Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uzayıp giden kedi muhabbetleri

BU muhabbet, siyasi yaşamımızda 2001 krizinin de çıkmasına neden olan MGK toplantısıyla başladı.

O toplantıda her şey düzgün giderken Cumhurbaşkanı Sezer ile Başbakan Ecevit arasında bir elektriklenme oldu.

Öfkelenen Sezer, önündeki Anayasa kitapçığını masaya attı.

Bu hareket üzerine Başbakan Ecevit toplantıyı terk etti.

Hemen arkasından yardımcısı Hüsamettin Özkan ayağa fırladı, Sezer’e "Nankör kedi" diye bağırdıktan sonra o da salondan çıktı.

Aradan yıllar geçti. Başbakan Erdoğan, kendisini kedi olarak çizen karikatürist Musa Kart’ı mahkemeye verdi.

Bu olay üzerine "kedi muhabbeti" yeniden alevlendi ve uzun süre siyasal gündemimizi işgal etti.

* * *

Kedi muhabbeti tam unutulurken bu kez Hülya Avşar, bir süre önce röportaj yaptığı Erdoğan için, "Başbakan ürkek bir kedi gibiydi" diye konuşunca kedi muhabbetini yeniden siyasal gündemin başına oturttu.

AKP’liler, Hülya Avşar’a çok kızdılar, "Bizim Başbakanımız kedi değil, aslandır, aslan" dediler.

Başbakanlık, Hülya Avşar’ı arayarak sözlerini düzeltmesini istedi.

Avşar kötü bir şey söylemediğini, Başbakan ile eşi Emine Hanımefendi’yi çok sevdiğini belirterek sözlerinin arkasında durduğunu vurguladı.

Böylece hem durumu idare etti hem de Başbakan’ın öfkesinden kurtuldu.

Avşar’ın Başbakan’ın öfkesinden kurtulmasında daha önceki açıklamalarının da rolü var.

Hülya Hanım, AKP’ye sempati beslediğini, hatta yanlış anımsamıyorsam oy verdiğini de bir tarihlerde açıklamıştı.

Ha unutmayalım, bu arada Baykal da bu muhabbete katıldı ve dokunulmazlıklar konusunda Erdoğan’a "Suçlu kedi" dedi.

Milli Görüşçüler ise, Tayyip Bey’e "Nankör kedi" göndermesi yaptılar.

Bu "kedi muhabbeti"nin Tayyip Bey’i kızdırdığına eminim.

Ama yapacak bir şey yok. Bu muhabbet, siyasal yaşamımızdan çıkacağa pek benzemiyor.

Tekfen Vakfı’nın heyecan veren projesi

24 Ekim’de çok ilginç bir konser izleyeceğiz.

Tekfen Vakfı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 85. yıldönümünü "1 Güfte 12 Beste" projesiyle kutluyor. Mehmet Akif, İstiklal Marşı şiirini milli mücadele döneminde yazdı. Şiir 12 Mart 1921 tarihinde milli marş güftesi olarak TBMM’de kabul edildi.

Bu güfte için açılan beste yarışmasına 11 beste katıldı.

Tekfen Vakfı, araştırmacı-yazar Mehmet Altun’un çalışmasıyla bu bestelerin notaları bulundu, bunların orkestra aranjmanları yapıldı.

Bu besteler, Tekfen Filarmoni Orkestrası tarafından 24 Ekim’de Lütfi Kırdar’da gerçekleştirilecek Cumhuriyet konseriyle sanatseverlerle buluşacak.

Konserde sanatseverleri bekleyen bir de sürpriz var.

Konserde 11 değil, 12 eser çalınacak. Bu eseri besteleyen kişi, milli mücadelenin kahramanlarından Kazım Karabekir Paşa.

Karabekir, "Türk Yılmaz" adını verdiği eserini yarışma için bestelememişti. Tekfen Vakfı, Karabekir Paşa’nın bu eserinin de 12’nci eser olarak konserde yer almasına karar verdi.

Bu heyecan verici projeyi gerçekleştirdikleri için projenin mimarı Tekfen’in sahiplerinden Nihat Gökyiğit’i, Tekfen Vakfı’nı ve projeye emeği geçen herkesi kutluyorum.
X