"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Umut verici diyalog

MUSTAFA Balbay’ın notlarındaki o bölümü okuduğum günden beri bu yazıyı yazmak istiyordum.

Balbay, 23 Nisan 2003 günü Ankara’da Sheraton Oteli’nde, o dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Erdal Şenel ile sohbet ediyor.

Şenel şunları anlatıyor:

"Yav biz bu işi 28 Şubat’ta bitirecektik.

Bunu üç kişi planladık. Bir, Fevzi, Ben. Her şeyi hazırladık.

Bakanlar Kurulu’nu dahi, müsteşarları bulmak zordu onları da tamamladık.

Karadayı bizi uyuttu.

Az sonra dedi, hemen dedi, hükümet devrilsin ondan sonra dedi.

Artık gelip 10-15 yıl gitmeden işleri halletmek gerekiyor.

Üstelik o sırada AB de yoktu, Kopenhag olmamıştı. Şimdi her şey çok daha zor."

* * *

Bu bölümü okuyunca kendi kendime, "Hoppala, şimdi bu nereden çıktı" demiştim.

Çünkü burada anlatılanlar, bugüne kadar bazı gazetelerde yayınlanan teorilerle taban tabana zıttı.

Son günlerde oraya buraya servis edilen "ortam dinlemelerine" bakılırsa, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı çok radikal, çok katı, çok "vuralım kıralım, devirelimci" bir kişilikti.

Oysa bu konuşmaya bakılırsa, altındakiler darbe yapmak istemiş, o ise oyalamış, kelimenin tam anlamıyla uyutmuş.

Hadi daha açıkça yazayım.

Karadayı, 28 Şubat’ın bir darbeye dönüşmesini engellemiş.

Yani...

Yani o dönemde, daha sonra Hilmi Özkök’ün yaptığının aynısını yapmış.

Şimdi Türk ordusunun bu komutanına ne diyeceğiz?

28 Şubat’ı yaptığı için yerden yere mi vuracağız?

Yoksa darbeyi önlediği için alkışlayacağız mı?

Eğer Hilmi Özkök’ün yaptıklarını alkışlıyorsak, Karadayı’yı da alkışlamamız gerekmez mi?

Tabii, yakın tarihi, gerçekler değil de kendi inançları üzerine yazmak isteyenlerin, Balbay notlarındaki bu küçük diyaloglara pek itibar edeceğini sanmıyorum.

Böyle durumlarda en iyi yol, inanca ters düşen şeyleri görmezden gelmektir.

* * *

Tabii Erdal Şenel’in anlattıklarının ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz.

Kendisi böyle bir konuşmanın geçmediğini söylüyor.

Dolayısıyla, Balbay’ın tuttuğu iddia edilen nota güvenip, kafadan, "Çevik Bir darbe yapmak istiyormuş, Karadayı da önlemiş" deme hakkımız yok.

Ama bazı meslektaşlarımız, Ergenekon dosyalarına konan belgelere dayanıp öylesine pervasızca suçlamalar yapıyorlar ki, ben de çıkıp rahatlıkla şunu söyleyebiliyorum:

"Bu davadan binlerce andıç çıkacak."

Çıkmaya başladı bile.

Başladı da, şu ana kadar özür dileme zahmetine katlanan kimse yok.

Tekrar bir "U" dönüşü yapayım.

Notlar "doğruysa" varsayımını kabul edersem, iki çok önemli sonuç ortaya çıkıyor.

Bir;

Demek ki en azından, Türk ordusunun en üst düzey komutanları, darbe peşinde değilmiş.

Sadece Özkök değil, başka komutanlar da darbeyi önlemek için çok ince politikalar izlemişler.

İki;

Demek ki, artık darbe yapmayı planlayan askerler bile, Avrupa Birliği’nin ve Kopenhag kriterlerinin ne kadar önemli ve engelleyici olduğunun bilincine varmışlar.

Yani yakın geçmişte, darbeleri sadece genelkurmay başkanlarının mahareti ve ince politikaları değil, belki de daha çok Kopenhag kriterleri önlemiş.

* * *

Bence hepimiz bunun üzerinde dikkatle durmalıyız.

Çünkü 28 Şubat’ın darbe planlayıcıları bile Kopenhag’dan çekiniyorsa, hepimizin sığınacağı en güçlü liman orasıdır.

Hem askeri darbelere karşı;

Hem de, "Ben şu kadar oy aldım. İstediğimi yaparım" diyen "sivil darbecilere", "liberal faşistlere" karşı.
X