Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Üniversite tercihi için iyi araştırın, emek verin

    Prof. Dr. Erhan ERKUT - MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı - İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı - Endüstri Mühendisliği Bölümü Başkanı
    06.07.2015 - 09:10 | Son Güncelleme:

    Milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren bir tercih dönemine girdik. Aileler ve öğrenciler ‘hangi üniversite/program’ konusuna çok kafa yoruyor. Fakat öğrencinin başarısında seçilecek üniversitenin ve programın tek veya temel belirleyici olduğunu düşünenler kanımca yanılıyor, çünkü hızla değişen dünyada, bugün öğrenilen içerik değil değişime ayak uydurabilme yetkinlikleri ön plana çıkıyor.

    Bazı mesleklerin yıldızı sönerken, birçok yeni meslek doğuyor. Daha da önemlisi, her mesleğin beklentileri ve uygulaması hızla değişiyor. Maalesef üniversitelerin büyük kısmı gelecekte başarılı olabilmek ve topluma katkıda bulunabilmek için gereken ‘21. yüzyıl yetkinlikleri’ni geliştirme konusunda yetersiz kalıyor. Bu eksikliği giderebilmek için ailelerin ve öğrencilerin inisiyatif almaları gerekiyor.

    Bu konuda blogumda yazdıklarımı kısaca özetlemek gerekirse: Öğrencilerin iletişim, grup çalışması, zaman, stres ve proje yönetimi, planlama gibi temel yetkinliklerini geliştirmeleri; teknoloji okuryazarlığına önem vermeleri; en az bir yabancı dili ve bir programlama dilini iyi öğrenmeleri; en az iki yerde staj yapmaları ve bir süreliğine yurtdışına çıkmaları gerekiyor. Üniversite seçiminde de üniversitelerin bu yetkinlikleri ne ölçüde geliştirdiklerinin araştırılması çok önemli.

    Üç önemli tespit ile devam etmek istiyorum:

    1- Türkiye’de üniversiteye girmek kolaylaştı: 1980’de sınava giren 467 bin öğrencinin sadece 42 bini (yani yüzde 9’u) üniversiteye girebilirken, 2010 yılında sınava giren 1 milyon 588 bin öğrencinin 874 bini (yani yüzde 55’i) girebildi. 30 yılda kapasite 20 misline çıkmakla birlikte, kalitenin bu artışa ayak uydurduğunu söylemek mümkün değil.

    2- Üniversiteye girdikten sonra bölüm değiştirmek kolaylaştı: Eğitimde ileri ülkelerde öğrenciler üniversiteye girdikten sonra rahatlıkla bölüm değiştirebilirler. Geçmiş yıllarda Türkiye’de birkaç istisna dışında çok zor olan okul ve bölüm değiştirme, geçen yıldan itibaren güncellenen yatay geçiş kuralları ile daha kolay bir hale getirildi.

    3- Öğrencinin istediği programı çift anadal sayesinde bitirmesi mümkün: İstediği bölüme giremeyen öğrenci, yatay geçişten de yararlanamasa bile çift anadal programı sayesinde istediği programdan mezun olabilir. Bu olanağı kullanmak isteyen öğrencilerin program seçmekten çok üniversite seçmeye yönelmesi akıllıca olur.
    Beş yıl önce öğrencilerin üniversite tercihini analitik ve sistematik bir şekilde yapamadığını fark ettim ve onlara yardımcı olabilmek amacıyla bir tercih rehberi hazırlamaya karar verdim. Bu rehberde üniversite seçiminde rol oynayabileceğini düşündüğüm faktörlerin bir listesini oluşturdum. Sadece tüm dünyada kabul gören saptama ve akademik değer yargıları kullandım.
    Değerlendirilmesi gereken faktörleri üç ana gurupta topladığım (akademisyenler, öğrenciler, olanaklar/sistem) bu rehberin 2014 versiyonuna blogumdan ulaşabilirsiniz: erhanerkut.com/2014/07/universite-secim-rehberi/.

    Bu yazıda bu rehberin en önemli olduğunu düşündüğüm birkaç noktasına değineceğim.

    Kararınızı broşüre bakıp vermeyin

    Ülkemizdeki üniversiteler (hem devlet hem de vakıf) arasında çok büyük farklılıklar bulunuyor. Ciddi bir araştırma ile bu farklılıkları görebilmek mümkün. Bu araştırma için (YÖK, TÜBİTAK, yayın veri tabanları gibi) farklı kaynaklar kullanılmalı, fakat üniversitelerin reklamları (afişler, broşürler, filmler, TV reklamları gibi) dikkate alınmamalı. Üniversitelerin reklama ayırdıkları bütçe ile eğitime ayrılan kaynak arasında ters bir ilişki olduğu unutulmamalı. Üniversite bir içecek veya deterjan markası gibi reklam yapmamalı. Üniversite ile ilgili sağlıklı bilgilere ulaşmak temelde adayların işi ve emek harcamak istemeyen kararını eline tutuşturulan broşüre dayandırmak zorunda kalabilir.
    Ülkemizdeki üniversiteler arasındaki en büyük farklılıklardan birisi eğitim kadrosu. Kimi programlar YÖK’ün şart koştuğu 3 tam zamanlı öğretim üyesi ile eğitime devam ederken, kimilerinde 20 veya daha fazla öğretim üyesi bulunuyor. Tabii sayılarının yanında öğretim üyelerinin eğitimleri, deneyimleri, yaşları ve dengeleri (düzey, yaş, uzmanlık alanı, cinsiyet vs.) de önemli.
    Üniversiteyi diğer yüksek öğrenim kurumlarından ayıran en önemli etkinlik araştırma olduğuna göre, öğretim üyelerinin araştırma çıktıları (makaleleri, atıfları, kitapları, kongre sunumları, araştırma fonları vs.) önemli. Bunlara ulaşmanın en kolay ve ücretsiz yolu ‘scholar.google.com’ sitesi. Adaylar, ilgilendikleri okulların hocalarını detaylı olarak araştırmalı. Türkiye’deki en güvenilir (bilimsel) üniversite sıralamaları ODTÜ bünyesinde kurulan URAP Araştırma Laboratuarı (tr.urapcenter.org) tarafından üretiliyor. Sıralamalar ile ilgilenenlere dünyadaki üniversite sıralamaları ve Türk üniversitelerinin bu sıralamalardaki yerleri üzerine yazmış olduğum şu yazıyı önerebilirim: erhanerkut.com/2014/07/ilk-500-ve-turk-universiteleri

    Öğretim üyelerinin ders yükü, öğrencilerin başarısı önemli

    Bir üniversitenin araştırmaya verdiği önemi tespit etmenin çok basit bir göstergesi var: Tam zamanlı öğretim üyelerinin haftalık ders yükü. Bu genellikle araştırmaya önem veren üniversitelerinde 6 saat, fakat bazı üniversitelerde 18 saate kadar çıkabiliyor. Haftada 12 saatten çok ders veren öğretim üyesinin bırakın araştırma yapmayı, verdiği derslerin hakkını vermesi bile çok zor. Az sayıda tam zamanlı öğretim üyesi istihdam eden ve bu öğretim üyelerinden çok ders vermelerini isteyen kurumların üniversiteden daha çok bir liseye veya dershaneye benzeyen birer ‘öğretim kurumu’ olduklarını söylemek mümkün.
    Üniversite tercihinde ikinci önemli faktör öğrencilerin başarı durumları: Girmeden önceki başarıları (taban/tavan puanı değil, giren öğrencilerin ortalama puanı), okuldaki başarıları (mezuniyet yüzdesi, ortalama mezuniyet süresi, değişim programı başarıları) ve mezuniyet sonrası başarıları, ki birçok karar verici için en önemli kriter mezunlardır. Mezuniyetten sonraki 6 ay içinde mezunların yüzde kaçının maaşlı bir iş bulduğu ve hangi kurumlarda ne unvanlar ile çalıştığı, yüzde kaçının aile şirketinde çalıştığı veya kendi işini kurduğu, yüzde kaçının yüksek lisans programlarına katıldığı sorusu kadar, 5 yıl önceki mezunların şimdi nerelerde olduğu da (profesyonel, araştırmacı, girişimci) önemli. Maalesef bu sorulara cevap verebilecek üniversite sayısı yok denecek kadar az. Üniversitelerin bu verileri toplayıp açıklaması ancak bilinçli toplum üyelerinin baskısı ile sağlanabilir.

