Umduğunu bulamayıp giden yabancı bankalar olacak

Mustafa KUTLAY
24.01.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 23.01.2006 - 21:37

Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı Dinçer, "Bankacılıkta daha fazla konsolidasyon da göreceğiz, sektörden çıkmalar da göreceğiz, yabancıların girmesini göreceğiz, giren yabancıların çıkmasını da göreceğiz. Brezilya’da yabancıların pazar payı yüzde 15’ten yüzde 40’lara çıkmış, sonra yüzde 30’lara inmiş. Umduklarını bulamayanlar olmuş" dedi.

TÜRK bankacılık sektörü, yabancı bankaların yeni gözdesi haline gelirken, Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı Dinçer, Türkiye’ye giren yabancı bankalardan, bir süre sonra gidenler de olabileceğini söyledi. Türk bankacılık sektörünün bir yapılanma sürecinde olduğunu ve bu sürecin devam ettiğini belirten Dinçer, "Bizce bankacılık sektöründe daha farklı yapılanmalar da olacak. Daha fazla konsolidasyonlar da göreceğiz, birleşmeler de göreceğiz, sektörden çıkmalar göreceğiz, yabancıların girmesini göreceğiz, giren yabancıların çıkmasını da göreceğiz. Mesela Brezilya’da yabancıların pazar payı yüzde 15’imiş. Yüzde 40’lara çıkmış, sonra yüzde 30’lara inmiş. Umduklarını bulamayanlar olmuş" dedi.

İSTİKRAR GELDİ: Yabancı sermayenin girmesi ile birlikte Türk bankacılık sektöründe rekabet koşullarının da değişmeye başladığını belirten Dinçer, şöyle devam etti: "Biz zaten banka olarak böyle bir değişimi bekliyorduk. Olması gereken bir değişimdi. Borsadaki değerlere de baktığınız zaman hakikaten gelinen değerler Türkiye’nin geç de olsa nerelere gelebileceğini gösteriyor. Bunun en başta gelen nedeni Türkiye’deki politik ve ekonomik istikrar. Koalisyon hükümetleri oldu, politikada çok zig zaglar oldu. Bu yüzden doğru, yapıcı, kalıcı ekonomik kararlar alınamadı. Tüm bunlardan sonra böyle bir ekonomik ortamın oluşmuş olması, doğru ekonomik önlemlerin alınmış olması, doğru kararların alınmış olması tabi Türkiye’yi dünya konjonktüründe yatırım yapmak isteyenler için çok öne çıkardı. Çok başarılı bir icraat görüyorum. Kalıcı bir istikrar görünüyor."

TÜRKİYE CAZİBELİ: Enflasyondaki hızlı düşüşle birlikte, ekonomik büyümenin hızlandığına işaret eden Dinçer, "Bütçe açığındaki gelişmeler çok başarılı. 3-4 sene önceki bütçe açığının GSMH’ye oranı ile karşılaştırırsanız hakikaten çok dişe dokunur bir iyileşme görüyoruz. Düşen reel faizler, stabil ekonomik ortam, kişi başı gelirin artma potansiyeli, büyük nüfus hacmi. Bütün bunlar Türkiye’yi cazibeli gösteriyor" dedi. Yabancı yatırımcılar için Türkiye’de en cazip görünen sektörlerin bankacılık ve perakendeye dönük iş kolları olduğunu kaydeden Dinçer, şöyle devam etti: "Bankacılığın perakende tarafı çok cazip görünüyor. Bunun ana sebeplerinden biri Türkiye’de şu anda 8-9 milyon hane halkının henüz banka müşterisi olmaması. Bu büyük bir potansiyel. Hálá bir çok bankacılık ürünü tam olarak kullanılmıyor, bunların kullanılma potansiyeli var. Reel faizler çok yüksek olduğu için kişiler tüketim harcamalarını konut, oto gibi harcamaları borçlanarak yapmıyorlardı. Şimdi düşen faizlerle bu ortam çok müsait oldu. Böyle bakıldığı zaman getirmiş olduğu potansiyel ve işlem hacmi ile yabancı bankaların rotasında Türkiye öncelikli sırada."

Kredi kartı borcuna af ’ahlaki sorun’ yaratır

SUZAN Sabancı Dinçer, kredi kartı borçlarına getirilmesi tartışılan af ile ilgili gelişmeleri de şöyle değerlendirdi: "Kredi kartlarında hem mevzuat açısından hem de bankalar kredi kartı verirken, hem de müşteri kredi kartı alır ve kullanırken ciddi olmak zorundayız. Bir kişi kredi kartını kullanırken, sorumlu olmalı ve borcunu da ödeyebilmeli. Ödeyemiyorsa da bunun faizine katlanabilmeli. Bankalar da kredi kartı verirken herkese kredi kartı vereceğim diye düşünmemeli. Kredi kartı faizlerinin çok yüksek olduğu gibi yanlış bir inanış var. Kredi kartı borcunuzu en fazla 1 ay vadelendirebilirsiniz. Bu nedenle de yüzde 4-5 oranında aylık faize maruz kalma süreniz en fazla 1 ay civarında. 1 ayın sonunda da borcunuzu ödeyemiyorsanız, bankalar müşterilenin bankalarındaki pozisyonlarına göre onlarla oturup çözüm bulmaya çalışıyor. Şimdi, ’kredi kartı borçlarını affediyorum’ derseniz, ahlaki rahatsızlık yaratırsınız. Bankalar halka açık, yabancı yatırımcı var. Hükümet bu kadar doğru iş yaparken, kredi kartlarına bir af çıkartmak herkese zarar verir. Kredi kartları ile ilgili yasal düzenlemelerin doğru yola gireceğine inanıyorum. Popülizmden kaynaklanan bir hata olmaması gerekir."

Avrupa’da kár marjı azaldı Türk bankaları değerlendi

TÜRK bankalarının piyasa değerlerindeki artışa da dikkat çeken Suzan Sabancı Dinçer, şöyle devam etti: "Bugün Akbank olarak borsada ikinci en büyük piyasa değeriyiz. Avrupa’da bazı bankaları geçmiş durumdayız. Eskiden diğer Alman bankalarına da çok uzaktık, şimdi yaklaştık. Eskiden 10’da biri 20 de biri iken şimdi 3’te biri gibi olduk. Örneğin Barclays Bank 70 milyar dolar, Deutscebank 60-65 milyar dolar. Avrupa’da Almanya gibi piyasalarda bankacılıkta kár marjları hemen hemen bitmiş durumda. Hatta bazı ürünlerde negatif marjla çalışıyorlar. Bankaların büyüme ihtiyaçları var. Yeterince büyüyemiyorlar. Yeterince büyüyemedikleri için de kárlılıkla operasyonel giderlerini tam anlamı ile kapatamıyorlar. Bizde ise hálá kár marjları çok yüksek. Hálá büyüme potansiyeli var. Bu bulunduğunuz piyasa, piyasanın konjonktürel durumu, kár marjı, büyüme potansiyeli, bankanın altyapısı ile ilgili. Bu rakamlar hak edilen rakamlar."

Yabancılarla rekabet zevkli ve kaliteli olur

AKBANK’ın kaliteli rekabeti seven bir banka olduğunu belirten Suzan Sabancı Dinçer, "Kaliteli rekabet hem bizim için hem müşteriler için iyi. Yabancıların Türkiye’ye gelmesi bizim için çok iyi olmuştur. Bizim marka değerimizi artırmıştır. Yabancı bankalar Türkiye’ye genelde perakende bankacılında gördükleri potansiyel için geliyorlar. Biz bunu perakende bankacılıktaki büyüme potansiyelini gördüğümüz için şube teşkilatımızı buna göre yapılandırmıştık. Teknolojisi ile, insan kaynakları ile perakende bankacılıkta yeniden yapılanmış en büyük banka teşkilatıyız. Biz teknolojimizle, insan kaynağımız ile, şube altyapımız ile çok kuvvetli bir durumdayız. Biz yabancılarla rekabete hazırız. Bu rekabet çok zevkli ve yapıcı olacak" dedi.

Konut kredilerinde hálá marj ve kár var

SUZAN Sabancı Dinçer, ortalama 3-4 ay vadeyle mevduat toplayarak, 20 yıla kadar konut kredisi veren bankacılık sistemindeki bu gelişmeleri şöyle değerlendirdi: "Bizim yaptığımız işte riskleri çok iyi ölçebiliyor olmamız lazım. Biz konut kredilerinden hálá kár ve marj görebiliyoruz. Konut kredilerinde doğrudur, kredi uzun vadeli, kaynak kısa vadeli. Çok üst düzey bir risk raporlama sistemimiz var. Biz burada en kötü senaryoya göre plan yapıyoruz. İrrasyonal davranıp, yarın sıkıntıya girmek bizim bankamızın kültüründe hiç olmamıştır va olmayacaktır da. Bankacılık sektörü bu rekabette rasyonel davranmak zorunda. Konut kredileri bugün perakende bankacılık için çok önemli. Çünkü müşteriye derinleşmeyi sağlayabilecek en önemli ürün. Genelde 20 yıllık konut kredisi söyleniyor ama verilmiyor. Türk insanı çok bilinçli. İnsanlar konut kredisi alırken çok temkinli. Rağbet 5-6-8 yıl. Birine 8 yıllık kredi verince, 8 yıl o sizin müşteriniz. O müşteriye 6-7 ürün satabiliyorsunuz. O müşteriden kazancınız sırf konut kredisinden olmuyor."

Daha iyi bir dünya için 2020 Girişimi

LÜKSEMBURG Fahri Konsolosluğu görevini de yürüten Suzan Sabancı Dinçer, daha iyi bir dünya yaratmak için oluşturulan uluslararası bir girişimde de etkin rol alıyor. Dinçer, ’2020 Girişimi’ olarak da adlandırılan ve 5 sene içinde 1.100 kişiden oluşacak olan Genç Global Liderler örgütlenmesine Türkiye’den katılan birkaç isim arasında. Her yıl 200-250 kişişin dahil olduğu ve 2007’den itibaren aktif çalışmalarına başlayacak olan bu girişim içinde dünyanın önde gelen profezsyonelleri, siyasetçileri, işadamları ve girişimcileri yer alıyor.

Akbank tek başına da yürür acil ’yabancı’ ihtiyacı yok

YABANCI bankaların ortaklıkta genelde, sadece bankacılık yapan, şeffaf, kurum kültürü güçlü bankaları tercih ettiğini belirten Suzan Sabancı Dinçer, şöyle konuştu: "Böyle baktığınız zaman, aranan bu özellikler Akbank’ı her zaman Türkiye’ye gelebilecek bankaların ajandasında 1 numaraya koyar. Fakat Akbank’ın durumu itibarı ile yabancı bir banka ortaklığına acil ihtiyacı yok. Akbank’ın çok güçlü bir sermaye yapısı var ve bankacılık bizim iyi bildiğimiz bir iş. Akbank, Türkiye çapında özellikle perakende bankacılıkta o kadar kuvvetli bir marka ki, yanına bir markaya ihtiyacı yok. Akbank kendi başına gidebilecek bir banka. Sabancı Holding kültür olarak iş kollarında doğru değer yaratan ortak olursa, yabancı ortaklığa açıktır. Dolayısı ile bu konuda da biz ’tamamen yabancı ortağa kapalıyız’ demiyoruz. Ama yabancı ortağa ihtiyacımız, aciliyetimiz yok. Bankacılık Sabancı Holding’in ana iş kolu. Sabancı Holding her zaman bankacılıkta yönetimde olacak. Yine de bize hisse değerimizi daha fazla artırabilecek, bölgesel alanda lider olma stratejimize değer katabilecek, stratejilerimize uyum göstermiş, azınlık bir ortak olursa bunu düşünebiliriz."
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı