"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Uykunuz neden kaçıyor

Uyku sorunu son yılların en önemli problemlerinden bir haline geldi. Bu durumun nedenleri çok...

Stres, gürültü, yaşam şartlarının değişmesi, beslenme hataları, hastalıklar, kullanılan ilaçlar ilk akla gelenler. Ama çok önemli olmalarına rağmen kafein, alkol ve sigara kullanımına bağlı uyku problemleri çoğu zaman gözden kaçıyor.
Özellikle alkole bağlı uyku problemlerinde bir artış var gibi görünüyor. Bunun başlıca nedeni uyku problemi olan pek çok insanın bu sorunla baş edebilmek için yanlışlıkla alkolden yardım istemesi... Yatmadan önce içeceğiniz 1-2 duble alkollü içki, uykuya dalmanızı kolaylaştırsa da bu geçici bir yarardan fazlasını ifade etmiyor. Çünkü alkol, uykunun kalitesini bozarak, derin uyku dönemlerini azaltarak, gece uyanmalarını sıklaştırarak uykunuzun canına okuyabiliyor.
Bazı kişilerde alkol çok erken saatlerde uyanmaya ve uyku kaçmalarına da yol açabiliyor. Ayrıca alkolün idrar söktürücü etkisi de tuvalet ziyaretlerini sıklaştırdığından uykuyu bölüyor. Yetmedi! Alkol horlamanızı artırdığı, uyku apnelerini sıklaştırdığı, terlemenizi çoğalttığı ve ertesi sabah baş ağrılarına yol açtığı için de uykunuzun kalitesini bozuyor.
Kaliteli uykunun önemli bir düşmanı da kafeindir. Özellikle kafeine duyarlı kişiler fazla miktarda kafeinli içecek (çay, kahve ve enerji içecekleri) içtiklerinde, kafein içeren ağrı kesicileri kullandıklarında, uyku problemleri yaşayabilirler. Eğer uyku sorununuz varsa öğle saatlerinden sonra çayı, kahveyi kesmenizi tavsiye ederim.
Nikotin de önemli bir uyku kaçırıcıdır. Özellikle nikotine bağımlı olanlarda, yerleşik kronik uyku sorununun arkasında sigara içicilinin yatıp yatmadığı araştırılmalıdır.
Kısaca uyku sorununuzun nedenini uzaklarda aramayın. Bazen çözüm elinizin hemen altında olabiliyor.

Kemik erimesi hakkında...

50 yaşın üzerindeki kadınları kemik sağlığı açısından iki sorun bekler: Bazıları kendilerini, gereksinim duymasalar da can sıkıcı yan etkileri olan, uzun süreli bir tedavi planının içinde bulurlar. Diğerleri işin öneminin farkında olamadıklarından beklenmedik anlarda kemik kırıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşırlar.
Kemik yoğunluğu testini yaptırmak için menopozu beklemek gerekmeyebilir. Ailesinde “osteoporoz” yani kemik erimesi sorunu olan, geçmişte kırık öyküsü bulunan, ince yapılı, inflamatuvar barsak hastalığı ya da multipl skleroz gibi bazı hastalıkların tedavisini görenler, daha erken dönemde kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalıdırlar.
Yaşı 65 ve üzeri olanlar, kemik erimesi açısından en yüksek risk grubunu oluştururlar. Ölçüm sonuçlarının öngördüğü sıklıkla takip yaptırmaları zorunludur.
Kemik yoğunluğunun, normalin altında olmakla birlikte kemik erimesi sınırlarını aşmadığı “osteopeni” durumunda, destek tedaviye başlama ya da durumu izleyerek bekleme seçenekleri, doktorları iki kampa ayırmıştır. Kullanılan ilaçların gribal enfeksiyona benzer bir tablo yaratması, yutma güçlüğüne ve bazı hastalarda uzun süren eklem veya kas ağrılarına yol açması, kullanımlarını zorlaştırmaktadır. Doktorunuzun size özel riski belirlemesi ve uygun gelen planı birlikte yapmanız en doğru yaklaşımdır.
Kemik, kas ve eklem sağlığı her yaşta önemlidir. Asla “Artık çok geç!” değildir. Büyüme çağında gelişen organların daha sonraki çabalarla bir şey kazanmayacağı, menopozda da hızla zayıflayacağı genel bir söylemdir. Ancak, küçük kazançlar, engellenen ufak kayıplar bile çok önemlidir.
Yiyecekler, doğrudan kemik yoğunluğunu artıramaz ama dengeli ve nitelikli bir beslenme planı yapmak işi kolaylaştırır. Günde ortalama 1200 mg. kalsiyum ve 1000 UI D vitamini alarak, güneş ışınlarını da listeye ekleyerek, kemik sağlığını koruma planı tamamlanabilir.
DR. EVREN ALTINEL

10 sağlıklı değişim

1- Beslenme planınızı üç ana, üç ara öğün olarak düzenleyin.
2- Her öğünde karbonhidrat, yağ ve protein kazanmayı ihmal etmeyin.
3- Fiziksel aktiviteyi yaşamınızın bir parçası haline getirin. Unutmayın; her gün en az 30 dakika yürümelisiniz.
4- Tam tahıl ürünlerini, kepekli yiyecekleri, doğal ve mümkünse organik besinleri tercih edin.
5- Tuz, şeker, nişasta ve alkol tüketimini en aza indirin.
6- Kalsiyumdan zengin bir beslenme planında ısrarlı olun. Özellikle süt ürünlerini, bilhassa yoğurdu sakın ihmal etmeyin.
7- Mutfak stoğunuzda mutlaka mevsim sebze ve meyveleri bulunsun. Gerektiğinde kuru meyvelerden de istifade edin.
8- Aşırıya kaçmayacak şekilde ceviz, fındık, bademden de yararlanın.
9- Yağ seçimlerinize mutlaka zeytinyağını da ekleyin.
10- Su içmeyi ihmal etmeyin.
DYT. TUĞÇE BAHÇE

Mide kanserine yakalananlar artıyor

Mide kanseri ile son yıllarda daha sık karşılaşılmaya başlandı. Bu durumun nedenleri olarak, hijyenik koşulların bozulması, ekonomik sorunlar, yiyeceklerdeki kanserojenler (nitratlar, tütsülenmiş besinler), tuzlu gıdaların tüketiminin artması ve helikobakter enfeksiyonunun yaygınlaşması gösteriliyor.
Mide kanserinin ilerlemiş dönemlerinde bulantı, kusma, kilo kaybı, erken doyma hissi ve yemeklerden sonra rahatsızlık hissi gibi işaretler ortaya çıkıyor. Sindirim sistemi kanamaları da önemli bir belirti. İlerleyici demir eksikliği durumunda da mide kanserinden şüphelenmek gerekiyor.
Mide kanserine işaret eden çok özel bir belirti yok. Erken teşhisi bu nedenle pek mümkün olamıyor. Erken teşhis için (özellikle genetik mirasında mide kanseri riski yüksek olanların) belirli aralıklarla gastroskopik incelemelerden geçmek gerekiyor. Helikobakter enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmesi ve dikkatle izlenmesi de önemli bir nokta olarak gösteriliyor.

Hıçkırık nasıl tedavi edilmeli

Sık ve arka arkaya tekrarlayan hıçkırık atakları uzun sürdüğünde ciddi bir rahatsızlık nedeni olabiliyor. Hıçkırık nöbetlerinin farklı nedenleri var. Hava yutma, aşırı yemek yeme gibi durumlarla, bazen de psikolojik sebeplerle ortaya çıkabiliyor.
Seyrek olarak pankreas bezinin iltihaplanması, kalp ve kalp zarı hastalıkları, böbrek yetmezliği, gut hastalığı gibi nedenler de etkili olabiliyor.
Hıçkırık nöbetini önlemenin en kolay yolu, Valsalva manevrasıdır. Bu manevra soluk borusu kapalıyken zorlu bir soluk verme çabasından ibarettir. Ayrıca bir kese kâğıdı içine soluyarak ve bunu bir süre devam ettirerek de hıçkırık ataklarını durdurabilirsiniz.
X