    Hangi öğretim sistemi kullanılıyor, araştırın

    Üçüncü faktör olan fiziksel olanakların en önemlisi kampüs. Kampüsün şehir dışında veya içinde olmasının avantajları yanında dezavantajları var. Bu tercih adaya kalmış. Fakat mimari standartlara göre öğrenci başına düşmesi gereken eğitim alanı 10 metrekaredir (derslik, öğretim üyesi ofisi, laboratuvar, vs.). Bunun yanında, kampüste bir ana kütüphane veya bilgi merkezi, bir spor merkezi ve bir öğrenci faaliyetleri merkezi bulunmalı. Binaların donanımı çok önemli olduğundan mutlaka sınıfları ve laboratuvarları gezmek gerekli. Kampüsün yanında yurtlar ve ulaşım da aday öğrenci için çok önemli faktörler. Özellikle İstanbul gibi trafiğin dayanılmaz bir hal aldığı bir şehirde öğrencinin günde 2-3 saatini ulaşıma ayırması hem psikolojisini hem de başarısını ciddi olarak etkiler.
    Adayların en zor değerlendirebileceği ana kriter belki de öğretim sistemi. Program içeriklerinin güncel, kişiselleştirmeye elverişli ve uygulamaya yakın olup olmadığını; İngilizce eğitim veren okullarda hazırlığın öğrencileri lisansa gerçekten hazırlayıp hazırlamadığını; lisansta derslerin gerçekten İngilizce verilip verilmediğini; okulun eğitim felsefesini (kürsüden ders mi, öğrenci odaklı interaktif eğitim mi); teknoloji kullanımını; akademik rehberliğin ve destek ünitelerinin hizmet kalitesini öğrenebilmek için mutlaka okulun öğrencileri ve öğretim üyeleri ile doğrudan iletişim gerekli. Bunun için (özellikle tercih dönemi dışında) kampüs ziyareti şart olduğu gibi, sosyal medya da kullanılabilir. Akademisyen akraba veya tanıdıklara danışma da iyi bir fikir.

    Yetkinliklerinizi geliştirme sorumluluğu sizde

    Yetkinlikler ile başladım, yine yetkinlikler ile bitirmek istiyorum çünkü bu konunun üniversite tercihinde büyük rol oynaması gerektiğini düşünüyorum. Değerlendirmeye alınan üniversitelerin 21. yüzyıl yetkinliklerini geliştirmek için ne tür mekanizmalar oluşturduğunun dikkatle araştırılması gerekir. Akademik ve psikolojik rehberlik hizmetlerinin ne kadar güçlü olduğu, profesyonel gelişim ekibinin kaç kişiden oluştuğu ve yılda kaç saatlik program geliştirdiği, derslerde proje, grup çalışması ve sunumlara ne kadar zaman ayrıldığı, eğitim teknolojilerinin ne kadar etkin kullanıldığı, öğrencilere ne oranda staj olanakları, yurtdışı değişim programları ve ortak diploma programları sağlandığı çok önemli.
    Son söz: Hangi programı seçerse seçsin, kariyerini planlama ve kendisi için gereken profesyonel yetkinlikleri geliştirme sorumluluğu öncelikli olarak öğrencidedir.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı