Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Utanmıyorlar da...

GÜNLÜK yazı yazmanın da sınırları var. Bazen konunun kendini anlatmak zorunluluğu yüzünden kendi değerlendirmenizi yapmaya yer kalmıyor. Nitekim “katsayı” meselesinde dün öyle oldu. Sadece “bağnaz” kafaların eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’e nasıl iftira ettiklerine değinebildik. Oysa daha önemlisi Danıştay’ın hakkının yenmesiydi.

Hem Başbakan Tayyip Erdoğan’a hem de YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a teşekkür ederiz. Çünkü Başbakan, ABD dönüşünde bu konuya da değindi ve “Danıştay’ın bu konuyla ilgili daha önce verdiği kararlar var. ‘Bu işin sorumlusu YÖK’türdiye iki kez karar veren Danıştay bu defa tam farklı bir kararla o verdiği kararları yok farz eden bir karar ortaya koydu” dedi.

Oysa Danıştay’ın konuyla ilgili kararlarının hiçbiri Başbakan’ın dediği gibi değil. Başbakan’a kim bu bilgileri veriyorsa alenen yalan söylüyor, Başbakan’ı aldatıyor. O yolla kamuoyunu da aldatacağını sanıyor.


YÖK Başkanı Özcan’
ın dün “katsayılar” konusunu aşmak için “Gerekirse hukuku da dolanacağız” şeklindeki sözü ile “Bu nasıl çözülür? İmam hatip okullarını genel liseye çevirirsiniz. Bu ortaöğretimdeki din ve ahlak bilgisi dersi kaldırılabilir” şeklindeki vecizesine(!) bugün yer kalmazsa yarın değineceğiz.


Şimdi Başbakan’ın nasıl aldatıldığını anlatalım:


Önce belirtelim ki Başbakan’ın değindiği, Sekizinci Daire tarafından verilen 2008/1946 Esas ve 2009/4283 Karar No’lu kararı da dahil olmak üzere daha önceki (örneğin Esas No: 4807, Karar No: 2522 ve Esas No: 4800; Karar No: 2603 No’lu kararlarda) hep YÖK Yasası’nın 45’inci maddesinin:


Öğrencilerin Devlet Yükseköğretim Kurumlarına, esasları YÖK tarafından tespit edilen sınavla girecekleri, adayların ortaöğretim süresindeki başarılarının, bir mesleğe yönelik program uygulayan mezunlarının aynı alanda bir Yükseköğretim Kurumu’na girerken, başarı notlarının

AYRICA BELİRLENECEK KATSAYI ile çarpılıp giriş sınavına ekleneceğini”
öngördüğü vurgulanmaktadır.


Demek ki, YÖK’ün yetkisi konusunda bir ihtilaf -veya çelişki- yok.


Nitekim Danıştay kararlarının hepsinde, “Bu yetkinin YÖK tarafından 1) Eğitim ilkelerinin öngördüğü amaca; 2) Kamu yararına; 3) Hizmet gereklerine uyarlı şekilde; ve bir kararında ilaveten “İdare hukuku kurallarına” uygun olarak kullanılıp kullanılmadığına bakmış. Eğer bu ilkeler ihlal edildiyse, YÖK’ün tasarrufunu iptal etmiş.


Sadece Başbakan’ın değil, ona yağcılık yapmak için “Danıştay daha önce YÖK’ü yetkili sayıyordu ama şimdi -Başbakan’a sorarsanız ideolojik bir tavırla- tam aksi yönde karar alıyor” diye bağıranların ya görmek istemedikleri yahut bile bile insanları aldatmaya çalıştıkları husus bu.


Dahası... Danıştay’ı suçlamak için dayanak olarak kullandıkları 2008/1946 Esas; 2009/4283 Karar No’lu kararın “meslek liseleri” ile hiç ilgisi yok. Genel lisenin “sosyal” alanından mezun bir genç, Hukuk fakültesine girmek isterken, YÖK’ün 1999 tarihli düzenlemesi sonucu Maliye okumaya mecbur kalınca

YÖK
aleyhine Danıştay’a başvurmuş ama talebi yukarıdaki gerekçelerle reddedilmiş.


Yalan söylemeyi bildikleri kadar utanmayı da öğrenseler iyi olacak. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI