"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

U2, füniküler ve Doğan Bey’in yorgun mermisi

U2’nin Zagreb konserleri için seçilen Maksimir Stadyumu, açıldığı 1912’den başlayarak çeşitli değişikliklere uğramış.

Bugün genel hatlarıyla 1980’lerin başını, eski rejiminin soğukluğunu hatırlatan, dürüst olmak gerekirse çirkin bir yapı.

U2’nun 360 turnesi için dizayn edilen fütüristik, pop art soslu bir Gaudi yorumunu andıran sahne ötesi yapısı, ülkenin en büyük futbol kulübü Dinamo Zagreb’in skor tabelasındaki eprimiş logosuyla tezat oluşturuyor.

Tezat demişken...

Hayatımın en konforlu rock konseri deneyimiydi.

Bizim statlarda protokol ile loca karışımı bir noktada, şampanya servisiyle U2 konseri yaşadım.

Pişmanlık duymuyorum.

Çünkü 2001’de, Dublin yakınlarındaki Slane Castle’da 100 bin İrlandalı’yla birlikte önce İrlanda’nın Hollanda’yı 1-0 yendiği maçı seyretmiş, sonra da sahneye çıkan Bono’nun “It’s a beautiful goal!” çağrısıyla azmış bir kitlenin parçasıydım.

Unutulmaz güzellikte, ‘Dream TV Şafak’ kardeşimle sürünerek tamamladığımız bir konserdi.

İkinci U2 konserimin konforlu olması bu sebepten vicdanımı hiç sızlatmadı...

* * *

Vicdan sızısı demişken...

Dans yeteneğim yok. Kendimi buna alıştırdım.

Sosyal ortamlarda kendi kendime deli gömleği giymiş insan pozisyonunda kendimi kilitleyip, sadece sırıtarak kafa sallıyorum.

Fakat konserde iş değişiyor.

Bünye istem dışı hareketleniyor.

Pek güçlü olmayan iradem ve doğanın vahşi çağrısı arasında kararsız kalan vücut haliyle saçmalamaya başlıyor.

Konser demlenmeye başlayınca stadın en arka sırasına geçtim.

Amacım, hareketlerimle toplumun dansa olan ilgisine balta vurmamak.

En arka sırada kendimce çırpınırken, bir sıra önümde Ertuğrul Özkök mavi Andy Warhol tişörtüyle belirdi ve Şamanik ayin tatları taşıyan bir şekilde dans etmeye başladı.

“Hops! Bi sıra daha arkaya... Biz dans edemeyenler buradayız...” demek istedim, sonra rahat bırakmaya karar verdim.

Neticede rock konserindeyiz....

* * *

Ful karizma Bono, 17’nci yüzyılda yaşamış Hırvat şair Ivan Gundelic’in “O lijepa, o draga, o slatka slobodo...” diye başlayan şiirini okuyor sahnede.

Yıllar önce de, savaşın gölgesinde okumuştu: “Ah güzel, ah sevgili, ah tatlı özgürlük...”

Hırvatlar, şairin hayalini kurduğu özgür ülke hayaline kavuşmak için 1991’e kadar bekledi.

Şimdi Eski Zagreb’in ufuk çizgisinde gökdelenler yükseliyor.

Değişen, umutları olan, iyi insanlar Hırvatlar.

Hırvatçasını yalan yanlış telaffuzla söylemeyi sevdiğim ZET’ler, yani ‘Zagrebacki Elektricki Tramvaj’lar, yani bildiğimiz tramvaylar Eski Zagreb’in tepesine çıkan bir füniküler de işletiyor.

66 metrelik mesafede 120 yıldır çalışan vagonla Zagreb’in tepesine yükseldiğimiz kısa yolculuk sırasında kafamdaki iki soruya cevap aradım.

* * *

Birincisi “Özkök, Cohen konseri sonrası Al-Jamal’e gidip bi kadeh atmamın karizmamı sarsacağını niye düşünüyor?”

Bilmem.

Ama Cohen’e konser sonrası ulaşsaydım ve “Baba, köşede bir alkol noktası belirlemiş arkadaşlar. Bir kadeh atacağız. Mekanda bekârlığa veda partisi yapan kızlar göbek atıyor, onu da belirtmiş olayım” desem, “Dur gömleği değiştirip geliyorum” derdi o da sanki.

Ne var bunda karizma sarsacak, hiiiç anlamış değilim.

İkinci soru daha zor: “Doğan Hızlan’ın, Oktay Ekşi’nin evinde havalı tüfekle gaibe doğru yaptığı atışın neticesi nedir?

Havalı tüfeğin minik saçması nereye gitti? Doğan Bey’in yorgun mermisi kimi vurdu?..”

Kitap okumaz, sanat sevmez birini vurduysa iyi, dava kapanır.

Eminim öyle olmuştur.

“Doğan Bey karavana atmaz, vurmuştur bir Türk Beşleri karşıtını...” diye derin derin düşünürken vagon hedefine ulaştı.

U2 konserinin müzikal manada detayları için Hürriyet Cumartesi’deki tesise randevu vereyim.

Şimdi Doğan Bey’in bir üst sokağımda oturduğunu hesaba katarak, kediye siper alma eğitimi vermem gerekiyor.

Artık o da nasıl olacaksa!

X