Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ulusoy, Satıcı, İstanbul’u Kurtarmak

KİM, mesela Başaran Ulusoy. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanı.

Turizmci, yatırımcı, başarılı iş adamı. Ağzı iyi laf yapıyor.

Kim, kim, mesela Oğuz Satıcı. Türkiye İhracatçılar Meclisi eski başkanı. Kendini bilen, söylediği sözün ağırlığı olan, başarılı iş adamı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için CHP’den aday olabilirler mi?

Oğuz Satıcı
ya da Başaran Ulusoy.

Tatil nedeniyle İstanbul dışındayım. Ege’de, deniz kıyısında bir kasaba. Kime rastlasam, konu aynı, sorular ve kaygılar aynı:

"Kemal Kılıçdaroğlu çok başarılı, umarız, engellemeye ya da başka bir göreve getirmeye kalkmazlar, mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday göstermek gibi".

CHP üzerindeki ölü toprağını kaldıran Kılıçdaroğlu, şimdi halkın gözdesi.

HER YERDE KILIÇDAROĞLU

Bu tek cümle iki kaygıyı dile getiriyor.

1- Kılıçdaroğlu başarılı ya, hemen önünü kesmek gerek. Ne de olsa, devlet partisi CHP var karşımızda. Saray darbelerine uzak değil. Kıskançlıklar, çekemezlikler, laf dolandırmalar CHP’nin eti, kemiği. Kanına girmiş bir kere.

2- Ya da madem başarılı, o zaman daha farklı bir göreve getirerek, belki de olmayacak şeyleri Kılıçdaroğlu ile elde etmenin peşine düşmek.

Sokaktaki adam, her iki şıktan da rahatsız. "Onun yeri şimdi iyi" diyor da, başka bir şey söylemiyor.

Uzun, ama çok uzun bir süredir, sokaktaki adamın CHP’li bir politikacıyı böylesine savunduğunu ilk kez görüyorum. Deniz kıyısında bir lokantada, dağ başında bir benzin istasyonunda, küçük bir kasabanın orta yerinde.

Her yerde Kılıçdaroğlu. Ne dedi, neyi, nasıl dedi ayrıntısını pek net bilmeden, sadece Kılıçdaroğlu.

ESİR İSTANBUL

Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle, tartışmaya ilk giren yer İstanbul. 1994’den bu yana RP, AKP çizgisine esir düşen İstanbul. Bir zamanlar solun kalesi İstanbul.

İlk bakışta, hele de AKP’nin varoşlarda bitmez tükenmez çalışmasını görünce, kadın ve gençlik kollarının ara vermediği didinmesini bilince, İstanbul’u AKP’den kurtarmak zor görünüyor.

Oysa, hiç öyle değil. Geçenlerde CHP eski milletvekili ve PR uzmanı Bülent Tanla ile sohbet ederken, o son yerel seçim rakamlarını ortaya döküyor. Çok çarpıcı.

İstanbul’u AKP’den almak işten değil. Üç koşulu var.

KURTULUŞ ŞARTLARI

Bülent Tanla’nın hatırlattığı rakamlar, CHP iddiasının anahtarı.

2004 yerel seçimlerinde İstanbul’da AKP bir milyon 960 bin, CHP bir milyon 240 bin, SHP 150 bin, DSP 57 bin oy alıyor.

AKP ile CHP arasında 720 bin oy farkı var. Ama, mesele başka yerde.

Aynı seçimde iki milyon 360 bin kişi sandığa gitmiyor. Bu müthiş bir rakam, seçimi çevirecek bir rakam. İstanbul’u almanın yolunda üç koşul:

1-Sandığa gitmeyen iki milyon 360 bin kişiyi harekete geçirmek.

2-İyi bir aday göstermek.
Örneğin, Başaran Ulusoy adını duyuyorum. Örneğin, Oğuz Satıcı adını duyuyorum. İkisi de, iyi aday, artık kim kabul ederse. Ya da yine iyi bir başka aday.

3-Adayı hemen göstermek, hemen yarın. Arı gibi çalışmak, CHP İstanbul örgütünü harekete geçirmek.

Şurada beş ay var. Beş ayda bu iş olabilir. Genel merkezdeki ayak oyunlarından fırsat kalırsa, genel başkanın Salı vaazlarından zaman kalırsa, parti olarak CHP, İstanbul’u kazanacağına inanırsa. Bu inanca hırsla asılırsa.

İstanbul’u AKP’den kurtarmak, AKP’den Türkiye’yi kurtarmanın yolunu açacak güçte. CHP buna inanıyorsa.
X