Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Üniversite bilgiden daha fazlasıdır

    Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu - Boğaziçi Üniversitesi Rektörü
    29.06.2013 - 13:46 | Son Güncelleme:

    Üniversite tercihlerinin yaklaştığı bu dönemde tüm adaylar ve aileler hangi üniversiteyi, hangi bölümü tercih etmeliyim arayışı ile çeşitli kaynaklara başvurarak, kendi istekleri ile sunulan imkanları karşılaştırmaya, tercihlerini belirlemeye çalışıyor.

    Bu arayış içerisinde hangi ölçütlere göre hareket edileceği en önemli soru olarak ortaya çıkıyor. Adayların geleceğini belirleyecek bu yeni başlangıç için sarf edilen çaba içinde bilgi kirliliği birçok adayın ve ailelerin kafasını karıştırıyor. Bu karmaşadan kurtulmanın yolu “Ben neden üniversite eğitimi alacağım?” sorusu ile başlayarak aşılabilir.

    Üniversite eğitiminden beklentiler günümüzde çok kısa vadeli hedeflere kilitlenmiş durumda: Mezun olduktan sonra iş bulabilecek miyim ve nasıl bir gelir elde edeceğim?
    Kuşkusuz bunlar önemsiz sorular değil ancak üniversite bundan daha fazla bir şeydir.
    21. yüzyılın ihtiyaç duyduğu insan kaynağı anlamında da, dünyayı anlayıp analiz edebilme anlamında da üniversite eğitimi meslek eğitimi olarak algılanmamalıdır. Bazı uzmanlık gerektiren mesleklerin eğitimi sadece belirli bölümlerde alınabiliyor ve bu eğitim sonucu mühendis, doktor, diş hekimi gibi uzmanlar yetiştiriliyor. Ancak günümüzde iş yaşamının küreselleşmesi “dünya vatandaşı” olarak kendini yetiştirmiş kişilere gelecekte daha çok ihtiyaç olacağı anlamına geliyor. Bu nedenle bir üniversitenin sunduğu kendini geliştirme ortamı, mezun camiasının gücü, evrensel bakış açısı kazandırma misyonu her şeyden daha önemli.
    Dolayısıyla üniversite, bir bütün olarak tüm akademik birimleriyle ürettiği evrensel bilgi, mensuplarına ve öğrencilerine sağladığı katılımcı, demokratik ve özgürlükçü kültürle toplumsal anlamda da değer ve önem kazanıyor.
    Bugün artık iş yaşamına hakim olan “melez” kariyerler, bir hayat içinde birden çok mesleği yapma ihtimali tek bir alanda uzmanlaşmak yerine donanımlı bireyler olmayı gerektiriyor. Günümüzde dünyada üretilen bilgi her üç yılda bir neredeyse mevcudun bir misline çıkıyor. Bir başka ifade ile her yıl bir önceki yıla göre yeni bilginin artış oranı yüzde 30’dur. Bu ortamda gençlerin yeniliklere uyumlu, değişime açık bireyler olarak kendilerini var edebilmeleri hayati önem kazanıyor.
    Bu nedenlerle gençlerin geleceklerini belirlerken kendilerini geliştirebilecekleri yenilikçi yaklaşımları teşvik eden, bilgiye evrensel anlamda erişimi sağlayan ve o bilgiyle hayata değer katacak çözümler, sonuçlar üretebilecekleri ortamları tercih etmelerinin yararlı olduğuna inanıyorum. Üniversite, öğrenciye bu anlamda bir perspektif  ve vizyon kazandırmayı amaçlar ve öğrenim hayatı boyunca bu yönde kılavuzluk eder.

    Üniversite eğitimi meslek edindirme ile sınırlı değil

    Birçok tercih kriterinin yanında akademik anlamda sürdürülmekte olan geleneğin de çok önemli bir tercih kriteri olması gerektiğini düşünüyorum. Bir eğitim kurumu olarak üniversitelerin en önemli başarısı, bağımsız düşünce, eğitim ve araştırma faaliyetlerindeki kalite ve evrensel bilgi üretimi olduğu kadar, kurumun sahip olduğu akademik geleneğin sürdürülebilir nitelikte olmasıdır.
    Bu anlamda Boğaziçi Üniversitesi’ne 150 yıl önce atılan eğitim tohumu, akademik gelişimini üniversite kelimesinin yukarıda belirtilen içerdiği anlama sadık kalarak başarıyla sürdürüyor. Bugün okulumuzu dünyanın sayılı eğitim ve araştırma kurumları arasına sokan sadece bağımsız düşünce temelinde bilimsel mükemmelliğe ulaşma gayreti değil. Bu okul aynı zamanda, 1863’ten bugüne, Robert College’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne aynı mekanda zamanlar, insanlar ve isimler değişse de hocasını, öğrencisini, mezununu ve çalışanlarını dünyaya ve bilgiye açılma çabası etrafında birleştirmeyi başarmıştır.

    Sonuç olarak tüm gençlere ve ailelerine üniversite eğitiminin meslek edindirme ile sınırlı bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatmak isterim. Öğrencilerin de gerek üniversite gerekse mesleki tercihleri ne olursa olsun kalıpları zorlamalarını; yeni ve yaratıcı bakış açıları geliştirmelerini; üniversitenin kazandıracağı akademik değer kadar, sosyal ve kültürel vizyonu da önemseyerek seçecekleri alanda kendilerini hayat boyu geliştirmelerini öneririm.
    Özgürlükçü ve demokratik kültürüyle bilimi ve bağımsız düşünceyi her zaman ön planda tutan bir ortamda bilgi haftada 5 saat matematikten, 4 saat ekonomi dersinden daha fazlasıdır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı