Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uğur mu, tehlike mi

Türkiye-İngiltere maçına keşke Markus Merk'i verselerdi. Herkes, Collina uğurlu geliyor, Türk dostu filan demeye başladı.<B> </B>Bu sözler bizim için hiç de hayırlı değil. Sakın kimse ‘Collina lehimize penaltı verir’ gibi bir düşünce içine girmesin.

BİZİM milli takım, İngiliz milli takımı futbolcuları kadar ikili mücadele hırsını ortaya koyarsa, kora kor savaşırlarsa, onları yeneriz. Çünkü bizde daha fazla yaratıcı özelliği olan futbolcu var. Ama bu İngilizler yıllardır bize hep ters gelir. İşte 15 gün evvel Ankara'da G.Birliği harika oynayarak, Blackburn'u yendi. Fark daha da fazla olurdu. Özellikle yardımcı hakemler dikkatli olsalardı. Daha geçen hafta Beşiktaş, 10 kişi kalana kadar Chelsea'ye karşı takır takır futbol oynadı. Ancak, İngiliz kulüp takımlarında çok sayıda yabancı oynuyor. Oysa, Milli Takım’da durum farklı. Bu yüzden bize ters geliyorlar.

Bazı şeylerde esnek olmak lazım. Bu Sergen, İngiliz futboluna çok ters gelen yapıda bir oyuncu. Aynen Alman futbol karakterine ters geldiği gibi. Bence Sergen'den maçın başından itibaren faydalanmak lazım. Ve ona, ‘‘Neyin var, neyin yok oyna. Nerede bitersen elini kaldır, seni oyundan alayım’’ demek lazım.

Şenol Güneş, Kore ve Japonya'da bazı futbolcuların etkisinde kalarak takım tertibinde hatalı işler yaptı.

Fransa'daki Konfederasyon Kupası'nda bu baskılardan biraz kurtulduğunu gördüm. İngiltere sınavı Şenol Güneş için de, bir kanıtlama gecesi olması lazım. Çünkü çabuk strese giren, kendini akıntıya kaptıran, haliyle de ipin ucunu kaçıran bir yapısı var. Geçtiğimiz yıllarda bunun örneklerini gördük. Bu maçtan sonra ‘‘İşte gördünüz, artık ben o stresli Şenol değilim’’ mesajını verir inşallah.

Gelelim Türkiye’ye

Avrupa'da şu anda bir numaralı hakem Collina. İkinci Markus Merk, üç numara ise Kim Milton Nielsen...

İlk tayin 3 numaraya yapıldı. Sakatlanınca, ikiyi bile vermediler... Bir numaralı ismi bizim maça verdiler...

Keşke Markus Merk'i verselerdi. Herkes, Collina uğurlu geliyor, Türk dostu filan demeye başladı. Bu sözler bizim için hayırlı değil. Collina, Türkiye'de reklam filmi bile çevirdi. İngilizler böyle bir fırsatı hiç kaçırmazlar. Daha da önemlisi, biz Collina ile 3 yıl içinde, önce Avusturya ile 5'lik maça çıktık. Sonra Japonya'yı 1-0 yendiğimiz maçı yönetti. İki oynadığımız rakip de fizik, sürat ve dayanıklılık olarak kolay ekiplerdi. Collina bir İtalyan hakem. Yani antrenmanını İtalya liginde yapıyor. İngilizlerin fiziğe dayalı, sert hırçın futbolu bize değil, İtalyanlara daha yakın. Yani sakın kimse Collina bazı şeyleri görmez, bazı düdükleri çalmaz, lehimize de penaltıyı verir, biz de İngilizleri yeneriz gibi aptalca bir düşünce içine girmesin.

Maçın gözlemcisi de UEFA hakem komitesi başkanıymış... Bırak UEFA'yı, dünyanın gözü bu maçta olacak...

Manşet olalım ama...

CUMARTESİ
günü futbol tarihimizin önemli maçlarından birine çıkacağız. Maç, bizim mahallede oynanacak. İngilizler’den seyirci gelmeyecek. Yani, tahrik edildik, kışkırtıldık bahanemiz olmayacak.

Biletler Federasyon tarafından sponsor kuruluşlara verildi. Yani, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda tek yönlü bir Fenerbahçe, Galatasaray veya Beşiktaş etkinliği olmayacak. Benim korkum şurada... Olabilir, bir gol yiyebiliriz. Ama ne zaman, kazanamayacağımızı anlarsak veya maçın gidişatı tamamen İngilizlere dönmeye başlarsa, sahaya bazı maddeler atılıp, ondan sonra oynayacağımız baraj maçı bile tehlikeye girer mi?

Futbolda herşey var. Bu yüzden hazırlıklı olacaksın. Ama nasıl... Sen, bir defa o stadın kale arkalarına kesinlikle ağ gereceksin. Buna Fenerbahçe de mecbur. Eğer milli maç oynatacaksa, Futbol Federasyonu da...

Polis, biletsiz kimseyi, stadın yanına yaklaştırmayacak. Mümkün olduğu kadar az araba, stadın çevresine girecek. Bunlar güvenlik tedbirleri. Dönelim futbola...

Maça çok kısa bir süre kaldı. Herkes konuşuyor ve beyanat veriyor. Eğer burada birileri konuşacaksa, o da Futbol Federasyonu Başkanı olmalı. Ulusoy çok net, kısa ve kesin konuşmalı. Özellikle Şenol Güneş'in kendi takımıyla ilgilenmesi gerekir. Hiç bir şekilde polemiğe girmemek lazım. Maça kadar söylenecek her kelime, bizim aleyhimize olur. Takımımızın da konuşacağı tek yer sahadır.

Örnek derseniz... Şenol Güneş önceki gün basın toplantısında ‘‘Penaltı kazanamadık’’ dedi. İngilizlerin penaltıyla maç kazandığını ima etti. Bunun üzerine İngilizler hemen fırsatı kullanarak, Şenol Güneş'in sözlerini manşetlerine taşıdılar. Biz bugünlerde İngiliz gazetelerine manşet olmayalım. Onları yenelim, pazar gününden sonra manşet olalım değil mi?

Vermeden almak...

HERKES
yönetici olmak istiyor, gelir gelmez bol beyanatlar, TV'lerde ve gazetelerde arzı-endam ediyorlar... Bir kısmı, yöneticilikten ayrıldıktan sonra verdikleri 30-40 bin dolarları bile temlik yapıp geri istiyorlar. Kulüpler için sportif başarı mutlaka önemlidir. Ama, bence tesis yapmadan bu başarılar gelip geçici. Vermeden almak, bir tek Allah'a mahsustur...

Nevzat Demir tamamen cebinden harcayarak Ümraniye Tesisleri'ni Beşiktaş'a yapıyor... Bugün Milli Takım İngiltere maçına orada kamp yaparak hazırlanıyor. Duyduğuma göre cennet gibi yermiş.

Yıldırım, Özdemir ve Özbağı

Fenerbahçe yönetiminden özellikle Aziz Yıldırım, Nihat Özdemir ve Nihat Özbağı Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı bakın ne hale getirdi. Cumartesi günü o statta İngilizlerle oynayacağız.

İşte İlhan Cavcav, Celal Doğan, Cemal Aydın, M.Ali Yılmaz ve Sadri Şener. Bu isimleri artırabiliriz. Mutlaka unuttuklarımız vardır. Belediyeler de bu işlere öncülük etmeli. Benim bildiğim kadarıyla Melih Gökçek de bu konuda çok şeyler yaptı.

Arkadaşlar, yıllarca toprak sahada, bez ve altı lastikli raf ayakkabılarla toprak sahada koşan, dinyakoz ayakkabıyla maç yapan, devre arasında o dinyakoz ayakkabıdan ayağına batan çivileri arkadaş yardımıyla çıkarıp, örs çekiçle çakıp tekrar giyen ve maça devam eden biri olarak, imkanım olsa bu tesisleri yapanları sırtımda taşırım. Hepsinin ellerine ve ceplerine sağlık..

Elazığ ve protesto

İNGİLİZLERLE hayati bir maç yapacağız, dünyanın gözü bizde diyoruz, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda sahaya yabancı maddeler, şemsiyeler yağıyor... Londra'dan dönen Beşiktaş takımının futbolcularına Elazığ'da taş atılıyor. G.Saraylı futbolculara ve teknik adamlara, pet şişe sallıyorlar...

Elazığ'da Sergen'in beline, Ahmet Dursun'un kafasına taş isabet ediyor... ‘‘Yaptığımız iş, yanlış diyeceklerine, özür dileyeceklerine, bir daha olmaması için elimizden gelen herşeyi yapacağız’’ diyeceklerine, bunları konuşanlara ve yazanlara hakaret dolu fakslar, telefonlar ve küfürler ediliyor...

İngiliz gazeteler, Elazığ'daki taş atma olay resimlerini alıp bassalar, altına da yazsalar... ‘‘Beşiktaş, Chelsea'yi 2 golle devirip gitti ama Elazığ'da da onların iki futbolcusunu tribünden atılan taşlarla kuş gibi vurup yere indirdiler’’ deseler, hoşunuza mı gider Elazığlılar...

Beşiktaş seyircisi sahaya girip, hakeme vurmak için koşarken de yanlıştı. F.Bahçe ve G.Saray seyircisi sahaya elindekileri atarken de yanlıştı. Siz de sahaya taş atarak yanlış yaptınız. Ama ‘‘Biz yaparız, bunları yazanlara da, söyleyenlere de hakaret ederiz, sonunda da çatır çatır birinci ligde oynarız, oynamanın da çarelerini ararız’’ derseniz, o sizin bileceğiniz iş. Allah herkesin yolunu açık etsin. Ve herkesin gönlüne göre versin.

Güneş’e haksızlık

TURKCELL
'in Yılın Spor Adamları ödülleri dağıtıldı. Renkli gecede Türk Futbolu'ndan hemen hemen herkes vardı. Bir çok ödül yerini bulmuş. Ama bir yerde bence büyük hata yapılmış. Başarılı teknik adamları yarışmaya sokmuşlar. Ve bu teknik adamların arasına Şenol Güneş'i de koymuşlar.

Bence Şenol'a burada haksızlık yapılmış. O, dünya üçüncüsü olan takımın teknik direktörü. Niye onu kulüp antrenörleriyle aynı kulvarda koşturuyorsunuz.

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'a doğru olarak onur ödülü veriyorsun. Milli takım teknik direktörünü de o grup antrenörlerin içinden ayırıp, ayrı bir ödül vermek gerekirdi. Önceki geceki organizasyondan sonra herhalde bu işi yapanlar olayın farkına varmışlardır.

İnşallah öyledir

GEÇEN
hafta Adanalı üç futbolcu ile Müfit Erkasap'ın Hilton'da konuştuğunu yazmıştım... Hem Necati'den, hem Müfit'ten olayın doğru olmadığı haberleri geldi. İnşallah öyledir... Ama Maraton programında Necati'nin G.Saraylı futbolcu arkadaşına sahanın içinde ne söylediğini bütün Türkiye gördü... İnşallah işin sonunda Müfit hocayla Necati haklı çıkarlar!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI