"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Usame’nin petrol fiyatına etkisi geçici

USAME Bin Laden’in ABD tarafından öldürülmesi siyası ve ekonomik dengeleri sarsmış görünüyor.

Dünkü en çarpıcı yorumlardan biri de Obama’nın yeniden başkanlığa seçilmesini garantilediği yolundaydı.


Büyük bir olasılıkla Obama dört yıl daha Beyaz Saray’da.


Piyasalarda ise borsalar yükseldi,Orta Asya ve Ortadoğu jeopolitik risklerin azalma olasılığı petrol fiyatlarını aşağıya çekti.


Wall Street
’in dünkü yorumuna  göre, Usame’nin ölümü petrol fiyatlarını daha da aşağıya çekebilir.


Petrol fiyatları söz konusu olunca aklıma gelen ilk isim, Uluslar arası Enerji Ajansı’nın baş ekonomisti Fatih Birol’u aradım.


Birol’
a göre, dünyanın en tehlikeli teröristinin ölümü petrol fiyatlarını geçici olarak aşağıya çekebilir.


“Usame’nin ölümünün esas dinamikleri değiştireceğini sanmıyorum. Düşüş geçici süreli olacaktır”
diyor Fatih Birol.

 

BERNANKE FAZLA İYİMSER

 

Kendisiyle konuşma fırsatını bulunca petrol fiyatlarının genel durumunu sordum.


Uluslar arası Enerji Ajansı’
nın baş ekonomisti ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke’nin petrol fiyatlarıyla ilgili birkaç gün önceki açıklamasını fazla iyimser buluyor.


Hatırlarsanız, Bernanke“Petrol fiyatları ABD’nin büyümesini olumsuz etkiliyor. Petrol fiyatlarının düşeceğini tahmin ediyorum” demişti.


Birol “Bernanke fazla iyimser. Petrol fiyatları Usame Bin Ladin’in öldürülmesi haberlerinden sonra 1-2 dolar oynadı ama dediğim gibi geçici bir durum bu. Petrol 110 doların altına düşerse kendimizi şanslı sayalım”
diyor.


Fatih Birol
ile Ocak ayının sonunda Davos’ta konuştuğumuz da petrol 97 dolar civarındaydı.


ABD ekonomisinin düzelmesi durumunda 100 doların üstüne çıkacağını tahmin ediyordu.


Aradan sadece 3 ay geçtikten sonra 124 dolar civarında.


110 dolara
düşerse “şükür” dememiz gerekliymiş.

 

Muhteşem Süleyman’ın mirası Mı? Çılgın Proje mi? 

 

İSTANBUL 2010Avrupa Kültür Başkenti Ajansı AKBA haziran ayından itibaren artık yok.

Dolayısıyla restorasyon alanında neler yaptığını göstermek amacıyla birkaç haftadan beri biz gazetecileri harika yolculuklara çıkartıyor.


Geçen hafta AKBA Başkanı Şekip Avdagiç, Ajans Genel Sekreteri Yılmaz Kurt ve İlber Ortaylı ile Topkapı Sarayı’ndaydık.


Bu hafta sonu yine Avdagiç ve Kurt eşliğinde, Galata Mevlevihanesi, Damat İbrahim Paşa Külliyesi Şehzadebaşı Türbeleri ve Beyazıt Kulesi’ni gezdik.


AKBA’nın derdi kepenk indirmeden önce İstanbul’a neler kazandırdığını göstermek.


Haklı tabii ki.


Zira başta ben, pek çoğumuz yeri geldiğinde AKBA’yı İstanbul’a müze, opera binası ya da konser salonu gibi kalıcı bir eser bırakmadığı için kıyasıya eleştirdik.


Elindeki kaynakları sadece sanat etkinliklerine ve restorasyonlara harcadığı için kızdık.


Ancak AKBA yetkilileriyle birlikte İstanbul’da sözünü ettiğim yolculuklara çıktığımızda gerçekten restorasyon anlamında ajansın iyi işler çıkarttığını teslim etmem gerek.

 

HÜRREM SULTAN’IN OĞLU

 

İlber Ortaylı AKBA’nın “Topkapı Sarayı’nı kurtardığını” söylerken yerden göğe haklıymış.


Tünel
’de, Galip Dede Caddesi’nin hemen başındaki Galata Mevlevihanesi Müzesi de deyim yerindeyse  “kurtarılmış”.


Kuruluşu 1491 yılına uzanan Mevlevihanesi bahçesiyle, Semahane, sergi alanlarıyla baştan sona yenilenmiş.


Mutlaka gezmenizi öneririm.


Ancak beni daha fazla şaşırtan restorasyon Muhteşem Süleyman olarak bildiğimiz Kanuni Sultan Süleyman’ın Şehzadebaşı Cami’sine hemen bitişik yaptırmış olduğu türbe.


Türbe, Kanuni’nin Hürrem Sultan’dan olan oğlu Şehzade Mehmet için yaptırılmış.


Genç Şehzade henüz 23 yaşında iken su çiçeğinden ölünce Kanuni ve Hürrem Sultan onun adına altın varaklı İznik çinileriyle bezenmiş bu türbeyi yaptırıp, 40 gün boyunca her gün oğullarını ziyaret etmişler.


Restorasyon çalışmalarının devam ettiği türbenin durum gerçekten içler acısıydı.

 

AKBA YAPIYOR, FATİH BELEDİYESİ SAHİP ÇIKIYOR

 

Aynı şey Damat İbrahim Paşa Külliyesi için de geçerli.


Lale Devri’
nde yapılmış,o dönemin nadide süslemelerinin olduğu kütüphanenin nasıl kötü durumda olduğunu tarif etmek imkansız.


Yazık ki, yıllar yılı ne Kültür Bakanlığı, ne belediye, ne Vakıflar Genel Müdürlüğü  İstanbul’da restorasyon anlamında bir şey yapmamış.

İstanbul’un kültürel mirasının doğru dürüst bir envanterinin bile olduğunu sanmıyorum.


Bu gezip gördüklerimizin kaç misli daha eser harap haldedir kim bilir?


Anlaşılan AKBA’nın eline bir kaynak geçince, bakanlığın, yerel yönetimin yapması gereken işler ajansa kalmış.


Nitekim, Şekip Avdagiç, Unesco’nun talep ettiği, Tarihi Yarımada Yönetim Planı’nın da ATBA tarafından yapıldığını ancak işe Fatih Belediyesi’nin sahip çıktığını söylüyor.


Belli ki, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olmasaydı Ayasofya, Topkapı Sarayı başta, Kariye Müzesi, Galata Mevlevihanesi,  Şehzade Türbesi, Damat İbrahim Paşa Külliyesi, Kılıç Ali Paşa Cami ve daha sayısız eser restorasyon yüzü göremeyecekti.


Muhteşem Süleyman
’ın mirasına bile sahip çıkmamışken Çılgın Proje neyimize?

 

Lord Green: Ağaoğlu’ndan başka yatırım bekliyoruz

 

İNGİLİZTicaret ve yatırımlardan sorumlu bakan Lord Green geçen hafta Ankara ve İstanbul’daydı.

İngiliz Konsolosluğu’ndaki buluşmamızda öncelikle söylediği şey 2015 yılında İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin ikiye katlanacağı.


İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2010 yılında 11.9 milyar dolar.


Bunu ikiye katlamak oldukça iddialı görünse de Lord Green bu konuda iyimser.


Ekonomik işbirliğinin yanı sıra Lord Green’in önemle üzerinde durduğu bir başka konu tekno-parklarla “teknolojik işbirliği”.


Türkiye’nin inovasyon alanında büyük atılımlar yaptığı söylemesi sevindirici.


Londra’ndaki en önemli kentsel dönüşümün gerçekleştiği Canary Wharf’da Ali Ağaoğlu’nun yatırımını sordum.


Lord Green, “Kanada ve Körfez’den sonra Canary Wharf’a bir Türk yatırımcının gelmesi iyi haber. Ağaoğlu’nun İngiltere’deki yatırımlarını sürdürmesini bekliyoruz”
diyor.


Ali Ağaoğlu
’nun Londra’daki emlak yatırımı iyi haber ancak bir de kötü haber var.


Londra’
nın 2012 yılında hazırlandığı Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’den bir girişimci yok.


“Ulaşımıyla, binalarıyla dünyanın en çevreci Olimpiyat Oyunları’na hazırlanıyoruz”
diyen Lord Green kibarlığından söylemedi ama bence fırsatı kaçırdık. 

X