Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uyuttular bizi...

SON 15 yıldır Milli Takım’ı bu kadar kişiliksiz, şahsiyetsiz ve aciz oynarken görmedim. Fatih Terim kriz yaratırken, krizin göbeğine düştü. Şimdi bir tek alternatif kaldı; Norveç’i yenmek. Yener miyiz? Yeneriz. Ama böyle bir oyunla değil.

90 dakika poziyonları saydım, dakika 65’ti Yunan takımının 11 tane kaçırdığı gol vardı veya Volkan’ın kurtardığı... Bizim pozisyonlar mı hak getire... Gören varsa söylesin. Moldova’da taçtan gol yiyoruz. Duran toptan pozisyon yiyoruz. Hem Moldova’da, hem dün gece taş devrinden kalma ofsayt taktiği yapıyoruz. Adamlar, gol attıkları pozisyonun kopyalarını golden evvel 4 tane denediler ve kaçırdılar. Ve biz akıllanmadık.

Bunları Fatih Terim mi uygalattırıyor yoksa futbolcular kendi kafalarına göre mi yapıyorlar? Eğer Fatih ’yapın’ diyorsa Yunan takımını iyi tanımıyor, yok futbolcular yapıyorsa o zaman onlar Fatih Terim’i sallamıyorlar.

Alıştı çocuk koluna

Rakibin defansında 5 tane uzun var. Gökhan’la Ümit’i kucaklarına aldılar, bebek gibi oynadılar. Bir tane çizgiye inip, sıfırdan orta yapamadık. Orta alanda Emre hiç yok. Düşünün Milli Takım Kaptanı’nın aldığı kart, topla elle oynama. Çünkü, bu çocuk eliyle koluyla oynamaya alıştı. Çünkü federasyon da izin veriyor teknik direktör de. Hatta ödüllendiriyorlar.

Tuncay derseniz, Britanya’da kalmış. Oyuna Tümer giriyor, bir tane boşa çıkıp aldığı top yok. Gerisin geriye 30 metre koşup, defansın ayağından topu alıp sonra hücuma kalkmaya çalışıyor. Tümer kendi takımında oynamıyor ya, Fatih Terim kendi takımlarında oynamayanları Milli Takım’a alarak oynatan, dünyada literatüre geçecek tek Milli Takım antrenörü.

Kaleci Volkan’da son zamanlarda bayağı bir düzelme var. O ukala tavırlarını bırakmış, kendini maça veriyor. Tabii şansı da var. Başka bir milli takımda rakiple ve topla bu kadar haşır neşir olamaz. Yani oyunun her alanında ısınmış durumda. Çocuk soğuyamıyor, hep oyunun içinde.

Rakibe hücum etmeye kalktık dönen bütün topları onlar aldı. Kalemizi savunmaya kalktık, dönen bütün topları yine onlar aldı. Yani, kısaca Yunan Milli Takımı önünde "Ne olur topu biraz da bana ver" diyen dilenci durumuna düştük. Allah var, adamlar da çok fazla baskı kurmadılar. Dilenciye ara sıra kıyak yaptılar. Aslında beraberliğe razıydılar. Ama bu kadar aptalca maçı ikram edersen onlar da zorlan "eh hadi bakalım sizi bir yenelim" dediler.

Macar hakem de yok

Maçın hakemine söylenecek bir şey yok. Keşke Macar maçının hakemi olsaydı!

Türkiye’de yıllarca maç anlatarak futbolu sevdiren Halit Kıvanç, half-time’da dedi ki, "Polonya’da 8-0 yenildiğimiz milli maçı ben anlattım. O takım bundan daha iyi mücadele ediyordu."

Fatih
Hoca, oyunu iyi okuyamıyor. Futbolcular da kitabı iyi okuyamıyorlar. Peki, kim o zaman ders verecek? Merak ediyorum. Ders ala ala profesör olduk. Bir de vereni bulsak. Ama hala bir Norveç maçı var. Ders mi alırız, ders mi veririz bilmiyorum ama futbolda sürprize inananlardanım. O gün şemsiye belki ters döner, biz finallere gidebiliriz. Yani şansımız son zamanların moda kelimeleri, inşallahlarla, maşallahlara kaldı. Finallere gideriz inşallah, Milli Takım ve teknik adamlarına da maşallah...

Demek ki, Fatih Terim önündeki son ve tek şansını iyi kullanacak. Norveç’te ya olacak, ya olmayacak. Kimse de Türk milletini artık uyutamayacak...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI