkün olma hali gözlenebiliyor. Bunu kullanmak isteyen kişiler de küçük yaşta kızı sunmak gibi bir şey yaparak, ondan maddi kazanç elde etmeye çalışıyorlar. Bu kişiler kötü örnek oluyorlar, birçok genç kızın hayatı söz konusudur. Avrupa ve ABD'de de 18 yaş altı cinsellik ve evlilikler, çok büyük belalara yol açtı. Şimdi onlar da bunu kontrol etmeye çalışıyorlar.”

    HÜSEYİN ÜZMEZ OLAYI

    “Çocuğun cinsel istismarı ve cinsel amaçlı hürriyeti tehdit” suçlarından tutuklu yazar Hüseyin Üzmez davasıyla ilgili olarak tacize uğrayan çocuğa “ruh sağlığı bozulmamıştır” diye rapor verileceği gerekçesiyle Adli Tıp'tan istifa ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
    “Bana, 'fazla soru sorma, uyumlu ol' şeklinde baskılar oldu. Üzmez'in üzerine gitmemem konusunda ölüm tehditleri aldım. Sonra savcılığa suç duyurusunda bulundum. Eğer görevime devam etseydim yanlış sistemin devamına katkıda bulunacaktım. Kalsam bunu düzeltmem imkansızdı. Adli Tıp'tan istifa etmemle birlikte Hüseyin Üzmez'in üzerine fazla gitmemem konusunda tehditler alınca devlet ve rektörlük tarafından 24 saat korumaya alındım. Valilik kararıyla koruma çıkarıldı. ZKÜ Rektörlüğü de özel güvenlikle koruma tedbiri uyguluyor. Üniversitede ve hastanede özel tedbir alınmış durumda.”

    Üzmez olayının Türkiye'de bazı hayırlı gelişmelere vesile olduğunu öne süren Erdoğan, şunları kaydetti:
    “Çocukların dava sürecinde nasıl hırpalandığı, suçlunun nasıl cezalandırılmadan ortada gezebildiği, çok az cezalar alabileceğini Türkiye'nin gözlerinin önünde sermesi açısından hayırlara vesile oldu. Ancak sadece tacizci değil, daha sonra devlet kurumları da bu çocuğun ruh sağlığının bozulmasına katkıda bulundular. Çocuğun basında bu kadar deşifre olması, ileride geleceğinin ne olacağı yönünde bende endişe yaratıyor. Devletin o çocuğu çok iyi koruma altına alması gerekiyor. Gerekirse başka bir kimlik verilmelidir.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı