Üç dinin lideri ‘yeni ahlak ve adaletli gelir dağılımı’ çağrısı yaptı

Hürriyet Haber
14.11.2009 - 00:00 | Son Güncelleme:

Active Academy tarafından düzenlenen 7’nci Uluslararası Finans Zirvesi’nin ikinci gününde dini liderler, kriz ve değer yargıları arasındaki ilişkiyi ele aldı.

Tüketim çılgınlığı, küreselleşme, oligarşi gibi kavramların 3 büyük dinin temsilcisi tarafından ele alındığı oturumda, küresel krizden daha çok dünyayı küresel krizin eşiğine getiren gelişmeler değerlendirildi. İstanbul Rum Patriği Bartholomeos, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı ve Türkiye Hahambaşısı Rav İsak Haleva’nın konuşmacı olduğu oturumda modern çağın yozlaştırdığı ahlak anlayışı ile ekonomik ve sosyal açıdan yaşanan adaletsizlikler ele alındı. Krizi etik açıdan değerlendiren din adamları, yeni bir ahlak anlayışı ve adaletli bir gelir dağıtılımın gerektiğine vurgu yaptı.

· İSTANBUL MÜFTÜSÜ MUSTAFA ÇAĞRICI

Küresel kriz manevi yoksulluğun sonucu

CUMA namazına yetişeceği için ilk sözü alan ve konuşmasına besmele ile başlayan İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, küresel krizin ahlaki ve manevi yoksulluğun bir sonucu olduğunu, d evlet, siyaset, ekonomi gibi kurumsal yapılar azmanlaşan eğilimlerin doyurulması için fırsatlar oluşturma yönünde kullanıldığını söyledi.
Azmanlaşan eğilimler
İnsanın ahlaki ve manevi yönü yoksullaşınca bunun korkutucu sonuçlarının yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığını ve küresel ekonomik krizin de bu türden bir sonuç olduğunu belirten Çağrıcı, şunları söyledi: “Akıl çağı denilen bir dönemde aklın, insanoğlunun hakim olma ve haz alma tutkularına hizmet etmek üzere bir araç haline getirildi. Özgürlük denilen ancak gerçekte kazanma ve tüketme uğruna gerçekleştirilen eylemlerle insanların bireycilikleri, bencillikleri, zevk eğilimleri ve tüketim tutkularının sürekli kışkırtıldı. Devlet, siyaset, ekonomi gibi kurumsal yapıların da bu azmanlaşan eğilimlerin doyurulması için fırsatlar oluşturma yönünde kullanıldı.”
Nefis putlaştırıldı
Modern insanın, nefsinin hakimiyet kurma ve haz alma tutkularını alabildiğine tatmin etmeyi varlığının ve hayatının tek amacı haline getirdiğini, nefsini putlaştırdığını dile getiren Çağrıcı, bunun yarattığı tahribata örnek olarak da, bir ABD vatandaşının, bir Afrikalı’dan 24 kat fazla tüketmesini gösterdi. Çağrıcı, Diğer yanda ise mağdur edilen, çaresiz bırakılan yüz milyonlarca insanın bulunduğuna dikkati çekti.

Kriz olmasa sessiz mi kalacaktık

ÖZELLİKLE yoksul ve geri kalmış toplumların, küresel ekonomideki karar ve uygulamaların adaletsizlik ve ikiyüzlülükle kirlenmiş olduğu görüşünü taşıdığını dile getiren Mustafa Çağrıcı, şu soruları gündele getirdi: “Eğer küresel ekonomik kriz olmasaydı, dünyadaki ikiyüzlü ve adaletsiz düzen karşısında sessiz mi kalacaktık? Güçlülerin işi yolunda gitseydi, insanlığın en az yarısının yaşadığı açlık, sefalet, çaresizlik kimsenin umurunda olmayacak mıydı?”

