Unutamamak mevzusu

Hürriyet Haber
08.11.2017 - 11:06 | Son Güncelleme:

Geçenlerde anneme, “Biliyor musun unuttum galiba” dedim. “Sağlıksız besleniyorsun, B12 eksikliğinden oluyor hiç et yemiyorsun ki!” dedi bana. Gerçekten hiç et yemediğim için mi unuttum eski sevgilimi?

Kazayla bir hafıza kaybına uğramadığımız sürece, hiçbir şeyi unutamayız ki. Hayatlarımıza dokunan her bir insanın bir hatırası kalır illaki. Kiminin de hatırı kalır ki, o başka bir mevzu.

Unuttunuz mu sahi? Bitti gitti mi gerçekten? Mümkün mü, oldu mu bu? Unuttuğumuz aşk mı, adı mı? Hangisini unutmak iyileştirir bizi?

 

AĞLAMAKTAN CİĞERİMİZ SOLDU

Ah ne zordur o ilk zamanlar. Kahrımdan on kilo birden vermiştim. Tabii bunu zamanla avantaja çevirdim. İçine giremediğim kotları dolapların arkasından çıkardım. Bir sinirle parçaladığım diğerlerine ise çok üzüldüm. Elimi ayağımı nereye koyuyordum ben bunca zamandır diye debelendim durdum. Yahu daha dün çok mutluyduk! Dün ya, dün, dün! Yirmi dört saat bile geçmedi ki üzerinden ayrıldık. Şimdi ne yapacağım? İki seçeneğim vardı; ya oturup günlerce ağlayacaktım -ki oturduğu yerde günlerce dövündüğü için sevgilisi geri dönen olmamıştır hiç- ya da kendimi sokaklara atıp efkarımı kusacaktım. İkisini de denedim. İkinci gün evde ağlarken daha fazla ağlayamadığımı fark ettim. Hemen akşamına topladım arkadaşları. Ay anlat anlat çenem ağrıdı. Yok, hiçbir şey fayda etmedi. Anlattıkça çoğalıyormuş insan. İçim şişti yeminle. Günler günler sonra duruma alışmaya başladım ama karnımda açılan ve hızla büyüyen o kara deliğe engel olamadım. Evin camları açık kalsa cereyanda kalacaktık. Sonra sonra zamanın kendisinden razıyım ki, hafifletti acımı, ne aşkı kaldı geriye ne de acısı. Adı mı? Mıh gibi aklımda. Adını nasıl unutabiliriz? Bir kaza sonucu hafıza kaybı yaşamadıkça… Adını hep hatırlarım da o aşkı bir daha hiç hatırlamadım, şükür. Bu arada çok sonra söylediler. Epey ağlamışım, bizim ciğeri hep sular basmış.

 

TERTEMİZ UNUTTUK

Düşünsenize, daha önce umurumuzda bile olmayan bir yabancı hayatımızı kökten değiştirebilecek bir güce sahip oluyor bir anda. Ona tüm yetkileri veriyoruz ki, giderken şöyle güzelinden mahvetsin hayatımızı diye. Yaşanan güzel günleri hızla atlayıp o son güne geliyorum hemen. Ayrılık acayip bir şey arkadaşım. Kim ak kim kara ortaya çıkıyor valla. Şapka uçtu, kel göründü dediklerinden. Karşılıklı sarf edilen hakaretlerin de tadı damağımızda kalıyor. Uğruna Mecnun olduğumuz kişi gidiyor, yerine nefret ettiğimiz, intikam planları yaptığımız bir düşman geliyor sanki. Ayrılmak kolay iş. Ayrılığın ertesi günleri koyuyor insana. Neyse ki zaman her şeyin üstesinden geliyor bizim adımıza. O zırıl zırıl ağladığımız, kıskandırmak için türlü rezillikler yaptığımız kişi onu ilk bulduğumuz haline geri dönüyor. Yaban-cı.

Öyle güzel unutuyoruz ki olan biteni. Yenisi geldiğinde, sanki öncesinde tüm hazırlıklarını yapmış gibi rahat ettiriyoruz onu. Yemini, suyunu eksik etmiyor, ilk defa aşık olmuş gibi aptallaşıyoruz. İlk defa birine seni seviyorum demiş gibi, ilk defa seviyormuş gibi… “Ben daha önce kimseyi böyle sevmedim!” Tabii tabii biz de bunu yedik çünkü. Kaç yaşına gelmişsin kimseyi sevmedin öyle mi? “Yok böyle sevmedim inan!” Bak bak yalana bak. Telefonunun eski mesajlarına bir ulaşsak kim bilir nasıl sevdin onu da görürüz ama neyse canım. Benden önceki hayatın beni ilgilendirmiyor. Aha, yalanların en güzeli de budur. İlk zamanlar ilgilendirmeyen o geçmiş, zamanla çok ilgi çekici olur, birbirimizi kandırmayalım. Unutalım lütfen unutmak gereken ne varsa tertemiz bitsin, gitsin.

 

Şu an ne yapıyorsunuz?

Yeni aşk?

Yeni sevgili?

Eskisiyle aynen devam be.

Az önce terk edildim kızım!

Dün ayrıldık…

Aldatılıyorum inanabiliyor musun!

İyi valla sen ne yapıyorsun?

 

Ben bizi rahat bırakıyorum artık. Bundan sonraki haftalarda çok dedikodu yapacak, biraz da magazin konuşacağız.

“Hayaller Şeyma, Hayatlar Biz” yazım kendi gününde ve kendi sayfasında gelecek hafta sizinle.

 Yazan: Tuğba Badal



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı