Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ülkeler gençlerle kalkınır!

GENÇ Liderler ve Girişimciler Derneği’nin Taksim Titanic Oteli’ndeki toplantısına konuşmacı olarak katıldım.

Hepsi de pırıl gençlerdi. Onlara:

“Hep farklı düşünün, farklı işler yapın. Bunun için hayal edin. İnsanın hayal gücü olmasa uygarlık bu kadar gelişemezdi. Hayal gücünüzün becerisiyle her şey yapabilirsiniz” dedim.

Bugün yaptıklarımız dün hayal ettiklerimizdir. Hayallerine inanan, bulundukları iş dalında değişik fikirler, farklı ürünler yaratabilen girişimciler için başarı kaçınılmazdır.

¡   ¡   ¡

JCI (Junior Chamber International) “Genç Liderler ve Girişimciler Derneği” üyeleri, yaşları henüz 30’u bulmayan gepegenç işadamlarıydı.

İş dünyasının büyük sıkıntılar yaşadığı şu dönemde bile gözlerinin içi gülüyordu.

Ben, içtenlikle gülmeyi bilen ve bunu prensip edinen insanların her zaman başarılı olacağına inanırım. Güler yüz, kapıları açan sihirli bir anahtardır. Gülmek insana güç verir, sempati kazandırır. Gülen bakkal bile her zaman daha çok mal satar.

¡   ¡   ¡

İnsan, genç girişimcileri tanıyınca, ülkenin geleceğine daha umutlu, daha güvenli bakıyor.

Hayatta önemli fırsatlar pek bol değildir. Gençler, önlerine çıkan imkânları ustaca yakaladıkları, tasarladıkları işleri yılmadan, bıkmadan denedikleri zaman başarılı olur. Genç girişimcilerin, her türlü buluşun denenmekle ortaya çıktığının bilincinde olduklarını gördüm.

Toplantıda Junior Chamber Internatiolal Başkan Yardımcısı ve Trend Organizasyon’un yöneticisi. Gülin Kayserili ve arkadaşlarının sorularına cevap verdim.

Her konuda bilgili gençlerdi... Neler sormadılar ki?

¡   ¡   ¡

Basının bugünkü acıklı halini üzülerek eleştiriyorlardı. Gazetelerin ve gazetecilerin düşman saflara ayrılıp birbirlerine girmelerinin kendilerini rahatsız ettiğini söyleyerek “Bunun ülkeye zarar verdiğini görmüyorlar mı?” diye sordular.

Özellikle “yandaş” adı verilen “iktidar yanlısı” medyanın hücumları üzerinde duruldu.

Onlara ne diyebilirdim ki?

“Son dönemde iktidar, insanlarımızı da, basını da ‘Bizden olanlar’ ve ‘Bizden olmayanlar’ diye ikiye böldü maalesef... Kavganın sebebi budur... İktidar, kendisini eleştiren medyayı düşman olarak kabul ediyor, yandaşı olan medyayı ödüllendiriyor. Onlar da bu ödülü hak etmek için, tarafsız basına hücum ediyorlar” dedim.

¡   ¡   ¡

“Eski yıllarda böyle bir çatışma var mıydı?” sorusuna da şöyle cevap verdim:

“Her dönemde kalem kavgaları oldu. Fakat o kavgalar bugünkü gibi seviyesiz değildi. Eskiden centilmenlik vardı. Her gazeteci bir şövalye idi. Birbirimizle müthiş bir mesleki rekabet içindeydik ama kesinlikle belden aşağı vurmazdık. Mücadelemiz haber atlatmayla sınırlıydı. Meslektaşlar arasında, rekabetle birlikte, sevgi ve güven vardı. Şimdi meslek etiği öldü, kişisel çıkarlar için gammazlamak, faullü vurmak moda oldu!”

¡   ¡   ¡

“Genç Liderler ve Girişimciler Derneği” üyeleri, toplantıya benimle birlikte katılan eşim Emel’e de sorular yönelttiler. Eşim, onlara ablaca öğütler vererek dedi ki: “Hep olumlu düşünün. Olumlu düşündüğünüzde birçok işin yolunda gittiğini göreceksiniz. Olumlu düşünmek insanın kendine güvenini sağlar, moral gücü verir. Görmek istediğimiz neyse gözümüz önce onu görür. Yıllardır hep geriye geriye gidiyoruz ama yine de geleceğe umutla bakmaktan asla vazgeçmeyin. Bu sıkıntılı günler de geçecektir.”

 

X