Dünya Haberleri

    Ünlü yönetmen kendini çevreye adadı

    Ayşegül EKİNCİ/LONDRA
    04.12.2009 - 14:50 | Son Güncelleme:

    Franny Armstrong, iklim değişikliği ve çevreciliğe hayatını adamış bir yönetmen. Daha okul yıllarında iklimin değiştiğini ve insanlığın elindeki kaynakları iyi kullanmazsa, gelecek nesillere bırakacak birşeyi kalmayacağını kavramış.

    Anlayacağınız, iklim değişikliği konusuna dünyanın dikkatini çeken Franny Armstrong küçük bir çocukken, yönetmen olmayı kafaya koymuş. Dahası, gelecek nesiller için vakit geçmeden birşeyler yapmayı da. İklim Zirvesi’ne geri sayım başlamışken, harıl harıl çalışan genç kadın, filmi ve iklim değişikliğiyle ilgili İngiltere’de 2010’da hayata geçecek projesini, kısaca ‘ neden vakit geçmeden birşeyler yapalım’ açılımını anlattı.

    İngiliz yönetmen, dünya politikacılarına çağrıda bulunurken, Microsoft, İngiliz Posta Kurumu, Pret a manger gibi dünyaca tanınan kurumları etkileyen ‘ Düşük karbon salınımı’ projesinin Türkiye’de de uygulanabileceğini açıkladı..Nasıl mı?

    AEkinci: 2009 Aralık ayı dünyanın ayakta kalabilmesi içinçok önemli bir tarih. ‘ Aptallık Çağı’ hem bir belgesel hem de bir film olarak çok etkili. Filmin insanlar üzerinde  ne tür etkiler yaratacağını düşünüyorsunuz?
    FA: Ancak son 20-30 yıldır iklim değişimleri hakkında bilgiye sahip olduk. İnsanlık bunun için hiç bir  şey yapmadı. Şu an kendimizi ve insanlığı kurtarmamızın son noktasına geldik. Aralık Kopenhag BM İklim Zirvesi, dediğiniz gibi bizlerin bir sonraki  nesil tarafından hatırlanmamızı sağlayacak bir olaydır. Toplumun bundan haberi yok, ne Türkiye’de ne de başka bir ülkede vatandaşlar bu toplantının insanlığın en önemli toplantısı olduğunu biliyor. Biz, yaptığımız filmle bu bilinci uyandırmaya çalışıyoruz.

    AEkinci: Filmi yapmak kimin fikriydi?
    FA: Benim fikrimdi.

    AEkinci: Bu fikir ne zaman ortaya çıktı?
    FA: Ben iklim değişikliği hakkında ilk defa 80’li yıllarda haberdar oldum. Okuldayken, öğretmenlerimden biri, o zamanlar sarah etkisi deniliyordu, yüzyılın sonunda dünya yaşanmaz bir hale gelebilir dedi. O zamandan beri bu konu beni çok etkiledi. Konuyla ilgili bir film yapmak istedim ama çok uzun bir süre aklıma iyi bir fikir gelmedi. Sonunda, 2002’de 6 farklı insanın dünya etrafındaki yaşamlarını belgesel olarak kaydetme fikri geldi.

    AEkinci: Aptallık Çağı kaç ülkede izleyiciyle buluştu?
    FA: İlk önce Mart 2009’da, İngiltere’de yayına girdi. Bizler bağımsız bir kuruluşuz ve hiç bir maddi destek almadan bu projeyi yaptık. Filmin galası, Guiness Rekorlar Kitabı’na en büyük gala olarak geçerken, box office rekorları kırdık. Bu hiç bir ilan veya reklam vermeden tamamen insan gücüyle gerçekleşti.

    AEkinci: Bunu nasıl başardınız?
    FA: Gala gecesi için binden fazla insan çalıştı.Bröşür dağıtımından, sinemalarla görüşmeler kadar her yolu denedik. Daha sonra aklımıza uydu yayını geldi. Ve, New York’tan 61 ülkeye kadar tarihteki en büyük canlı yayını gerçekleştirdik.

    AEkinci: İnsanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
    FA: Hergün yüzlerce mail alıyoruz. Bir çok insan filmden ne kadar çok etkilendiğini ve iklim değişikliği üzerine yapmak istedikleri yardımlardan bahseden e-postalar yolluyorlar. Bu, insanların bu tür bir film izlediklerinde ve olayın ciddiyetini kavradıklarında, ne kadar çok katkıda bulunabileceklerini gösteriyor.

    AEkinci: Filmin vizyona girme tarihi, Aralık ayında Kopenhag’da düzenlenecek İklim Zirvesi’nin hemen öncesi denk geliyor. Bu tarihi özellikle mi ayarladınız?
    FA: Bunu özel olarak yaptığımız düşünmek çok doğal ama gerçek olan ne yazık ki bu değil!! Filmin üzerinde tam 2004’ten beri çalışıyoruz. Ben yıllardan beri hiç tatil yapmadım ve filmi tamamlayınca, Kopenhag Zirvesi aklımıza geldi. Yani tamamiyle tesadüf oldu..

    AEkinci: Dünyanın gözünü diktiği bir projeye imza attınız. Sizin için İklim Zirvesi çok önemli. Peki sizce bu zirveden nasıl bir karar çıkacak?
    FA: Bu zirveden ya kazanç ya da kayıp çıkacak. Eğer politikacılar ya da ara bulucular doğru kararları alırlarsa bizleri ödüle götürecek. Bu da bizlerin ve gelecek nesillerin bu gezegen üzerinde yaşamamızı sağlayacak..Kayıp meselesini ise düşünmek bile istemiyorum.

    İşte tam bu noktada her ülkenin halkı çok önemli. Her birey politikacılar üzerinde Kopenhag’da doğru kararlar alması için baskı kurmalı. Eğer politikacılar Kopenhag’a gidip doğru kararlar almazlarsa, nasıl politikacı oluyorlar. Bu hepimizin ölüm raporuna imza atmak gibi birşey.

    AEkinci: Türkiye’de Greenpeace Türkiye’nin başlattığı başlattığı ‘ One Minute- Bir dakika’ kampanyası  için ne düşünüyorsunuz?
    FA: Kesinlikle destekliyorum. Buradan, Başbakan Erdoğan’a bende çağrıda bulunuyorum. Ve diğer poitikacılara da. Tüm başkanlar bu önemli zirveye gidip, doğru karar almak zorundalar. Başbakan Erdoğan, zirveye gitmeyip ne yapacak golf mü oynayacak?

    AE: Sizin önümüzdeki yıl yani 2010’da İngiltere genelinde gerçekleşecek bir kampanyanız var. Bize bahseder misiniz?
    FA: Kısaca ‘ TENTEN-ONON’ adını alan kampanya çerçevesinde tüm okullara, şirketelere,hükümete, askeriyeye ve monorşiye dahil herkese çevre kirliliğini yüzde on indirmelerini istedik. Bunu 2010’da gerçekleştirmelerini sorduk ve  kampanyamızın adı buradan yola çıkarak ‘ ONON’ oldu.

    AE: Bunun gerçekleşme ihmali ne kadar? Ne gibi yanıtlar aldınız?
    FA:İlk yüzde on çok kolay. Yalıtım, ısıtıcıları daha az kullanmak, daha az araba kullanmak, biraz daha az uçmak, yediğinzi yemeklerde biraz değişiklik yapmak..İnsanlar bu kampanyaya hazır olduklarında hükümete gidip, ‘ Bakın insanlar çevre kirliliği için birşeyler yapıyor, siz ne yapıyorsunuz?’ diye sorabiliriz.

    Kampanyaya 30 bine yakın vatandaş ve bin kurumdan yanıt geldi. Microsoft, B&Q Deniz Taşıma Yolları, İngiliz Posta Servisi, Pret a Manger kampanyamıza evet dedi. Bu çok heyecan verici.

    AEkinci: Umarım, Türkiye’de de buna benzer önlemler alınmaya biran önce başlanır.
    FA: Neden olmasın, kesinlikle. Önce Başbakan’ın konuya el atması gerek, gerisi gelecektir. Çünkü hepimiz için tek gerçek, iklim değişikliği için biran önce birşey yapılması.

    Türkiye’nin iklim değişikliği açılımındaki pozisyonu

    Yönetmen Franny Armstrong öyle heyecanlı öyle çalışkan ki, sanki hepimizin adına Kopenhag’a gidip, elini masaya vuracak gibi... Bu röpörtajı yaptıktan sonra Türkiye’nin bu çerçevedeki yerine şöyle bir baktım.

    Gördüklerim hiç de içimi açmadı. Neden mi? Türkiye’nin karbon salımı 2007 yılında rekor kırarak 1990 seviyesine göre %119 oranında artış göstermiş. Buna rağmen hala 47 tane kömürlü termik santral yapılması planlanıyor. Enerji politikalarımız böyle devam ederse Türkiye, önümüzdeki 10 yıl içinde Avrupa’nın en çok kirleten ülkesi olacak.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı