Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ulusalcı lahmacun

<B>KALEMİ</B> dert görmesin, <B>Ahmet Hakan</B> dün zaten yazdı ve<B> ‘adaletin atáleti’</B>ndeki dehşet garipliği sorguladı ama, konu sonsuz vahim, bugün de ben <B>‘bindireceğim’</B>.

Çünkü şu an ülkemizde, dünyanın bütün demokratik rejimlerinde en ağır ‘ırkçı’ kategoride cezalandırılacak bir ‘s-u-ç’ inanılmaz fütursuzlukla işleniyor. Soranı, edeni yok!

‘Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu’nun gayrı resmi organı olan ve ‘Türk Solu’ adını taşıyan varákpare, Kürt kökenli yurttaşlarımıza karşı kin ve nefret kışkırtıyor.

Harama para vermeyin ama, Hakan’a ve bana inanmayan varsa internetten bakabilir, özeti biraz patetikleştirerek aktarıyorum, söz konusu dergi şu dehşet çağrıyla yayınladı:

* * *

TÜRK, asla Kürt kökenli ticarethanelerden alışveriş yapma!

Türk, mutlaka İstanbul şivesiyle Türkçe konuş!

Türk, Kürtçe kaset satan dükkanların eşiğinden adım atma!

Bu dilde müzik çalan TV’lere bakma, barlarda oturma veya minibüslere binme!

Türk, yalnız kendi çeşnini ye ve başta lahmacun, ağzına Kürt taam değdirme!’

Çağrı nihayet, ‘çocuk doğurun’ kabilinden bir ‘Türkler, üreyin’ (!) emriyle bitiyor.

* * *

EH, başüstüne komutanım ve de sonuncudan başlarsak, bende zaten boy boy var ama madem öyle buyurdunuz, o halde ha gayret, teneşire dek ‘vatani görev’imi ifa edeceğim.

Ve tabii ki, tuvalet kağıdı aldığım bakkalın; Stravinski süviti seçtiğim kasetçinin; duble viski ısmarladığım barmenin önce Kürt olup olmadıklarını veya bu dilden musiki çalıp çalmadıklarını soracağım. Olumlu cevap geldiği takdirde de hışımla kapıyı vurup çıkacağım.

Şivede ise sorunum yok! Zira, kulunuz o İstanbul şivesinin Langa, Teşvikiye, Galata gibi semt ağızı nüanslarını bile, daha dillendiği andan beri gayet iyi terennüm ve teganni eder.

Dolayısıyla, talep vuku bulduğu takdirde, Yekta Güngör Özden’in Anayasa Mahkesi Başkanı’yken savurduğu ‘sıkıysa’ tehditlerindeki bariz Orta Anadolu lehçesinin sezilmemesi için, tabii ki makûl bir ücret karşılığında, diksiyon dersleri verebilir.

Kezá, lahmacunda da Türklüğüme toz kondurmam. Sevmem. Hünkárbeğendi yerim.

Ama, haddim olmayarak ‘ulusalcı dehá’nıza hatırlatayım ki, kelime etimolojisindeki merteğin göze soktuğu gibi, lahmacun tamamen Arap çeşnidir. Kürtlükle hiçbir ilgisi yoktur.

Afiyet şeker olsun efendim, acep ikincisini çok acılı ve bol sumaklı mı emredersiniz?

* * *

HAYIR hayır, işin tabii ki asla ve asla şakaya gelecek yanı yok!

İşte, dergisine ‘Saddamcı Atatürkçüyüz’ manşeti atan; mitingine ‘ordu göreve’ pankartı asan; yaftasına ‘ulusalcı cephe’ ve ‘kızılelma koalisyonu’ imzası koyanlar, darbe teşvikçiliği yetmiyormuş gibi, artık Kürt yurttaşlara karşı ‘pogrom’ zemini hazırlıyor.

Pekiii, dünyamızın evrensel yazarı Orhan Pamuk’u dahi ‘soruşturan’ bir yargı nasıl oluyor da, iş, etnik nefretle iç savaş kışkırtan suçlulara gelince, havaya bakıp ıslık çalıyor ?

Onlar Atatürk adının arkasına gizlendikleri; ‘ulusalcı’ siperin pususuna sindikleri; ‘ordu’ kelimesinin tabusuna sığındıkları için midir ki, böyle bir ayrıcalıkla donatılıyorlar?

Felç neden? Yoksa, ‘kristal gecesi’ katliamı öncesi Yahudi işletmelere Davudi yıldız çizen Naziler gibi, bunların da Kürt yurttaşların hanesine çarpı işareti koyması mı bekleniyor?

Oysa, ellinci yılını idrak ettiğimiz 6 - 7 Eylül ortada, o vakit ok yaydan çıkmış olacak.

‘İmralı Palas’tan emir ve izinli Kürt ırkçılığıyla, lahmacun yasaklayan ve‘ulusalcı’ kisve taşıyan diğer ırkçılığın kurduğu ‘kutsal ittifak’, ortak ülkemize kabuslar yaşatacak.

Ve, lahmacun; veya aksine pek hünkárbeğendi meraklısı olmasak dahi, ancak ortak çeşnileri hürmeten ortak tattığımız ölçüdedir ki, her iki tür kışkırtıcı hep leş kemiği sıyıracak.
X