Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Üstat Mesud Cemil’in öğrencileri...

    DOĞAN HIZLAN
    01.06.2017 - 11:02 | Son Güncelleme:

    Birkaç gün önce, beni mutlu eden bir telefon aldım. Arayan, öykücülüğünü, romancılığını,çevirmenliğini iyi parantezine aldığım Kâmuran Şipal’di. Uzun uzun konuştuk, sonrasında anılar sökün etti.

    Türk edebiyat tarihinde kahveler ve pastanelerin yeri ayrıdır. Her kuşağın gittiği, buluştuğu kahveler, pastaneler, meyhaneler vardır. Onlar o mekânların müdavimleridir.
    Kahvelerin serüvenini, oraya gidenlerin öyküsünü Salâh Birsel’in ‘Kahveler Kitabı’nda bulabilirsiniz. Ben de bilmediğim, tanığı olmadığım eski buluşma mekânlarını bu kitaptan okudum.
    Birkaç gün önce, beni mutlu eden bir telefon aldım.
    Arayan, öykücülüğünü, romancılığını, çevirmenliğini iyi parantezine aldığım Kâmuran Şipal’di. Uzun uzun konuştuk, sonrasında anılar sökün etti.
    Kitaplarda pek anlatılmayan kahvelerden biri Kâmuran Şipal ile Ali Tanyeri’nin buluştuğu Cerrahpaşa’daki semt kahvesiydi.
    Şipal ve Tanyeri, aynı semtte oturduklarından orada buluşurlardı.
    Ben tavla ve iskambil bilmediğim için onların oyununun bitmesini beklerdim. Kahvenin küçük bir bahçesi vardı. Ali, iskambil oynardı, Kâmuran Şipal de yenilmez bir tavlacıydı... Sevgili Ali’nin bana iskambil kâğıtlarını öğretme teşebbüsü akim kaldı.
    Ali Tanyeri okul arkadaşımdı ve pek semtinden dışarı çıkmaktan hoşlanmazdı, ömrünü geçirdiği evi Cerrahpaşa Hastanesi’nin tam karşısındaydı. Evinden veya işinden gittiği en uzak nokta ise Narlıkapı Gazinosu’ydu.
    Çünkü, Behçet Necatigil, Ali Tanyeri ve Kâmuran Şipal’den oluşan üçlü hemen hemen ayda bir cumartesi orada buluşurlardı.
    Bazı günler onlara katılır, sessiz konuşmaları biraz seslendirirdim.
    Bilineni tekrarlayacağım.
    Masadaki tartışmaların ekseni, Behçet Hoca’nın yeni şiiri olurdu.
    Ali, geleneksel şiirimizin ışığında, divan şiirlerinin eşliğinde, Şipal de Alman şiiri ve modern şiirin doğrultusunda yapardı eleştirilerini.
    Narlıkapı Gazinosu kapandıktan sonra bu efsane üçlü Yedikule Caddesi’ndeki Safa Lokantası’na gidiyorlardı.
    Kâmuran Şipal aktarmıştı; Behçet Hoca, onlardan daha önce lokantanın yanındaki kahveye gidermiş, onu almaya geldiklerinde, küçük kâğıtlara, kimi zaman da sigara paketinin arkasına yazılan ilk dizeleri görürlermiş.
    Narlıkapı Gazinosu’nda unutamadığım gecelerden biri dostlarımla sahneye çıkmamızdı...
    Bir gece; edebiyatçılarla dolmuştu Narlıkapı Gazinosu. İyi şair, tanınmış felsefeci Afşar Timuçin, iyi şair, çevirmen Eray Canberk ve iyi kitapların yayıncısı Orhan Tercan’la aynı masadaydım. Üçü mırıldanarak şarkılara eşlik ediyorlardı. Gecenin ilerleyen saatlerinde sahneye çıkıp mikrofonu elime aldım ve “Büyük üstat Mesut Cemil’in öğrencileri aramızda, şimdi onları dinleyeceğiz” dedim. Sahneye çıktılar, takdir edersiniz ki bu solistler söylemeye başlayınca, edebiyatçılardan oluşan koro coşkuyla eşlik etti. Gecede ben hem sunuculuk yaptım hem de şarkı söyledim.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı