Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üçüncü as da düştü

<B>1960</B>-2000 arasındaki kırk yılda, Türk iş hayatına damgasını vuran üç büyük isim vardı. Bunlar Ankaralı <B>Vehbi Koç</B>, İzmirli <B>Nejat Eczacıbaşı</B> ve Adanalı <B>Sakıp Sabancı</B>’ydı.

Üçü de ‘balık, büyük denizde avlanır’ ilkesine uyarak, sonunda İstanbul’a gelmiş Anadolu’lu iş adamlarıydı. Geçen hafta bu üç astan üçüncüsü de düştü. Vehbi Koç 95 yaşında, Nejat Eczacıbaşı 80, en son aramızdan ayrılan Sakıp Sabancı ise 71 yaşında bu dünyaya veda etti. Her ne kadar Sakıp Sabancı, Sabancı hanedanının kurucusu değildiyse de, babası Hacı Ömer çok yıllar önce öldüğü ve hayatta kalan en büyük erkek evlat da Sakıp Bey olduğu için, kendisi aile reisi seçilmiş ve kardeşleri onu Sabancı topluluğunun simgesi haline gelmesini kabullenmişti. Halk için ‘Sabancı’ ve ‘Sakıp Ağa’ eş anlamlıydı.

* * *

Ben 1961-1980 yılları arasında Koç grubunda üst yönetim görevlerinde bulundum. Koç için boy ölçüşebileceği en önemli rakip, Sabancı’ydı. Sabancı için hedef, özellikle kurumsallaşmakta Koç gibi olmaktı. Sabancılar, İstanbullulaşan diğer iş adamları gibi, bu şehrin kozmopolit kültürünü ve Osmanlı mirasını hemen benimsediler. Türk kimliğini yukarılara taşımak için özellikle Sakıp Bey, iyi bir koleksiyoner ve müzeci oldu. Avrupalı soylu zenginler gibi, sanatı ve sanatçıyı himaye etti. Bütün bunlar uzun yıllar devam eden Koç-Sabancı rekabetinin meyvalarıdır.

* * *

Sakıp Bey, renkli ve hatta bir miktar sıra dışı kişiliğiyle bu ülkenin zenginliklerinden biriydi. Bir aralık TV’de ve yazılı basında ondan daha çok yer alan kimse yoktu. Her yaptığı hadise oluyor, her sözü manşetlere taşınıyordu. Çoğu zaman konuşmaları abartılı, davranışları şaşırtıcıydı. Tabiri caizse her kılığa girmekten hiç çekinmiyordu. Babacan tavırları, alçakgönüllü konuşma tarzıyla, gittiği her yerde etrafında hemen bir sevgi halesi yaratıyordu. Sakıp Ağa, erişilebilir biriydi. Plastik değildi. Etten kemikten ve ruhtan oluşan bir insandı. Bu özellikleri, onu bir halk adamı yapmıştı. Zaten o da bunu istiyordu. Çünkü, enerjisini halktan alıyordu.

* * *

Olaylara dışarıdan bakan ve şirket yönetiminde uzmanlaşmış bir kişi olarak, Sakıp Sabancı’nın Sabancı topluluğu içindeki son görevini tanımlamaya çalıştım. Bir şirkette, özelllikle büyük şirketlerde, mesela topluluklarda iki ana işlev vardır. Bunlardan birincisi ‘ilişkiler’ (relations), ikincisi ‘faaliyetler’ (operations) dir. Sakıp Bey, bu tasnife göre, Sabancı Grubunda ‘faaliyetler baş yöneticisi’ değil, ‘ilişkiler baş yöneticisi’ydi.

Böyle bir grupta tanzim edilmesi gereken ilişkileri şöylece sıralayabiliriz.

a) aile içi ilişkiler,

b) aile-üst yönetim ilişkileri,

c) devlet ve yerel yönetim ilişkileri,

d) yabancı ortaklarla ilişkiler,

e) halkla ilişkiler.

Sabancı Grubu, yerince uzun süredir işlerini başarıyla götürüyor. Bu başarıda Sakıp Bey’in ilişkileri yönetmede gösterdiği becerinin çok büyük payı vardır. Aksi olsaydı, grup çoktan dağılırdı.

Son Söz: Ölüm, Allah’ın emri; Sakıp Ağa olmak insan hüneri.
X