Üç haftada ne değişti ki?

Uğur DÜNDAR
Haberin Devamı

Üç hafta önceki yazımda ‘‘Hemen erken seçim’’ diyen CHP Lideri Deniz Baykal'ı eleştirmiş ve ‘‘Ülkenin gündeminde erken seçim yok, istikrar arayışı var’’ demiştim.

Üç hafta öncesine kadar, erken seçim tarihi konusunda DYP Lideri Tansu Çiller'le müştereken hareket ediyor izlenimi veren Baykal'ın mesajları şimdi çok farklı.

GERÇEKLER NETLEŞİYOR

Peki, üç haftada neler değişti de Baykal, Tansu Çiller'e sırtını dönüp, onu Yüce Divan'dan kaçış manevralarında yalnızlığa itti...

Hemen söyleyelim, ülke gündeminde hiçbir şey değişmedi. Sadece gerçekler daha net görülmeye başlandı. Hepsi o kadar!

Aslında gerçeklerin belirlenmesinde iktidar kanadıyla Baykal arasında sağlanan uzlaşmayı bile, siyasi çıkar hesaplarıyla serüvene götürülmek istenen Türkiye için önemli bir aşama saymamız gerekiyor.

Şimdi gelin, Tansu Çiller'in isteği doğrultusunda hemen erken seçime gidildiğini varsayalım. Bu takdirde, parlamento aritmetiğinde çarpıcı değişiklikler olmayacağı gibi, karşımıza istikrarsızlığı yoğunlaştıracak bir tablo çıkacak. Yani üç aşağı beş yukarı, siyasi partiler Meclis'te bugünküne benzer milletvekili sayısıyla temsil edilecek. Böyle bir sonuç da yeni bir erken seçimi zorunlu kılacak.

Eğer Türkiye, yüzde yüzlerde seyreden bir enflasyonla mücadele ediyor olmasa, Meclis gündeminde reformist yasa tasarıları beklemese, demokrasiye gönül verenlerin erken seçim arayışlarını desteklemeleri gerekirdi.

Böylece sandıktan güçlü bir iktidar çıkıncaya kadar, üst üste birkaç seçim yapılır ve demokrasinin önü açılırdı.

Oysa günümüzün koşulları, sorumlu davranmayı ve kısır oy hesaplarını bir yana iterek ulusal çıkarlar doğrultusunda birleşmeyi gerektiriyor.

SEVİNDİRİCİ DİYALOG

CHP Lideri Deniz Baykal'ın uzlaşma konusunda attığı adımlar ve hükümetle sağladığı diyalog sevindiricidir. Tansu Çiller'e gelince... DYP liderinin ‘‘demokrasi mücadelesi’’ görünümü altında sergilediği son çırpınışların, onu Yüce Divan'a gitmekten kurtaramayacağına inanıyoruz.

Baykal'ın sağladığı bir yıllık icraat avansını iyi kullanması gereken hükümetin önünde aşılması kararlılık gerektiren şu önemli sorunlar bulunuyor: (Okuyacağınız tespitler, seyircilerimizin bize ulaştırdığı mesajlardan derlenmiştir.)

Enflasyon, gelir dağılımındaki adaletsizliği körüklüyor ve toplum katmanları arasında giderek artan huzursuzluğa neden oluyor.

Enflasyonist ortamda yatırımlar yavaşladığı için, işsizler ordusu çığ gibi büyüyor.

Ulusal gelirin hakça paylaşılmadığını gören kitleler, sosyal olaylarda kolayca provoke ediliyor. Toplumda, saldırganlık eğilimleri artarken kırıp dökmeyi amaçlayan eylemler çoğalıyor.

Refahyol iktidarı döneminde irticai faaliyetlere siyasi amaçlarla destek verilmesinin yanı sıra, yoksulluk da, özellikle eğitim düzeyi düşük kesimlerde irticaya bereketli bir zemin oluşturuyor.

Kamuoyu, yolsuzluk ve vurgunlarla kirlenen sistemin arındırılma kanallarının yeniden açılması için, Meclis'e sevk edilen reform tasarılarının bir an önce yasalaşmasını bekliyor. Siyasi Partiler ve Seçim Yasası'nda çağdaş düzenlemelerin, vakit yitirilmeden yapılması isteniyor.

Kamuoyu ayrıca, gerek irticaya yeşil ışık yakanların, gerekse gırtlağına kadar şaibeye bulaşmış olanların, yaptıklarının hesabını yargı önünde vermeleri gerektiğine inanıyor. Bu adımları atmakta yitirilen zamanın, sorumluların lehine işlediği gözden kaçmıyor.

Kurban Bayramı'na girerken, seyirci ve okurlarımızdan bize yansıyan Türkiye fotoğrafında bu görüntüler yer alıyor... Görünüm pek hoş olmasa da, sorunlar aşılmaz türden değil.

Yeter ki istikrar arayışları sürsün ve gerçeklerin üzerine kararlılıkla gidilsin.

Hepinizin bayramını kutlar, sağlık, başarı ve mutluluklar dilerim.













Yazarın Tüm Yazıları