Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uygar İsviçreliler ve Voltaire’in seslenişi

1768 yılında Paris’te koyu bir Protestan olan Jean Calas adlı burjuva sınıfından bir adam Katolik olmak isteyen oğlunu öldürmekle suçlanır.

Jean Calas önyargılı Katolik bir mahkemede yargılanır. Suçu kabul etmez, oğlunu öldürmediğini söyler ama bunu mahkemeye anlatamaz.

Jean Calas ölüm cezasına çarptırılır. İnfaz, işkence edilerek yerine getirilir, sonra da ceset yakılır. 


Bu dramatik olay, bazı dürüst Katoliklerin vicdanlarını rahatsız eder.


Bunların başında da ünlü düşünür ve yazar Voltaire (1694-1778) vardır.


Voltaire
yaşamı boyunca hoşgörüsüzlüğe, zulme ve karanlığa karşı çıkmış, yapıtlarında hep öfkenin sağduyuya, ateşin ışığa dönüştürülmesini savunmuş, daima özgür düşünceden, akıldan yana olmuş ve sürekli bunun savaşını vermiştir.


Voltaire
olayı araştırmış, işkence ile öldürülen babanın suçsuz olduğunu belirlemiştir.


* * *


Bu haksızlığa, kamuoyunun dikkatini çekmek için bir kampanya başlatır ve “Hoşgörü üzerine söyleşi” adlı bir yazı yazar.


Büyük yankılar uyandıran bu yazıda hoşgörüsüzlüğün kötülüklerinden söz eder, tarikatlardan, Hıristiyanlardan bağnazlıktan vazgeçmelerini ister.


Yazı ünlü “Tanrı’ya yakarış” bölümüyle sona erer. Bu bölüm şöyledir:


“Artık insanlara değil, Sana, bütün yaratıkların, bütün dünyaların ve bütün zamanların Tanrısı’na sesleniyorum.


Sonsuzluk içinde yitip gitmiş evrende bir zerrecik olan zavallı yaratıklara her şeyi veren, yasaları tartışılmayan Senden eğer bir şeyler istemeye cesaret ediyorlarsa bunu bizlerin doğamızda olan hatalarımıza ver ve bizleri bağışla.


Bu hatalar bizlerin felaketi olmasın!


Yüreklerimizi birbirimizden nefret etmek için, ellerimizi birbirimizi boğazlamak için vermedin.


Fani ve zahmetli bir yaşamın yükünü taşımamız için karşılıklı yardımlaşmamıza yardım et!


Çelimsiz vücutlarımızı örten giysiler, yetersiz kalan sözlerimiz, bütün gülünç alışkanlıklarımız, bütün kusursuz olmayan yasalarımız, bütün anlamsız düşüncelerimiz arasındaki küçük farklılıklar, bizlerin gözünde eşit olmayan, ancak Senin önünde eşit olan bütün davranışlarımız, kısacası insan denilen atomları birbirlerinden farklı kılan bütün bu ufak ayrıntılar, nefret ve baskı belirtileri olmasın.


Sana dua etmek için gündüzleri mum yakanlar, senin güneşinin ışıkları ile yetinenlere katlansınlar.


Seni sevdiklerini göstermek için vücutlarını beyaz örtü ile örtenler, aynı şeyi siyah elbiselerin altında söyleyenlerden nefret etmesinler.


İsteyen istediği dilde Sana seslensin...


Bütün insanlar kardeş olduklarını hatırlasınlar!


Ruhlar üzerinde uygulanan zorbalığı, başkasının hakkıyla elde ettiği malı zorla alan haydutları lanetledikleri gibi lanetlesinler!


Savaşların yıkımlarından kaçınılamıyorsa, hiç olmazsa barış zamanında birbirimizden nefret etmeyelim ve varlığımızın her anını binlerce çeşitli dillerde, Siam’dan
Kaliforniya’ya kadar, bize bu anı veren Senin iyiliğine dua edelim.”


* * *


Voltaire’
in mücadelesi sonuç verir ve Jean Calas yeniden yargılanır.


Bu kez mahkeme onun suçsuz olduğuna karar verir ve onurunu iade eder.


İsviçre’de minarelerin yapımını yasaklayan referandum Voltaire’in bu soylu savaşımını akla getiriyor.


Dilerim, Saint Benoit Fransız Lisesi’nden sınıf arkadaşım Selçuk Alper’in gönderdiği, Voltaire’in ruhlara hitap eden yukardaki satırları bugünün İsviçrelilerinin de vicdanlarını ısıtır.

X