Unilever: Yerel tedarikçiyi dışa açtık, Türkiye’ye yatırım çektik

Hülya GÜLER
28.01.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Unilever’in 27 milyar Euro’luk satın almasını yöneten Tedarik Grubu Başkanı Marc Engel, Türkiye’de çalıştıkları 3 bin tedarikçiden 650 milyon Euro’luk alım yaptıklarını belirtti. Engel, tedarikçilere dış pazar desteği verdiklerini, iki ambalaj yatırımcısını Türkiye’ye çektiklerini vurguladı.

KÜRESEL cirosu 40 milyar Euro’yu bulan, Türkiye’de 3 milyar TL’lik operasyonu bulunan Unilever’in tüm dünyadan 27 milyar Euro’luk satın almasını yöneten Unilever Tedarik Grubu Başkanı Marc Engel, Türkiye’den daha fazla satın alma yapmak istediklerini açıkladı. Halen Türkiye’de 3 bin taderikçi ve 20 bin çay tedarikçisi çiftçi ile çalıştıklarını belirten Engel, bu tedarikçilerin dışa açılmasında da önemli bir rol üstlendiklerine dikkat çekti.

Türk tedarikçiye Ar-Ge desteği

Unilever Satınalma Grubu olarak lokal girişimleri destekleyen bir dizi faaliyet yürüttüklerini söyleyen Engel, yeni girişimcilerin Unilever’in Ar-Ge ekiplerince desteklendiğini kaydetti. Gerekli durumlarda merkez Ar-Ge ve kalite ekipleri ile girişimcilerin bir araya getirildiğini anlatan Engel, şöyle konuştu: “Örneğin kurutulmuş domates, pastorize yumurta sarısı ve kurutulmuş soğanın Türkiye’de Türk tedarikçiler tarafından üretilmesi için gerekli tüm Ar-Ge ve teknik destek Unilever ekibi tarafından verildi ve bu sayede bu ürünlerin ithalatının, yerine üretimin Türkiye’ye kayması sağlandı.”

Küresel tedarikçi oldular

Engel, Türkiye’den yaptıkları satın almanın sadece Unilever Türkiye için olmadığını belirtirken, Unilever’in küresel operasyonlarında çok sayıda Türk tedarikçinin ürünlerinin kullanıldığına dikkat çekti. Engel, Unilever’in küresel tedarikçileri arasında Soda San, Alkim Alkali Kimya, Intercap, Assan, TAT Konserve, Coster, Uğur Soğutma, Biga Mermer, Korozo, Polibak, Progida, Flexcom gibi pek çok Türk şirketinin yer aldığına dikkat çektu.

Akkim ve Konsa global oldu

Bu arada Unilever’in son dönemde Türkiye’de Ar-Ge desteği vererek, ürün gelişiminde katkıda bulunduğu Türk şirketleri konusunda ise Engel, şunları söyledi: “Son zamanlarda Ak-Kim firması ile deterjanın en önemli malzemelerinden birini geliştirdik. Bu süreç yaklaşık 2 yıl sürdü ve gerek lokal ekip gerekse de global uzman ekip olarak bütün süreçleri çok yakından takip edip malzemenin global standartta üretilmesini firmayla birlikte sağladık. Bu sayede; lokal bir girişimci olan Ak-Kim’i global bir malzeme ile global bir pazara açıldı. Yine çok yakın zamanda benzer süreçlerden geçerek daha önce ithal ettiğimiz kurutulmuş domates için lokal üretici olan Konsa’yı destekledik. Konsa şimdi bu malzemeyi dış pazara satar hale geldi. Ayrıca dünya çapındaki iki ambalaj firması Alpla ve Graham da bu tedarik yönetimimiz sayesinde Türkiye’ye yatırım yaptılar ve şimdi diğer Türk şirketlerine de ürün veriyorlar.”

Türkiye yorumu: Kriz mi, ne krizi

KRİZ sürecinde Unilever olarak pazardan daha iyi performans gösterdiklerini belirten Marc Engel, Türkiye’nin performasına ilişkin, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz krizde otomotiv sektöründeki gibi sorunlar yaşamadık. Çünkü insanlar hala çamaşır yıkamaya, yemeye, kuaföre gidemese de evinde saçını boyamaya devam ettiler. Krizin başında tüm dünyada aldığımız gibi ve Türkiye’de de bazı önlemler alarak, krizi küçülmeden atlattık. 2009’da krize rağmen Türkiye’de yüzde 9.5 büyüdük. Burada insanlara kriz nasıl gidiyor diye sorduğumuzda kriz mi ne krizi diye soruyorlardı. Krizde çok şanslıydınız.”

650 milyon Euro’luk satın alma ile Türkiye ilk 10’da

TÜRKİYE’nin 170 ülkede faaliyet gösteren Unilever içinde ilk 10 ülke arasında yer aldığını hatırlatan Marc Engel, Türkiye’deki operasyonlarının çok başarılı olduğunu sattıkları ürünün yüzde 90’ının burada üretildiğini söyledi. Türkiye’yi büyük ve doğal kaynak açısından oldukça zengin bir ülke olarak değerlendiren Engel şunları söyledi: “Unilever Türkiye olarak Avrupa’ya Clear şampuan, mayonez ve Algida ürünlerimizi ihraç ediyoruz. 2009 yılında Türkiye’den toplam ihracatımız 131 milyon dolar oldu, ithalatımız ise 239 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’den 2009’da 650 milyon Euro’luk satın alma gerçekleştirdik, bunu daha da artıracağız. Şimdilik ne kadar artıracağımız konusunda kesin bir hedef yok ama giderek daha fazla Türk üretici bizim aradığımız standartta ürünü, bize uygun koşullarda üretmeye başladı. Bu durum tabii kararlarımızda etkili oluyor.”

Daha fazla ihracat yapmak istiyoruz değerli TL frenliyor

MARC Engel, Unilever’in satın alma grubunun başkanı olarak Türkiye’den daha fazla ihracat yapmak istediklerini dile getirirken, şöyle konuştu: “Türkiye Avrupa pazarına çok yakın önemli bir pazar bizim için. Daha fazla alım yapabiliriz. Ancak değerli TL’nin bu hedefimize yardımcı olduğunu pek söyleyemem. Ayrıca hammaddede fiyatlarında da son dönemde çok oynaklık yaşandı. Piyasalardaki öngörülebilirlik arttıkça, hedeflerimizi netleştirebiliceğiz.”

Unilever’deki en önemli ihracatınız Türk yöneticiler

TÜRKİYE’nin sadece zengin doğal kaynakları ve geniş iç pazarı kadar, son dönemde uluslararası arenade öne çıkan profesyonelleri ile de dikkat çektiğini vurgulayan Marc Engel şöyle devam etti: “Bizim için Türkiye’den yaptığımız en büyük ihracat kalemlerinden biri de profesyonel yöneticileri. 50 Türk yönetici Unilever’in yönetim kademelerinde çeşitli ülkelerde çalışıyor. Bu çok yüksek bir rakam ve hemen hepsi yüksek seviyelerde. Türkiye’yi bir anlamda yetenek kaynağı olarak da görüyoruz. Örneğin sadece benim ekibimde 5 satın alma direktörüm var Türk olan. Ve onların yeteneklerinde Türkiye için söylenen doğu-batı ile batı-doğu ile buluşuyor söylemini görebiliyorum.”

Tüketicilerimizle karbon ayak izini paylaşıyoruz

UNILEVER’in son 10 yıldır faaliyetlerinin odağında sürdürülebilir çevre prensiplerinin bulunduğunu kaydeden Marc Engel, şöyle konuştu: “Dünyanın kaynaklarını kullandığımız yöntemi değiştirmek zorundayız. Çünkü artık yeterli değiller ve biz son 15 yıldır sürdürülebilir çevre dostu misyonumuzu şirketin en üst seviyedeki stratejisine ekledik. Unilever’in fabrikalardaki karbon salınımını düşürmeye çalıştık. Ancak sonra Unilever’in sebep olduğu karbon salınımının sadece yüzde 3’ünün fabrikalardan geldiğini keşfettik. Yani Unilever’in karbon ayak izinin (doğaya yaptığı etki) 3’te 2’si aslında tüketicilerin evindeki Unilever ürünlerinin kullanımından kaynaklanıyor. Yüzde 25’i de tedarikçilerden kaynaklanıyor. Biz tüketicilerimizle karbon ayak izini paylaşıyoruz.”
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı