Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üç sıfır

Geçen hafta uluslararası planda çok önemli üç ayrı toplantı gerçekleşti. Bir, Cenova'daki G - 8 <B>‘Zenginler Zirvesi’</B>; iki, Bonn'daki İklim Sorunları Konferansı; üç, New York'taki Bireysel Silahları Sınırlama raundu...

Peki, sonuçlar ne ?

Hemen söyleyeyim, sıfıra sıfır, elde var sıfır !

Evet evet, virgülü noktaya uydurabilmek için kulis arkasında yapılan bin bir çingene pazarlığından ve diplomat cambazlığından sonra kamuoyuna açıklanan ortak bildirilere boş verin, öz itibariyle her üç oturumdan da nanay çıktı...

‘Dünya büyükleri’ Akdeniz kentinde, ABD ‘Füze Kalkanı’ndan Afrika borcunun ertelenmesine, hemen hiçbir konuda dişe dokunur bir anlaşmaya varamadılar.

Eski Alman başkentinde de, karbondioksit gazına sınır ve orman sathına genişleme diye bir araba laf salatası üretilse dahi, sonuçta, yerküremizin ısınmasını önleyecek tedbirler konusunda dobra bir uzlaşma sağlanamadı.

Tüfeng - piştov yasaklama konferansı ise tam bir fiyaskoyla noktalandı ve deyimin hem gerçek, hem de mecazi anlamında her başkent ‘tek tabanca’ tutum takındığından, böyle bir yasaklama çıkmaz ayın son çarşambasına kaldı.

Dediğim gibi, üç koca toplantı ancak ve ancak üç kocaman sıfır hakketti.

* * *

FAKAT, yukarıdaki üç birleşimin kesinkes ortaya koyduğu bir gerçek var:

‘Tek süper devlet’ ABD'yle diğer ülkelerin arası fena halde açılıyor.

Zaten hanidir mevcut olan bu ‘soğukluk’, ‘W’ rumuzlu George Bush'un Beyaz Saray koltuğuna oturmasından sonra giderek daha da belirginlik kazanıyor.

Ve, şüphesiz Washington'la Moskova ve Pekin arasındaki ‘limonilik’ sürüyor ama, uçurum esas olarak Yeni Dünya'yla Eski Dünya arasında derinleşiyor.

Nitekim, hem iklim ısınması, hem silah yasaklanması, hem de kısmen ‘Füze Kalkanı’ konularında Rusya ve Çin, AB'ye oranla nispeten daha ‘esnek’ bir tavır alırken, hatta bazen utana sıkıla Birleşik Devletler'in arkasına saklanırken, her üç sorunda da ABD'yle dişe diş ‘cebelleşen’ taraf Avrupa Birliği oldu.

Dünya sahnesine ciddi bir aktör olarak çıkmak iddiasını taşıyan ve büyük önem verdiği kendi etik ve moral değerlerini hiç iplemeden ‘dediğim dedik’ bir tutumla borusunu öttürmeyi sürdüren bir Birleşik Amerika, o Avrupa'yı artık iyiden iyiye rahatsız ediyor. Bir anlamda, bıçak kemiğe dayanıyor.

İşte bu yüzden de, Cenova, Bonn, New York, ABD ve AB üç ayrı toplantıda üç defa ‘kapıştı’ ve böyle bir ‘kapışma’ ortaya üç ayrı sıfırlı sonuç çıkarttı.

* * *

MÜNECCİMBAŞI değilim ama, şu an mevcut göstergeler yukarıdaki Yeni Dünya - Eski Dünya ayrışmasının devam edeceği, hatta ‘kızışacağı’ sinyalini veriyor.

Özellikle, Bush'un ‘rüyası’nı (!) oluşturan ‘Füze Kalkanı’ projesi teoriden pratiğe geçmek aşamasına geldiğinde ve yavaş yavaş Atlantik'in Batı ufkunda beliren ekonomik kriz Doğu yakasına da sıçramaya başladığında, Amerika - Avrupa çelişkisi muhtemelen bugünkünü bile aratan bir raddeye ulaşacak.

Kuşkusuz, bağımsız sistemle ‘gediği’ kapatmaya çalışsa bile, başta askeri savunma, AB'nin Washington karşısında kartları sınırlı ve manevra marjı dar...

Bir anlamda, Avrupa'nın ‘eli mahkum’ ! Dolayısıyla, Okyanus sahillerinin radikal biçimde birbirlerinden kopması maddeten mümkün gözükmüyor.

Ancak, böyle bir kopuşun imkansızlığı, kadere boyun eğecek Avrupa Birliği'nin çar naçar tekrardan tamamen ABD'nin dümen suyuna gireceği anlamına gelmez.

Şu da kesin, Avrupa ‘çok kutuplu’ bir dünya için fırsat kolluyor ve bu tür bir ‘momentum’u yakaladığı an, Amerika'yla tam köprü atmasa dahi, kendi başına efendi olacağı ve Sam Amca'nın ağız kokusunu çekmeyeceği bir rota tutturacak.

Gönlümüz ve ütopyamız Avrupalı, ona ‘hadi hayırlısı’ diyelim ve üç koca toplantının neden üç kocaman sıfırla noktalandığını bu gerçekle açıklayalım.
X