Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üç kazı gütmek

BİLİRSİNİZ siyasetin aktif minderinde kavga verdiği yıllarda ya Turgut Özal veya Süleyman Demirel, “sosyal demokratlar” hakkında, “Bunlar önüne vereceğiniz üç kazı güdemezler” türü, çarpıcı bir söz söylemişti. Gerçi o sözün doğru olmadığını ispat eden sosyal demokrat kökenli çok Belediye Başkanı gördük.

Ama doğrusunu isterseniz eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, “Ben de dinlendim ama istismar edilir diye şikayetçi olamadım”  dediğini, şimdi Meclis Başkanı olan bir önceki Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in de artık ayyuka çıkan “dinleme” rezaletini değerlendirirken “Adalet Bakanı’nın bu konudaki konumu açıktır. Biz verdiğimiz onayla, ‘dinleyin’ demedik. Bakana yargıyla ilgili çok şikayet gelir. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü de bakandan, inceleme için onay alır. Benim verdiğim de inceleme iznidir” dediğini okuyunca, ”galiba sosyal demokratların hakkını yemişler” demeye kendimizi mecbur hissettik.

Sayın Şahin, devam ediyor:

“Şunu da söyleyeyim, ben bakan olarak kimler hakkında dinleme kararı verildiğini dahi bilmem. Sözkonusu isimleri de sonradan öğrendim. İstanbul cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin de dahil. Bilemeyiz.”


Tamam, Adalet Bakanı müfettişlerin işine karışmadığını söylesin. Biz de saflık edip, kendisinden talimat almadıkça kılını kımıldatamayan Teftiş Kurulu’nun böyle çalıştığına inanalım.


Peki ama, hangi hakim hakkında disiplin incelemesi başlatılacağını sorup öğrenmeyi “etik” bulmayan Adalet Bakanı’nın, daha sonra, “Bu yargıç (savcı) hakkında soruşturma açılması için de izin istediğinize göre, hakkındaki iddia nedir?” diye sorması icap etmez mi?

Görevini tam yapan bir Adalet Bakanı, Ceza Muhakemesi Yasası’nın 135’inci maddesinde sayılmış 10 adet ağır suçla ilgisiz nedenlerle “dinleme” yaptıran müfettişlerin ve karar veren yargıçlarınyanlış yaptığını gazetelerden mi öğrenir?


Araştırınca öğrendik ki, Yargıç ve Savcılar Birliği (YARSAV), bu yanlış uygulamaların dayanağı olarak gösterilen Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin iptali için 2007 yılının Mart ayında, Danıştay’da dava açmış. Ama o dava Danıştay’da henüz karara bağlanmamış.


Keza YARSAV, Keza Ceza Muhakemesi Yasasının açık hükümlerine aykırı şekilde “dinleme” kararı veren yargıçlarla, bu kararın verilmesini isteyen müfettişler hakkında işlem yapılması için Bakanlığabaşvurmuş. Ama şimdi “beni de dinlemişler” diyen Sayın Çiçek’le, “Tamam izin veririm ama kim için izin verdiğimi bilmem” diyen Sayın Şahin, bu defa “kim hakkında işlem yapılacağını” sormuş olmalılar ki, izin vermemişler.

Yani bizzat Yargıtay Birinci Başkanının dahi “hukuk dışı” diye nitelendirdiği işlemleri, Bakanlar korumuşlar.


Bu gerçek ortada iken Adalet Bakanı Sadullah Ergin tutuyor, “Yargıtay’ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından dinlendiği” iddialarını yalanlıyor.


Sayın Bakan, Yargıtay’ın “polis” tarafından “ortam dinlemesi” yoluyla dinlendiğini de reddedebiliyor mu?


Edemezse sözünün neresi doğru oluyor? 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI