Gündem Haberleri

    Üniversiteli gençliğin cinsel yaşamı

    Hürriyet Haber
    17.10.2005 - 13:10 | Son Güncelleme:

    Ebeveynden bağımsızlaşma süreci yaşıyorlar, üzerlerinde aile baskısı azaldığı için bağımsızlaştıklarını düşünüyorlar ve ona göre davranıyorlar. Erişkin dünyasında kendilerini var etmeye çabaları giderek artıyor. Tam bu aşamada karşı cinsle ilişkileri ise cinselliğe dayalı olarak gelişmeye başlıyor. Sanıldığının aksine cinselliği özgürce yaşamak konusunda çok büyük problemleri yok. Mastürbasyonun hala tabu olduğu bir ülkede onların genele yakını mastürbasyonu olumlu ve konuşulmasını da normal buluyor.

     

     

     

    * Gençlerin %35 i cinsel ilişki yaşıyor,

    * Kızların %23’ü, erkeklerin ise %69’u cinsel ilişki yaşıyor

    * Cinsel ilişki yaşadıklarını belirten % 35 lik gruba giren gençlerin ilk cinsel ilişki yaşı ortalama 17,8.

    * Gençlerin %47’si, kızların %41’i , erkeklerin ise %51’i mastürbasyonu olumlu değerlendiriyor.

    * Gençlerin %50’si, kızların %47’si, erkeklerin ise %59’u cinsel sözcük kullanımından rahatsız olmuyor.

    * Gençlerin %50’si, kadın ve erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaştığını düşünüyor.

    * Kızların% 49’u ve erkeklerin %53’ü böyle bir fark olduğunu düşünüyor.

     

    Uzman doktorların yanıtlamasını istediğiniz soruları ve sorunlarınızı fsaka@dbr.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

     

     

     

     

     

    Kimden mi, tabii ki üniversite öğrencilerinden bahsediyoruz. Henüz ergenlik dönemindeki genç insanlardan. Ve ergenlik döneminde edinilen bilgilerin,  deneyimlerin, yetişkin cinsel yaşamının sağlıklı olmasında ne kadar önemli olduğu da artık kesin olarak biliniyor. Zira, ergenliğin başlangıç döneminde yaşanan hızlı fiziksel değişiklikler, gencin yetişkin dünyasına girebilecek donanımlara sahip olabilmesinin koşullarını hazırlıyor. Bu düşünceden yola çıkan İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Gül Şendil, Ar. Gör. Özgün Kızıldağ ve Ar. Gör. İdil Kaya Balkan Üniversite Öğrencilerinin cinsellikle ilgili bilgi, tavır ve deneyimlerini inceleyen bir çalışma yürüttüler. Bu araştırmaya başlarken amaçları, gençlerin ergenlik döneminde yaşadıkları en önemli cinsel sorunları keşfetmekti çünkü onlara göre gençler, ergenlik döneminin sonlarında, fiziksel, işlevsel, duygusal ve sosyal yönden yetişkin cinsel yaşamına hazır hale geliyorlar. Bir yandan toplumun değer yargıları, diğer yandan ergenin ifade bulmayı bekleyen cinsel istekleri arasında yaşanan uyumsuzluklar gencin bu konularda çatışmalar yaşamasına neden oluyor. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Gül Şendil, bu araştırmanın, toplumsal değer yargılarının zaman içinde değişmesinin, gençlerin cinsellikle ilgili algı ve deneyimlerini etkileyeceği düşüncesinden hareketle yapıldığını günümüz üniversite gençlerinin bu konudaki bilgi ve deneyimlerinin incelenmesinin aydınlatıcı olacağını savunuyor.

    Bu amaçla yola çıkan araştırma ekibi, İstanbul Üniversitesinin farklı bölümlerinde okuyan, 236’sı (%71) kız, 96’sı (%29) erkek toplam 332 öğrencinin cinsellikle ilgili kavramlar hakkında ne derece bilgi sahibi oldukları, cinsel deneyimleri ve cinsellikle ilgili konulardaki tavırlarıyla ilgili bilgi topladılar.

    Araştırmanın cinsel deneyimlerle ilgili sonuçlarına bakıldığında gençlerin yüzde 35’ inin yani 10 gençten 4’ünün cinsel ilişki yaşadıkları belirlendi. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise, kızların yüzde 23’ünün, erkeklerin ise yüzde 69’unun cinsel ilişki yaşadığını belirttikleri ortaya kondu. Bu rakamlar gösteriyor ki kız öğrencilerin çok azı cinselliği yaşarken erkeklerin neredeyse yarıdan fazlası cinsel ilişkiyi özgürce yaşıyor. Cinsel ilişki yaşadıklarını belirten yüzde 35’lik gruba giren gençlerin ilk cinsel ilişkiyi ortalama 17,8 yaşta yaşadıkları saptandı.

     

    Mastürbasyonu olumlu buluyorlar

     

    Araştırmanın cinsellikle ilgili kavramlara yönelik tavırlarla ilgili sonuçlarına bakıldığında, gençlerin yüzde 45’inin mastürbasyonu olumlu, yüzde 13’ünün olumsuz değerlendirdiği görülüyor. Yüzde 20’si ise  tanımsal bilgi dışında olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapmıyor, yüzde4’ünün mastürbasyonu hem olumlu hem de olumsuz olarak değerlendirdiği ortaya çıkarken, yüzde 12’sinin ise cevap vermeyi reddettiği görülüyor. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise, kızların yüzde 41’inin, erkeklerin ise yüzde 51’inin mastürbasyonu olumlu değerlendiği görülüyor.

    Bu araştırmadan çıkan önemli sonuçlardan biri de, gençlik döneminde yaşanan en önemli sorunlardan biri olarak, bu dönemde hormonal değişimlere bağlı ortaya çıkan cinsel enerjinin boşaltılabilecek bir yolunun aranması…Gençlerin mastürbasyonla ilgili genel olarak olumlu ya da nötr tavırlar sergilemeleri, bu enerjinin boşaltılabilmesi için mastürbasyonun tercih edilebildiğine işaret ediyor.Yine gençlerin cinsellikle ilgili tavırlarına yönelik bir başka bulgu ise, cinsel sözcüklerin kullanımından rahatsız olup olmama ile ilgili.Gençlerin yüzde 50’sinin cinsel sözcük kullanımından rahatsız olmadıklarını, yüzde 38’inin biraz-şartlara göre rahatsız olabileceklerini bildirdikleri, yüzde 11’inin ise cinsel sözcük kullanımından rahatsız olduklarını belirtiyor. Gençlerin yüzde 1’i buna cevap vermemiş. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise, kızların yüzde 47’sinin, erkeklerin ise yüzde 59’unun cinsel sözcük kullanımından rahatsız olmadıklarını söyledikleri belirlendi. Erkeklerin cinsel sözcük kullanımından kızlara göre daha az rahatsız olması, toplumsal cinsel rollerle açıklanabilir.

     

    En iyi bilinen korunma yöntemi haplar

     

    Gençlerin cinsellikle ilgili bilgilerine yönelik değerlendirmelerin sonuçlarına bakıldığında,gençler arasında en çok bilinen doğum kontrol yöntemlerinin sırasıyla, doğum kontrol hapı, prezarvatif, spiral ve geri çekilme olduğu ortaya kondu. Ayrıca, iğne, ertesi gün hapı, cerrahi yöntem ve implantasyon gibi yöntemlerden de haberdar oldukları belirlendi Bu durum gösteriyor ki Türk öğrencileri aslında cinselliği yaşamasa bile korunma yöntemlerinden ciddi ciddi haberdar. Zaten cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızların erkeklere göre daha fazla doğum kontrol yöntemi bildikleri belirlenmiştir. Kızların daha az cinsel ilişki yaşamalarına rağmen doğum kontrol yöntemleri ile ilgili erkeklerden daha çok bilgi sahibi olmaları korunma yollarının günümüzde halen daha çok kadının sorumluluğunda olması ile açıklanabilir. Gençlerin ayrıca adet dönemi, menapoz ve andropoz ile ilgili bilgileride sorulmuştur. Her üç konuda da kızların erkeklere göre daha fazla bilgi sahibi olduğu, ama gençlerin özellikle menapoz ve andropoz hakkında oldukça yetersiz bilgileri olduğu belirlendi. Gençlerin menapoz ve andropozla ilgili yetersiz bilgi sahibi olmaları, daha sonra kendileri bu dönemlere geldiklerinde, bu dönemleri nasıl yaşayacaklarını belirleyeceği için özellikle önemli bir konu. Şendil’e göre; Gençlerin bu dönemlerle ilgili bilgi sahibi olmaları ilerde onların bu dönemleri daha olumlu geçirmelerine katkıda buluncaktır. Yine gençlerin cinsellikle ilgili bilgileri kapsamında gençlere kadınların ve erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaşıp farklılaşmadıkları sorulduğunda, Gençlerin yüzde 60’ının kadın ve erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaştığını düşünüyor, yüzde 27’si böyle bir farklılaşma olmadığını düşünüyor. Yüzde 8’inin şartlara göre değişeceğini düşündükleri belirlendi. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızlarınyüzde 49’unun ve erkeklerin yüzde 53’ünün böyle bir fark olduğunu söylediği ortaya kondu.

     

    Gelecek kaygıları var

     

    Bu araştırmayı yapan İÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Yrd. Doç. Dr. Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı Başkanı Gül Şendil, tüm veriler değerlendirildiğinde “Üniversite gençliğin yaşadıkları problemler açısından bakılınca; Birincisi ebeveynden bağımsızlaşma sürecini yaşıyorlar, üzerlerinde aile müdahalesi kalmıyor, adeta kendilerini bağımsızlaşmış sanıp, öyle davranıyorlar. Yeni arkadaşlar ediniyorlar, inisiyatiflerini kullanma, kendi kimliklerini bulmak için yaşadıkları ortamda varolmaya çabalıyorlar. Mesleki kimlikleri ön plana çıkıyor. Erişkin dünyasında kendilerini meslekleriyle var etmeye çabalıyorlar, en önemlisi karşı cinsle ilişkileri cinselliğe dayalı olarak ağırlaşıyor. Bunların içinde bazı gruplarda,Anadolu’dan gelen çocuklarvar ve bir uyum sorunu yaşıyorlar” diyor.

     

     

    Kadın-erkek eşitsizliği en önemsiz sorun

     

     

    Ayrıca, İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü tarafından Tempo Dergisi adına 802öğrenciyi kapsayan bir anket yapıldı. Anket çalışmasında yer alan hocalar, Prof. Dr. Nursel Telman, Yrd. Doç. Dr. Pınar Ünsal, Ar. Gör. Dr. Meltem Narter, ayrıca Psikometri Grubu öğrencileri, Gülsen Süslü, Işıl Özüak, Gaye Özen, Neslihan Korkmaz, Gökçe Başbuğ, Barış Özdemir, Füsun Yılmaz, Fatma Bandak, Esin Dalkılıç, Deniz Kayadelen, Sevinç Tunalı’nın yaptıkları değerlendirmeler sonucunda görüldü ki; kadın erkek eşitsizliği Türkiye’nin en önemli sorunu değil. Hatta bu sıralamada en altta yer alıyor. Araştırmaya katılan öğrencilerden, Türkiye’nin en büyük sorunları kapsamında, “Ekonomi”, “İnsanın değerinin olmaması”, “İşsizlik”, “Eğitimde fırsat eşitliğinin olmaması” ve “Kadın erkek eşitsizliği” gibi sorunları en önemliden en önemsize doğru sıralamaları istendiğinde;kendilerine göre, ekonomik sorunlar ilk sırayı alırken, işsizlik ve insan değerinin olmaması, yaklaşık aynı değerlerle ikinci sırayı aldı. Eğitim üçüncü sırada yer alırken, kadın erkek eşitsizliği en son sorun olarak görülüyor.

    İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden geleceklerine dair sıkıntı yaratabilecek bazı konu başlıklarını, önem derecesine göre sıralamaları istendiğinde; Bu konu başlıkları; “Ekonomik sıkıntılar”, “İş bulma”, “Aile kurma”, “Geleneksel değerlerin çökmesi” ve “Toplumda bir yer edinebilme” olarak sıralanmış ve bu soruya verilen yanıtlardan elde edilen sonuçlara göre, İş bulmak ve ekonomik sıkıntılar birinci sıraları alırken, aile kurma, geleneksel değerlerin çökmesi ve toplumda bir yer edinebilme maddeleri de çok az farkla arka arkaya sıralanmışlar.

     

    Üniversiteli gençler cinselliği özgürce yaşayabiliyor mu?

    Araştırmaya katılan öğrencilerin yanıtlarına göre bu konudaki düşünceleri ayırt edici biçimde ortaya koyacak belirgin bir farka rastlanmadı. Buna karşın, Aşk mı, kariyer mi, para mı? Sorusuna, araştırmaya katılan öğrencilerce şöyle bir sıralama yapılmış; birinci sırayı; “Aşk”, ikinci sırayı; “Kariyer”, üçüncü sırayı; “Para” almış. Nüfus kağıdındaki din hanesi kalksın mı? Sorusunun cevabı da ilginç bir sonucu içeriyor. Araştırmaya katılan öğrencilerin yarısı nüfus kağıdındaki din hanesinin kaldırılması gerektiğini düşünürken,öğrencilerin diğer yarısı da kendi aralarında ikiye bölünerek, nüfus kağıdındaki din hanesinin kaldırılmasının onlar için fark etmediği ve kaldırılmaması gerektiği yönünde düşüncelerini belirtmişler.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı