"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Uyur gibi yapanları uyandırmak imkânsız

ECZACI Hüsnü Akıncı, ilginç bir siyasi ve ekonomik gözlemci ve iyi bir eleştirmendir. Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, siyasi parti liderlerinden gazetecilere kadar onların konuşmaları ve yazılarını acımasızca eleştirir, bazen de katkı sağlar.

Bir akademisyen titizliği ile ‘sisteme’ dayalı ve verilere dayalı görüşleri çok kişiyi de kızdırır. Her hafta hazırladığı iki-üç ‘yanıt’ını ilgili kişiden başka yaklaşık 220 kişiye de gönderir. Kendisine sorarsanız, bunlara ‘cevap veren’ de pek yoktur.


Geçen pazar günü köşemizde yer alan bayramla ilgili gözlemlerimize katkı sağlamak üzere bir ‘makale’ gönderdi bize.


Köşedeki özet başlık sorularına Akıncı’nın görüşleri şöyle:


*
 Keyifsiz bir bayramın ardındaki gerçekler.


*
 Hz. Peygamberimiz, “Zulme rıza zulüm; küfre rıza küfürdür” diye buyurmuşlardır. Bu o kadar açık bir uyarıdır ki; sorgulamayan, hakkını aramayan, haksızlıklara, adaletsizliklere sessiz kalan, idare edenlerini sorgulamayan toplumların, maruz kalacakları muamelelerin ne olacağını açık bir şekilde anlatır.

UYUYANLAR VE UYUR GİBİ YAPANLAR


*
 Türkiye sıkıntılı, geleceğinin nereye gideceğini bilmiyor.


*
 Bu hal de çok dikkat çekicidir. Zira; uyur gibi yapan bir toplumun varlığını gösterir. Tarih boyunca görülmüştür ki, uyuyan milletleri uyandırmak kolaydır. Ama uyur gibi yapan milletleri uyandırmak, hemen hemen imkânsızdır. Bugüne kadar bunu başarabilen çıkmamıştır.


*
 ‘Açılım’ nereye gidiyor?


*
 Açılımın nereye gittiği bellidir: Bölgemizin büyük oyuncuları, bölgeyi yeniden şekillendirmek için Türkiye’yi, adım adım bir iç çatışmaya doğru sürüklemektedirler. Bunu başaracaklarına da inanmaktadırlar. Zira, bir ülkeye en büyük kötülüğün, kötülük yapanlardan değil, kenara çekilip hiçbir şey yapmayanlardan geleceğini gayet iyi bilmektedirler. Ortaya saldıkları korkunun ve yarattıkları ‘darbe öcüsü’nün sebebi de budur.

PEYGAMBER NE DİYOR


*
 Bazı camilerde bayram namazına gidenlerde azalma vardı?


*
 Taat ve ibadetler zelve, şevkle yapılır; örf ve âdetler, şuurla yaşatılır. Bıkmış, küstürülmüş ve şevkini kaybetmiş toplumlar, ne taat ve ibadetten zevk alırlar ve ne de örf ve âdetleri yaşatmak için kuvvet bulurlar. Bu gerçeği de en güzel bir şekilde Hz. Peygamberimiz, “Fakirlik küfre yakındır” diyerek belirtmiş ve insanların kendi mukadderatları ile ilgilenmesini emretmiştir.


*
 Kurban kesimi azaldı, bağışlar arttı.


*
 
Kurbanlık fiyatları, kalmayan, eritilen orta tabakanın erişemeyeceği derecede yüksektir. STK’lar, kurban için herkese cazip gelecek düşük bir fiyat ilan etmişlerdir. Karşılığında yanık, cılız ve marya hayvanları kesecekleri kimsenin aklına gelmez ve inandıkları bir vecibeyi yerine getirmek isterler. Gerisi, STK’ların bileceği bir iştir.


*
 ‘Mal’ yokluğundan et fiyatları artıyor.


*
 Tarım ve hayvancılığımızı çökerttiğimizi herkes kabul etmektedir. Yalnız; tarım ve hayvancılığını geliştiremeyen ülkelerin sanayileşemeyeceğini, dünya piyasalarında rekabet gücü kazanamayacağını pek söyleyen yoktur. Halbuki, tarım ve hayvancılık, iç piyasayı canlı tutan fevkalade önemli, bitmez tükenmez sağlam bir kaynaktır. Avrupa’da, Rusya’dan sonra en büyük toprağa sahip olan Türkiye’nin fukara düşmesi, aklın, mantığın ve vicdanın kabul edebileceği bir husus değildir. Türkiye’yi bu hale getirenler ve bunlara karşı sessiz kalıp hale razı olanlar utanmalıdırlar.


*
 Suskunluk ve ‘korku imparatorluğu’...


*
 Açık ifade ediyorum: Adını açıklayamayan bu siyasetçinin konuşmaya hakkı yoktur. Zira, kendi dönemlerini de hatırlamak zorundadırlar. “Çağ atlıyoruz” naraları ile Türkiye’nin iktisadiyatını temelden sarsan ve döviz-faiz-borsa üçgeninden ibaret olan rant sistemini kuran, mensubu olduğu iktidardır. Bana göre sivil toplum örgütünün lideri, hesap sorulur korkusu ile susmayı tercih etmiştir. Zira sivil toplum örgütleri, 12 Eylül’den sonra, alabildiğine ranta bulaşarak saltanat kurmuşlardır. Çünkü onlara da hesap soran veya sormasını başaran bir taban yoktur.

MEVLANA NE DEMİŞ


*
 Dubai’den bir fotoğraf yazısı ve Erhan Göksel’in görüşleri...


*
 Selektif teşviklere dayalı bir ihracat, her ülke için, her yerde, her zaman, hayali ihracat, hayali ithalat ve karapara aklama gibi önlenemeyen yolsuzluklar üretir. Paranın üstündeki yazıdan başka bir hedef ve değer tanımayanlar için bu kapı ardına kadar açıktır.

Erhan Göksel görüş ve uyarılarında haklıdır. ABD (gerideki Yahudiler), bu küresel krizi bilerek çıkartmış ve ne yapacağını bilmeyen Arap zenginlerinin paralarına dolaylı olarak el koymuştur. Bu da gayet normaldir. Zira, varlıklarını milletinin, ülkesinin ve hatta bütün insanlık âleminin hayrı için sarf etmeyenlerin paralarını, başkaları afiyetle yer. Mevlana ne güzel söylemiş:

“Dünya (mal, mülk, servet), hamam tasına benzer, bir cenabetin elinden diğer cenabetin eline geçer.”

 

‘Kara gün’

 

BEN İsviçre’den, demokrasinin beşiği dedikleri bir ülkeden sesleniyorum.


29 Kasım tarih yazdı.


Artık din özgürlüğü yok burada, eğer bir Ermeni’yi aşağılarsanız hapis ve para cezasına çarptırılıyorsunuz. Aynı zamanda Müslüman’ım dediğinizde de artık para cezası alabilirsiniz.


Manşet atınız ‘kara gün’ diye.

Devrim ACAR

 

Günün Sözü

 

“Haklıların mahkûm edildiği bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir.”                            
(Thoreau)

 

Bu tatil işi abartılıdır

 

2010’da kamu çalışanları bütün yılın 248 gününü çalışarak, 117 gününü ise tatil yaparak geçirecekmiş. Yasal rapor hakkı ve idari izni de buna eklerseniz tatilin süresine ve vaziyetine bakın.


Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş soruyor:


“Biz bu kadar tatil yapacak çok yorgun bir millet miyiz? Çok mu çalıştık ve memleketi çok çok ileri seviyelere taşıdık da iş tatile mi kaldı?”

 

TÜV’e bir öneri

 

ARAÇ muayenesi yapılınca TÜV tarafından bir belge veriliyor. Bu belge sigorta poliçesi gibi muhafaza edilir ve bunun sonucunda araç trafik belgesi olan çarşaf gibi belge ortadan kaldırılmış olur. Akabinde araç ruhsatları da kredi kartı boyutlarına getirilirse diğer birçok ülkede olduğu gibi taşıması ve muhafazası rahat olur. Araç satışında noter ruhsata el koyar bir aylık geçiçi belge verir ve bu geri kalmışlık ortadan kalkar düşüncesindeyim.

Ergün ATLAS 

X