Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üç bayramiyat

Hadi ULUENGİN

Tıpıtıpına aynı zamana raslamadıysa da kameri takvim uyarınca Muhammedilerin Zilhicce ayının onuncu günü kutladığı Kurban Bayramı ile, İsevilerin bahar dönencesini izleyen dolunay sonrasındaki ilk pazar ayin-i ruhanisinde buluştuğu Paskalya Yortusu bu yıl çok yakın tarihlere denk geldi.

Biz ‘Rabb için namaz kıl ve kurban kes’ diyen Kevser Suresi ayetindeki farzı yerine getirerek kekikli kavurmayı dün öğlen taam ettik.

Kutsal perhizi noktalayacak Batı kiliselerine mensup Hrıstiyanlar ise Mesih'in göğe yükselmesi hürmetine önümüzdeki pazar sabahı yumurta tokuşturacaklar.

İki semavi din en mukaddes bayramlarında birbirlerini takip edecekler.

* * *

ASLINDA her iki kutsama da bir üçüncü dine, yani Yahudiliğe dayanır.

Arapça'daki ‘kurban’ kelimesinin kökeni İbranice'deki ‘korban’dır ve Hazreti İbrahim oğlu Hazreti İsmail'i bıçağa yatıracakken Allah-ü Teala'nın itaatli kuluna koç bahşetmesi olayı ilkin Tevrad-ı Şerif'te zikredilmiştir.

Ama din mitolojisinin pozitivist bilginlerine sorarsanız esas temel çok daha eskilere, Kadim Mısır'ın ve Antik Yunan'ın pagan geleneklerine uzanır.

Aynı şey Paskalya için de söz konusudur. Sözcük yine İbranice'de geçiş anlamına gelen ‘pesah’dan kaynaklanır ve Musaoğulları'nın hamursuz ekmeğinde mukaddesat kazanan bu geçiş Nil kıyısından Filistin'e hicrete tekabül eder.

Fakat tekrar pozitivist bilginlere sorarsanız, Paskalya'nın mazisi, yine pagan Ortadoğu halklarının baharı karşılama törelerinde hayat bulur.

Her halükarda kesin olan şudur ki, ortak coğrafya üzerinde doğmuş üç semavi dini birleştiren paydalar onları ayrıştıran noktalardan çok daha fazladır.

* * *

NEYSE tekrar başa dönelim ve madem İslam bayramı ve Hristiyan yortusu bu kez yakın tarihlere denk geldi, biraz da mideviyattaki ortaklığa değinelim.

Eh ineklik edip altıncı kata boğazlanacak inek çıkartacak değiliz ve malum bizim geleneksel kurbanımızı koç oluşturur.

Günahı boynuma, ben kendi hesabıma taze etten hiç hazetmem. Adet yerini bulsun diye ve mırın kırın ederek kavurmadan bir kaşık alsam bile Fatma Abla'nın hemen sonra getireceği puf böreğine ve zeytinyağlı baklaya saldırırım.

Bol marullu ve bol dereotolu Hıdrellez kapaması mevsimini iple çekerim.

İşte Paskalya da üç aşağı beş yukarı aynı zamanlara rasladığından, perhiz döneminde yenmesi yasak yumurtanın piyasaya çıkışını bir kenara bırakırsak, İseviler yortu ziyafetinde de bu dört ayaklı kuzucuk en baş köşeye oturur.

Alzaslı Fransızlar kuşkonmazla, Romalı İtalyanlar fesleğenle pişirirler.

Fakat belki çocukluk anılarım, belki damak ortaklığım, bütün paskalyaların mutfak kültüründe ben Rum ve Yunani olanları diğer hiç biriyle değişmem.

Hele hele Hristo gibi sihirbaz bir aşçı çatal değdirmişse o kuzu hem gerçek, hem de mecazi anlamda kutsal olur.

İmroz'lu Usta üzümlü ve fıstıklı dolmasını fırında çevirir ki, her lokmayı atışımda ‘vre Hristo, Mesih cennetinde yatasın’ demekten kendimi alamam.

Ama önce limonlu terbiyeye aynı kuzunun ciğerini kattığı ve en geleneksel yemeğini oluşturan ‘maghiritsa’ çorbasından tadarım. Bir kase daha isterim.

Marika'nın kendi elcağızıyla yoğurduğu ve Beyaz Fırın'ınkileri aratmayan cinsten paskalya çörekleriyle de Ortodoks lezzet şölenini noktalarım.

* * *

İŞTE tam o sırada, koltuğunun altında koca but yerleştirilmiş paket, lokantadan içeri Recep dalar. ‘Marika Abla annem gönderdi, kurban etin’ der.

Marika ‘Allah kabul etsin, ananın ellerinden öperim’ cevabını verir.

Recep'e, çörek, yumurta ve kuzu dolması ihtiva eden yeni paket tutuşturdu.

Semavi dinlerin mensupları birbirlerinin inanç ve ritüellerini kutlar.

Müslüman insanlarımızın Kurban, Hristiyan yurttaşlarımızın Paskalya ve Musevi vatandaşlarımızın Pesah bayramları mübarek olsun.













X