"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ucuzlattınız Koca Sinan’ı

ASLINDA iyi niyetliler.

Kötü bir maksatları falan yok.
“Mimar Sinan’ın hatırasını yâd etmek” gibi kutlu bir amaçları var.
Bu amaçla yapmışlar İstanbul Ataşehir’deki camiyi.
Bu amaçla camiye “Mimar Sinan” adını vermişler.
Gurur duyuyorlar kendileriyle...
O kadar eminler ki “çok iyi bir şey” yaptıklarından...
Herkesten takdir bekliyorlar, teşekkür bekliyorlar, minnet bekliyorlar.
En azından “Allah razı olsun” densin istiyorlar.
* * *
Kafaları rahat, gönülleri rahat...  En küçük bir itiraza, en küçük bir uyarıya, en küçük bir eleştiriye bile sonuna kadar kapalılar. Kapalılar çünkü yaptıkları işe dil uzatanlar hakkında bir yargıları var.
“Cami düşmanı” diyorlar o tiplere...
Akıllarından geçenler şunlar:
“Hangi gerekçeyle olursa olsun camiye itiraz edenler, camiden hoşlanmayanlardır. Açıkça cami düşmanlığı yapamadıkları için başka gerekçeler öne sürerek milletin kafasını karıştırıyorlar”.
Böyle diyorlar ve rahatlıyorlar.
* * *
Ben işte bu rahatlığa biraz çomak sokmaya çalışacağım.
Amacım net:
Kafa konforlarını bozmak / Üzerlerine kuşku bulutları sermek / Rahatlarını kaçırmak...
Gayretim bu yönde olacak.
Ne demişler?
“Gayret bizden / Tevfik Allah’tan”.
İşte başlıyorum:
* * *
-  Mimar Sinan, yaşadığı yüzyılın medeniyet ve sanat düzeyinin künhüne varmış bir sanatçıdır.
-  Muhteşem bir teknikle dönemin medeniyetinin en zarif eserlerini vermiştir.
-  Bugün Mimar Sinan gibi eser vermek demek, Mimar Sinan’ın eserlerini aynen taklit etmek demek değildir.
-  Körü körüne Batı taklitçiliği nasıl küçümsenecek bir tutum ise yüzyıllar önce yapılmış bir eseri bugün körü körüne taklit etmek de aynı derecede küçümsenecek bir tutumdur.
-  Mimar Sinan’ın yaşadığı yüzyıl açısından muhteşem bulunan teknik ve zarafetle yaptığı eserleri, betonarme tekniğiyle aynen tekrarlamak, Mimar Sinan’ı ucuzlatmaktır.
-  Belli markaların Çin’de üretilen taklitlerine “çakma” diyoruz ya... Sinan’ı taklit etmek de işte o hesaptır. Mimar Sinan’ı çakmalarına kurban etmektir.
-  Selimiye Camii’nin plastik maketini yapmak ile Selimiye Camii’nin betonarme benzerini yapmak arasında bir fark yoktur. İkisi de ucuzculuktur.
-  Dönemin medeniyet ve sanatını temsil eden eserleri, bağlamından koparıp taklit ederek bugüne taşımak, hangi niyetle yapılırsa yapılsın, o eserleri ortaya çıkaran sanatçıların adlarını yüceltmez.
-  Hatta biraz daha ileri gidiyorum: Mimar Sinan’ın adını, çakma Mimar Sinan eserleriyle onurlandıramazsınız, tam tersine ucuzlatırsınız.
-  “Hadi oradan cami düşmanı” demeden önce bunlar üzerinde biraz düşünmeye ne dersiniz?

Bira eylemcileri ve Muhsin Yazıcıoğlu

“Bira eylemcileri”, Muhsin Yazıcıoğlu hareketine mensupmuş, bilmiyordum.
Bana tepki gösteriyorlar.
Diyorlar ki:
“Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu aslanlar gibi mücadele etti 28 Şubat’a karşı”.
Doğrudur.
Yazıcıoğlu aslanlar gibi mücadele etmiştir.
Yazıp çizdiklerimin Yazıcıoğlu ile alakası yok.
“28 Şubat’ta neredeydiniz?” diye sorarken Yazıcıoğlu’nu kastetmemiştim.
* * *
Çok basit bir şey söylüyorum ben...
Diyorum ki:
Bira içiyorlar diye birkaç yüz savunmasız gencin üzerine “Bir gece ansızın gelebiliriz” nidalarıyla gidebilme cesaretini gösterenler, 28 Şubat’ta Genelkurmay Başkanlığı’nın kapısına “Bir gece ansızın gelebiliriz” diye dayanma cesaretini neden gösteremediler?
Bu neden yapılamadı?
“Delikanlılık” derken kastettiğim budur.
* * *
Bir de şu var:
Muhsin Yazıcıoğlu’nu tanıyan biriyim.
Bazı görüşlerine katılmasam da kişiliğini bilirim.
Bira içen savunmasız gençlerin üzerine tekbir sesleriyle yürüyüp tehditler savuranlara, kendi yandaşları da olsa, “siz ne karışıyorsunuz milletin yiyip içtiğine, hemen dağılın buradan” diyebilecek tıynette biriydi Yazıcıoğlu...
Delikanlıydı yani...

Nasıl bir ramazan

-  “Zengin iftarları” edebiyatının yapılmadığı bir ramazan...
-  “Oruç tutmadığı için dayak yedi” haberlerinin olmadığı bir ramazan...
-  Oruç tutmak gerekçesiyle öfkeye yenik düşmenin söz konusu olmadığı bir ramazan...
-  İftar çadırlarında “yoksullara yemek veriyorum” tarzı magazinci gösterişçiliğinin söz konusu olmadığı bir ramazan...
-  Klişenin klişesi “sakız çiğnersem orucum bozulur mu?” türü sersem soruların gündeme gelmediği bir ramazan...
-  “Bağışlayıcılık ayı” deyip de bağışlamaya milim yaklaşmayanların esamisinin geçmediği bir ramazan...

Selatin cami

“Selatin” kelimesi, “sultan” kelimesinin çoğuludur.
“Selatin cami” demek, “sultanlar adına yaptırılan camiler” demektir.
* * *
Şimdi bu bilgiler ışığında Başbakan Erdoğan’ın şu sözlerine bakalım:
“Avrupa yakasında Süleymaniye, Sultanahmet, Fatih camileri var. Fakat bu yakada böyle bir cuma camisi, bir ‘selatin cami’ mevcut değil. Arzu ettik ki bu yakada da birkaç tane selatin cami, cuma camisi olması lazım”.
* * *
Madem her şey bu kadar açık ve net...
O zaman soralım:
Selatin camilere sultanların adları verilirdi.
Şimdi neden bundan kaçınılıyor?

Şifre

-  “ESED” DİYENLER: Eskiden dosttuk, şimdi düşmanız demek istemektedirler.
-  “ESAT” DİYENLER: Biz Esed diyenlerden değiliz demek istemektedirler.
-  “ESAD” DİYENLER: “Gitsin ama barışçı yollarla” demek istemektedirler.

Adnan Keskin’e dair 5 şey

BİR: Eskiden hırçındı... Vurduğu yerden ses getirirdi... Sertti... Aşırıydı... Bir dönem dinlenmesi iyi oldu. Geri geldiğinde o eski “sertlik yanlısı Tamil gerillası” edasından eser bile kalmamış durumda.
İKİ: AK Parti’de Ekrem Erdem var. Tabanı iyi bilir, nabız tutma profesörüdür, teşkilat yönetme becerisine sahiptir. Uzaktan izlenimim: Adnan Keskin’de de var bir Ekrem Erdem’lik...
ÜÇ: Aldığı tüm eğitime karşın doğduğu kentin ağzını, şivesini kaybetmeyen siyasetçiler başarılı oluyorlar nedense... Adnan Keskin de o tür siyasetçilerden...  İyi dinlediğinizde dilinin Denizli şivesine kaydığını fark edersiniz...
DÖRT: Herkesin elini sıkmak, herkesin derdiyle dertlenmek, herkesle diyalog kurmak... Yapaylaşmadığı sürece siyasette başarının anahtarı... Adnan Keskin de yapaylaşmadan bunu yapanlardan...
BEŞ: CHP’de örgüte egemen olmak demek, kafa denklerini yönetime taşımak demek...  Adnan Keskin bu tarihsel yanılgıya son verecekmiş gibi bir potansiyel taşıyor.

Halkın gücü

İŞTE bakın:
Siz tepki gösterdiniz, direndiniz, haklılığınıza inandınız, şikâyet ettiniz, tavır aldınız...
Ve İDO, geri adım attı.
Üstelik özürler dileyerek.
* * *
Kıssadan hisse şudur:
İDO’ların falan seni söğüşlemeye kalkması her zaman söz konusu olacaktır.
Buna mukabil...
Sen haklarına sahip çıkarsan geri adım atmaları da mukadder olacaktır.

X