"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Üç açıklama

<B>BU </B>bir <B>‘yayınımız ses getirdi’</B> yazısı değildir.<br><br>Bu yazının, üzerinde soğuk <B>‘mahkeme mühürleri’</B>nin bulunduğu sarı zarfların içinden çıkan tatsız ve sevimsiz <B>‘tekzip’</B> metinleriyle de hiçbir ilgisi yoktur.

Bu yazının tek bir amacı vardır:

Haklarında ahkám kestiğimiz kişilere, ‘kutsal cevap hakkı’nı tanımak!

Yasal gerekçelerle değil; tamamen ahlaki kaygılarla...

(NOT: Aşağıda okuyacağınız açıklamaların sahiplerinin ikisinin soyadının, birinin de adının ‘Yılmaz’ olması tamamen tesadüften ibarettir. Yazar, bu üç açıklamayı peş peşe yayımlayarak herhangi bir imada bulunmamaktadır.)

***

ATIF YILMAZ’IN MEKTUBU: Atıf Yılmaz, ‘Sevgili Ahmet Hakan kardeşim!’ diye başlayan mektubunda şunları söylüyor: ‘Bugünkü ‘Eğreti Gelin Kuran’da Varmış!’ başlıklı yazınızdaki bir iki yere değinmek isterim. Önce belirtmek isterim ki cehaleti aldırmazlıkla karşılayanlardan biri, herhalde değilim. Ayrıca ‘Eğreti Gelin’in Kuran’da var olduğunu iddia edecek kadar da cahil değilim! ‘Eğreti Gelin’in ne olup olmadığını, hatta olup olmadığını defalarca konuştuk. Bu konu hakkında daha fazla spekülasyona gerek olmadığını düşünüyorum. Gelelim ayet ve hadislere: İslami bilgimin çok derin olmadığını bilmekle birlikte, ‘ayet’ ile ‘hadis’in ne olduğunu bilecek kadar yeterli olduğunu söyleyebilirim. Ancak bazen konuşurken ifade ettiğimiz tonlar, yazı dilinde aynı biçimde ifade edilemez. Röportajda söylediklerim, yazı dilinde, hadislerin de Kuran-ı Kerim’de olduğunu ifade etmişim izlenimi vermiş size. Her neyse... Cehalete gülmem; ama kendi cehaletime çok güldüğüm olmuştur. Gördüğünüz gibi buna da güldüm. Ama geçemedim. Sevgiler... Atıf Yılmaz.

***

ŞEVKİ YILMAZ’IN AÇIKLAMASI: Kapatılan Refah Partisi’nin yükselişinde büyük pay sahibi olan, 28 Şubat döneminin en tartışmalı ismi Şevki Yılmaz, gönderdiği açıklamada ‘Hiçbir siyasi partiyle ilişkim yok’ mesajı verdi: ‘Sevgili Ahmet Hakan, 4 Şubat 2005 tarihli ‘Merak Ettiklerim’ başlığıyla yazdığınız yazınızın şahsımla alakalı bölümünde ‘Neden Şevki Yılmaz, Tayyip Erdoğan’ı desteklerken, Mukadder Başeğmez Erbakan’ın yanında kaldı? Yoksa gerçekten de ‘imaj hiçbir şey’ ve de ‘susuzluk her şey’ mi?’ diye bir yorumda bulunarak, AKP ve dolayısıyla Başbakan Erdoğan’ı desteklediğim yönünde kullandığınız ifadeyi esefle ve üzüntüyle karşıladım. Sayın Hakan, gerek AKP’nin kuruluşu ve gerekse gelişimi sürecinde hiçbir aktif rol üstlenmediğim herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Evet, Sayın Tayyip Erdoğan’la geçmişe dayalı ve uzun soluklu bir hukukumuz olduğu gerçeğini göz ardı etmiyorum. Ancak kuruluşundan önce ya da sonra AKP ile hiçbir bağım olmadığını defalarca ifade etmeme rağmen, nedense her fırsatta böyle bir oluşum varmış gibi gösterilmeye çalışılarak dolaylı ya da dolaysız AKP’yi desteklediğim iddia edilmektedir... Yazınız vesilesiyle bir defa daha ifade etmek isterim ki, milletvekilliğimin düşürüldüğü 1998’den bugüne, 7 yıl süren hicret hayatım da dahil, hiçbir siyasi parti ve siyasi hareketle irtibatım söz konusu değildir... Bu açıklamanın şahsımla alakalı iddianıza bir düzeltme getireceğine inanıyor ve köşenizde yayınlamanızı hasseten umuyorum. Şevki Yılmaz.

***

YILMAZ ERDOĞAN’IN SÖYLEDİKLERİ: ‘5 milyonluk yazı’nın yayımlandığı gün Yılmaz Erdoğan aradı. ‘5 milyonu vereyim de susun’ derken hem beni kastetmediğini, genel konuştuğunu söyledi, hem de böyle bir tartışmanın içinde olmaktan üzgün olduğunu vurguladı. Kendisine ‘Sinema tartışmasında senin adın hiç geçmiyordu, söz konusu üç filmde de senin emeğin yok. Sen neden topa girdin?’ diye sordum. ‘Bazen insan ister istemez topun gelişine vuruyor. Oluyor böyle şeyler’ dedi. Sinema sektörüne verilen emeği çok önemsediği için, bu tür tartışmalar karşısında canının sıkıldığını söyledi. Kısacası Yılmaz Erdoğan, ‘Bunlar gerçek duygularım değil, bir kızgınlık anında söylendi’ imasında bulundu.


Hani şoke olsak da sakin olacaktık?


ÜNLÜ yazar Orhan Pamuk’un ‘Türkiye’de 30 bin Kürt öldürülmüştür. Bir milyon da Ermeni’ açıklaması ortalığı karıştırdı. Neredeyse bir linç psikolojisi devreye girdi girecek.

O halde ‘düşünce özgürlüğü’ denilince akla gelmesi gereken ve o çok tartışılan Yargıtay kararında da vurgulanan meşhur ve de evrensel yaklaşıma vurgu yapmanın tam sırası:

‘Düşünce ve ifade özgürlüğü, sadece hoşa giden görüşler için değil, ilk duyulduğunda toplumu şoke eden görüşler için de geçerlidir.’

Yani ben derim ki: Sakin olalım.
X