· İSTANBUL RUM PATRİĞİ BARTHOLOMEOS

Küresel düşünün, dünyanın geri kalanını yok saymayın


İSTANBUL Rum Patriği Bartholomeos, “Küreselleşme aslında bizim düşündüğümüz kadar da küresel değil” değil derken, ‘dışlamacı ve sınırlı’ olabildiğine dikkat çekti. BM, Dünya Ekonomik Forumu ve Dünya Bankası gibi başlıca politika yapıcıları yeterince küresel ve açık olmamakla eleştiren Bartholomeos, ‘Hem küresel düşünmeyi hem de küresel davranmayı öğrenmeliyiz. Artık kimse dünyanın geri kalanı yokmuş gibi davranarak yaşayamaz. İnsanlar sadece tüketici statüsüne indirgenemez” dedi.
Müttefik olabiliriz
Dünyanın kaynaklarını tüketen insanların ortak bir sorumluluğu paylaştığını ve küreselleşme yolundaki ilerlemenin, diğer insanlara karşı sorumlulukları da beraberinde getirdiğini hatırlatan Bartholomeos, inanç dünyasının, sosyal adalet meselelerinin tanımlanmasında güçlü bir müttefik olabileceğini kaydetti. Krizlerin, ekonomik değerlerin yanı sıra insani duyguların da isyan ve iflasına neden olduğunu dile getiren Bartholomeos, şöyle devam etti: “Küreselleşme aslında bizim düşündüğümüz kadar da küresel değildir. İsminin içerdiğinden çok daha dışlamacı ve sınırlı olabilmektedir. Küresel toplumumuz  son derece yetersiz kalmakta.”
“BM, Dünya Ekonomik Forumu ve Dünya Bankası gibi başlıca politika yapıcılar ilk bakışta beklendiği kadar küresel ve açık değil” diyen Bartholomeos, “Hem küresel düşünmeyi hem de küresel davranmayı öğrenmeliyiz. Artık hiçbirimizin dünyanın geri kalanı yokmuş gibi yaşamaya devam etmesi mümkün değildir .”

Tüketiciyi basite indirmeyin

PATRİK Bartholomeos, “Ekonomimizin başlıca prensip ve amacı olarak insana ve topluma duyduğumuz saygıyı elden bıraktığımızda diğer negatif sonuçlar hızla bunu takip edecektir” derken şu uyarıyı yaptı: “Eğer insanlar sadece tüketici konumuna indirgenirse o zaman insanları ve tüketimlerini etkileyerek manipüle etme becerisi tek önemli konu haline gelir. Böylece ortaya çıkan doyumsuz açgözlülük, varlık sahibi olanların varlıklarını artırması şeklinde tezahür eder.”

· TÜRKİYE HAHAMBAŞISI REV İSAK HALEVA

Ultra CEO’lar oligarşisi artık devrini tamamlamalı

TÜRKİYE Hahambaşısı Rev İsak Haleva “Ultra CEO’lar oligarşisi artık devrini tamamlamalı” derken, küresel kriz sayesinde herkesin aynı gemide olduğunun anlaşıldığına dikkat çekti. Haleva “Kim ne yaparsa yapsın, yaptığı eninde sonunda şu veya bu biçimde hepimizi etkiliyor” derken, şunları konuştu: “Bu gemide kimse tam olarak bağımsız değil. Bağımlı olmak da gerekmiyor ama bağlantılılık kaçınılmaz bir olgu. Bağımlı olmak da gerekmiyor ama bağlantılılık kaçınılmaz bir olgu. Hep birlikte esenlikle karaya ulaşmak için elbirliği yapmak büyük önem taşıyor. Küresel ekonomik krize karşı yürütülecek mücadele ülkesel değil küresel boyutta olmalı ve her ülke naz etmeden elini taşın altına koymalı.”
Haleva sözlerine şöyle devam etti: “Anlayabilen anladı. Anlayamayan da anlamak zorunda kaldı ki şirket hissedarlarını ve yönetim kurullarını tatmin etme adına bir takım kurmaca işlemler ya da kimi manipülasyonlarla şirketlerini çokça şişirilmiş bilançolarla kârlı gösterip, sene sonunda milyon dolarları ceplerine indiren ultra CEO’lar oligarşisi artık devrini tamamlamalı ve ekonomin çöp tenekesine atılmalıydı.”
Güven zayıfladı
‘G-8 oligopolünün kırılıp bizimde içinde yer aldığımız G-20’nin oluşturulmasının biraz daha olumlu bir gelişme’ olduğunu anlatan Haleva,  “Halk arasında, demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından biri olarak takdim edilen serbest piyasa ekonomisine inanç ve güven zayıfladı. Gelirlerin paylaşımında devletin etkin rol üstlenmesi gerektiği, daha yüksek sesle ve daha iddialı bir üslupla dile getirilmeye başlandı” diye konuştu.

Yeterli dersler alındı mı

HAHAMBAŞI Haleva, “Bir musibet bin nasihatten evladır” derken, şunları söyledi: “O halde soruyorum; bu yaşadığımız küresel ekonomik krizden benim insanlığın var olma ahlakı adını vermek istediğim yepyeni ve evrensel nitelikli bir ahlak anlayışının oluşturulması için yeterli dersleri çıkarabiliyor muyuz? Böyle bir ahlak anlayışının elbirliğiyle oluşturulmasının zamanı geldi de geçti mi? Yoksa daha gelmedi mi? Bunu biz yapabilecek miyiz?”


 

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı