Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ulusalcı çıkmaz Oyak eşiğinde

<B>İKİ</B> liman da dahil olmak üzere, <B>toplam dokuz kuruluşu var.</B> Ayrıca, tek başına <B>Erdemir’in</B> kendisi bugün sıfırdan kurulmaya kalkılsa, <B>yedi milyar dolardan </B>aşağı değil. Dokuz kuruluşuyla birlikte, <B>Erdemir on-oniki milyar doları</B> aşıyor.

Ama, şimdi özelleştirmede 2.77 milyar dolara gidiyor. Yüzde 46’sı 2.77, toplam değeri altı milyar dolara geliyor diye de bir hesap var.

Özelleştirme sonucu kasaya giren para 2.77 milyar dolar değil mi?.. Evet, öyle. O zaman, Erdemir çok ucuza gidiyor.

Parola, ‘yabancıya gitmesin’. Tamam, gitmesin. İyi de, bu satışta Oyak Erdemir’i çok ucuza kapatıyor.

ORDUNUN İLGİSİ

Erdemir ve yan kuruluşlarının ürettiği ürünler stratejik değerde. Dikişsiz boru ve yassı çelik dahil, çeşitli çelik ürünleri gemi inşaatı, savunma sanayi, hidroelektrik, petrokimya alanlarında kullanılıyor. Bunların bir bölümü askeri amaçlı malzeme.

Ereğli ve İskenderun Limanları ile birlikte, burada üretilen ürünler askerlerin ilgisini çok çekiyor. Hatta, depremden sonra bir ara, askerler Gölcük Deniz Üssü’nü Ereğli’ye taşımayı düşünüyor.

Oyak temelde askeri bir kurum. Adı üstünde. Ordu Yardımlaşma Kurumu. Dolaylı yoldan, ordunun ekonomik ayağı. Ne tam özel sektör, ne kamu sektörü. Hatta, bazı özel sektör yetkililerine göre, ‘kamu sektörü olarak bakılan bir kurum’. Oyak’ın satın alması, Erdemir’i gerçekte askerlerin malı haline getiriyor. Askerler Erdemir’i çok istiyor. Oyak bu nedenle kesenin ağzını açıyor.

PAROLA TUTTU

Bakıyorum, Erdemir’i özelleştirilmesine karşı çıkanların hiç birinden ne bir ses, ne bir nefes. Çıt çıkmıyor. Hatta tersine, bu satıştan memnunlar.

Neden?.. Çünkü, ‘yabancıya gitmiyor.’ Yani, parola tutuyor.

Eğer, üç aşağı beş yukarı, benzer fiyattan yabancı bir firma almış olsaydı, kopacak vaveylayı AB’den duymak mümkün olurdu!.. Ulusalcı cephe can siperane biçimde ateş siperlerindeki yerini alırdı. Ama, şimdi tısss.

Oysa, Erdemir’in özelleştirilmesinde ana sorun, yerli ya da yabancı değil. Oradaki temel sorun, başlı başına özelleştirilmesi. Çünkü, yenisinin yapım maliyeti, dokuz yan kuruluşuyla birlikte, bugünkü satış değerinin on katı.

Bundan dolayı, Erdemir’in özelleştirilmesine baştan beri karşı çıkanların arasında ben de yer alıyorum. Ürettiği ürünler stratejik, yan kuruluşları varlıklı ve yaygın. Hemen öyle elden çıkartılacak bir kurum değil.

Ancak, bugün bu fiyat çok düşük, bu satış çok eksik. Erdemir’in Oyak tarafından satın alınması, onun değerini arttırmıyor.

Fiyatı olduğundan yüksek göstermek, halkı kandırmak üzere, ‘yüzde 46’sı 2.77, demek ki, toplamı 6 milyar dolara satıldı’ sözü, pratikte geçerli değil.

Tam çifte standart. Yabancı alınca öyle, Oyak alınca böyle. Ulusalcı çıkmaz bu olsa gerek. Ucuza kapatılan dokuz ayaklı kurum karşısında sus pus olmak, bu çıkmazın aynası.

On üç gün var daha hareket yok

AB
’de Başmüzakereci Devlet Bakanı Ali Babacan planlanan toplantıları arka arkaya iptal ediyor.

Amerika Katrina kasırgasını yaşıyor, Türkiye 3 Ekim kasırgasını. Bu kasırganın şiddeti ve yarattığı şaşkınlık, AKP Hükümeti’ni henüz kendine getirmiş görünmüyor.

20 Ekim’de Brüksel’de tarama süreci var. Yani, görüşmeler fiilen başlıyor. Ele alınacak ilk konu, bilim, eğitim ve araştırma.

Türkiye 20 Ekim Brüksel’e birkaç temel kurumu ile katılıyor. TÜBİTAK, YÖK, Atom Enerjisi Kurumu. Bunların eşgüdümünü Dışişleri Bakanlığı önderliğinde, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile DPT yapıyor.

20 Ekim’de başlayacağına göre, görüşmelere katılacak kurumların hazırlık yapması gerek. Onlara davetiye çıkarmak gerek. 20 Ekim için, hele de ilk görüşme olacağına göre, bir görüşme stratejisi saptamak gerek.

Ne gezer!.. Daha bu kurumlara ne davetiye, ne de benzeri bir şey gönderiliyor. Ali Babacan geçen hafta önceden duyurduğu toplantıları son anda iptal ediyor.

On üç gün var beyler, on üç gün!..
X