"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

"Umudum kalmadı" diyen ’Rumuz: Su’ya mektup yağdı

"Beni önce insan olarak değerlendirecek, bana ben olduğum için değer verecek, gerçek sevginin değerini bilecek bir erkek bulma umudum kalmadı.

Karşıma hep cinselliğe önem verenler çıktı. Ben onlara uyamadım, onlar da bana" diye yazan genç okuruma "Hayır yanılıyorsun, gerçek sevgiye değer veren insanlar da var" diyen destek mektupları da yağdı, "Çok haklısın, artık kimseye güven yok" diyenler de çıktı. İşte bu mektuplardan birkaçını sizlerle paylaşıyorum.

Bir kez daha hüsrana uğramaktan korktum

34 yaşındayım. Eşimden 3 yıl önce boşandım, 6 yaşında bir kızım var. Bir erkek olarak gerçekten çok uğraştım evliliğimi kurtarmak için, ama olmadı.

Geçen 3 yıl boyunca özel bir arkadaşlığım olmadı, daha doğrusu olamadı. Çünkü gerçekler var ortada. Çok özel şeyler paylaşabileceğin, belki bir yuva kurabileceğin birisini bulmak çok zor. Çünkü sadece çıkar ilişkileri yaşanıyor... Bugün varsan yarın yok olup gidebiliyorsun.

Ben hayatıma yeni birisini katamadım. Çünkü yine hüsrana uğramaktan korkuyorum. Mektuptaki genç hanımın yazdıkları gibi yapmacık bir dünyada yaşıyoruz. Karşılıklı güven kalmamış.

O yazıyı okuduktan sonra onunla mektuplaşmak istedim. En azından o kişiye, el sürmeden yıllarca nasıl yaşanabildiğini anlatma fırsatım olur belki... 3,5 yılı aşkın süredir tek başınayım ve belki kızımdan ötürü hayatta hiçbir kadına kötü niyetle yaklaşmak istemedim. Ya da yapamayacağım sözler vererek onları kullanma gibi bir hisse kapılmadım. Belki bu yüzden o hanımın yazısından gerçekten çok etkilendim...

RUMUZ: UMAN

Günlük ilişkiler bana hitap etmiyor

"Rumuz: Su" imzalı okurunuza cevaben demişsiniz ki; "Böyle düşünenler neden bir türlü birbirlerine rastlayamıyorlar, anlamak mümkün değil. Kaderin bir oyunu olsa gerek!"

İşte o yazıdaki gibi belli değerlere ve anlayışa sahip kızlar, çevrelerindeki insanları gördükçe, kendilerini kapalı bir alan içinde saklıyorlar ve hem onlar hem de biz erkekler kendimize uygun birini bulmak konusunda umutsuzluğa kapılıyoruz. Tıpkı "SU" rumuzlu hanımefendinin yazdığı gibi, ben de çevremde böyle değerlere sahip bir kız arkadaş bulamıyorum.

Ben açık görüşlü bir insanım. Ancak bu anlayışımla birlikte, belirli ahlaki değerlerin de korunarak hayata yansıtılması yönünde bir bakış açısına sahibim. Yani günlük ve kısa süreli ilişkiler bana hitap etmiyor.

42 yaşındayım. 4 yıllık üniversite mezunuyum. Ankara’da yaşıyorum. Hiç evlenmedim. Kendi anlayış tarzıma uygun olmayan bir insanla evlenmek istemedim. Evlilik olacaksa bir kez olmalı. Çünkü bir insanla hayatını birleştirmek, çok ciddi bir karar.

RUMUZ: VİSCO

Sırf evlenmek için evlenmek istemiyorum

"Rumuz:Su" mektubunda bir kadın olarak kendini, bir erkek olarak da sanki beni yazmış. Almanya’da yaşıyorum, 33 yaşına yeni girdim ve halen bekarım... Çevrem artık bekarlığımı ayıplar hale geldi. Fakat suç bende değil; hayatı paylaşabileceğim birini bulamadım.

Dediğiniz gibi sırf "evlenmek için evlenmek" istemiyorum. Her iki taraf da birbirinden yakınıyor yakınmasına da... Benimki kader mi bilemiyorum...

RUMUZ:

KADER Mİ?


Evlilik rekabete dönüşürse yara alır

İsviçre’den 36 yaşında, başından iki evlilik geçmiş bir beyefendiyim. Rumuzu SU olan hanımın duygularına, düşüncelerine ve tespitlerine katılmamak mümkün değil. Her şeyimizi kaybedebiliriz ama hiçbir zaman ümidimizi kaybetmemeliyiz.

Gelelim evliliğe. Çok daha önemli bir şey daha var; ahlaki ve manevi değerler! Gittikçe yozlaşan bu değerler, geçlerimizin hayatını karartabiliyor.

Aile içi şiddet, intiharlar, cinayetler, madde bağımlılığına kadar sürükleyebiliyor. Evlenecek gençlerin buna hazırlıklı olmaları gerekir. İki tarafın da sorumluluk sahibi olması şarttır.

Eğer evliliği bir rekabet kurumu olarak görürsek ve erkek kadın arasında bu rekabet adeta bir yarışa dönüşmüşse, o müessese derin yaralar alır. Eğitime ve kültüre bakmaz evlilik. 2004’te İsviçre’deki her 100 evlilikten 45’i boşanmayla sonuçlandı.

Buna az gelişmişlikten, eğitimsizlikten, kültürsüzlükten diyebilir miyiz? Yoksa sosyal standartların yüksek olmasından mı diyelim? Tabii ki sosyologların araştırmaları bunu yanıtlayacaktır.

Zaten siz de hem kızlardan hem de erkeklerden şikayet geldiğini, her iki tarafın da birbirinden yakındığını söylüyorsunuz.

RUMUZ: ASLANBEY
X