Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Doçentlik için yeni düzenleme geliyor

    Hürriyet Eğitim
    06.12.2017 - 12:39 | Son Güncelleme:

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) de eleştirel düşünceyi hakim kılmak istiyoruz. Niye Türkçe ve matematik? Çünkü aslında bu ikisi sözel ve sayısal okuryazarlıktır. Muhakeme aynı zamanda sayısal muhakemeye de sirayet eder. Eleştirel düşünceyi arayacağımız ve eksikliği telafi edilemeyecek iki alan bunlar” diye konuştu. Başkan Saraç ayrıca, doçentliğe geçişte sözlü sınavların kaldırılması ve yardımcı doçentlerle ilgili yeni düzenleme hazırlığı yaptıklarını da açıkladı.

    Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Habertürk televizyonunda katıldığı canlı yayında eğitim gündemine dair soruları yanıtladı. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) eleştirel düşünmeyi hakim kılmak istedikleri için Türkçe ve matematik derslerini temel aldıklarını belirtti. Başkan Saraç ayrıca, doçentlik için gereken sözlü sınavların kaldırılması ve yardımcı doçenlikle ilgili yeni düzenleme hazırlandığını da açıkladı. Başkan Saraç’ın açıklamaları özetle şöyle:

    YÖK Başkanı: Üniversiteler birbirinin kopyası olsun istemiyoruzYÖK Başkanı: Üniversiteler birbirinin kopyası olsun istemiyoruz

    NEDEN TÜRKÇE VE MATEMATİK?
    Temel Yeterlilik Testi’nde (TYT) de eleştirel düşünceyi hakim kılmak istiyoruz dedik. Bir defa şunu kabullenmemiz lazım, eğitim öğretim sistemleri çok dinamik. Bunlar değişime zorluyor. Bu birincisi. İkincisi, bir sistemi getirdiğinizde belli süre geçmesini beklersiniz değiştirmek için. Kamuoyunda çok hızlı değiştiriliyor deniyor, 2010’dan beri uygulanan bu sistem değerlendirildiğinde, ileri giden ülkelerin giriş sistemlerine de bakıldığında yeteneklerin tespiti kaygısı çok ileri düzeyde. Fakat mükemmeli arama, kilitlenmeye ve kargaşaya da yol açıcı ve öngörülemeyen sonuçlar üretmeye neden olabilir. Biz baktık yükseköğretimde iyi ülkelerin iyi üniversitelerinin uygulamaları var. Bunlardan biri SAT uygulaması, İngilizce muhakeme, temel matematiğin değerlendirildiği sistem. Bir de kendi durumumuza bakalım. Geçen sene YGS’deki 6 puan türünün oluşması, sistemde büyük boşluklar oluşturdu. Niye Türkçe ve matematik? Çünkü aslında bu ikisi sözel ve sayısal okuryazarlıktır. Muhakeme aynı zamanda sayısal muhakemeye de sirayet eder. Eleştirel düşünceyi arayacağımız  ve eksikliği telafi edilemeyecek iki alan bunlar.

    Sözel ve sayısal okuryazarlığı arayalım istedik. Tabii ki matematik alanında geçen sene YGS’de 280 bin civarında öğrencimiz bir net bile yapamadı.

    SOSYAL VE FENİ DE TEMEL YETERLİLİKLERE DAHİL ETTİK
    Milli Eğitim Bakanlığı ile de uyumlu bir şekilde çalışarak sistemi yeniden iki alan üzerinde inşa edelim istiyoruz. Bunları yaparken sosyal ve fen bilimlerini de ihmal etmeyelim diyoruz. Dikkate almamız gereken dış paydaşlarımız sadece Türkçe ve matematik olursa bunun ihmale yol açacağını dile getirdiler, dolayısıyla diğer alanlardan da koyduk. Okuduğunu anlama eksikliğiniz varsa bunu sonra telafi edemezsiniz. Türkçe ve matematiği merkeze koyduk, ancak sosyal ve feni de temel yeterliliklere dahil ettik. Muhakemesi güçlü, eleştirel düşünceye yatkın insanların arandığı bir sistemin ilk aşaması olarak görüyoruz. İkinci aşamasında da alan yeterlilikleri testi var.

    GERİ DÖNÜŞLER BİZİ SEVİNDİRDİ
    YKS’nin en orjinal kısmı TYT idi. Öğrencilerin temel yeterliliklerinin tespit edileceği bir test olacağını beyan etmiştik. 6-7 sene önce kendisine öğretilen kurum bilgilerinin tekrar hatırlanmasından ziyade; muhakeme, okuduğunu anlama, sayısal düşünme kabiliyetinin yeterliliğinin tespitine yönelik olacağını ifade etmiştik. Soruların bu şekilde kurgulanacağını söylemiştik. Örnek sorulara geri dönüşler bizi çok sevindirdi. YÖK’ün attığı adımın kabul görmüş olması, onları daha rahatlatan bir sistem olması bizi mutlu ediyor. Bu sistem oturdukça daha çok kitap okuyan, düşünce üretmeye çalışan, bilgiden bilgi üretmenin sorgulandığı bir sistemin oturduğunu hep birlikte göreceğiz.

    ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLER SORUNUNUN BÜYÜMEMESİ LAZIM
    Bugün için sayısal büyümenin, erişim sorunundan bahsedilmemeli. 184 üniversite var, 7 milyondan fazla öğrencimiz var. Bu devasa bir rakam. Artıyor. Geçen sene 2 milyon 265 bin 845 aday müracat etti sınav için. Kontenjan sayımız 910 bindi. Son sınıf düzeyinde aday 960 bindi. Aslında son sınıfı ölçü almamız gerekiyor. Buna bakınca erişimde sorun olmadığını görüyoruz. Ancak tabii ki belli programlarda bir yığılma var. Dikkat edilmesi gereken, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’nda ilginç tespit var, 127 ülke arasında yükseköğretime ulaşımda Türkiye ikinci sırada. Birinci sıradaki Yunanistan, üç-beş yıl önce üniversiteli işsizlerin Atina’da gösteriler yaptığı bir alan. Dolayısıyla bizim hesapsız kitapsız kontenjan artışları, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre insan mezun edebilme evresine gelmesi lazım. Bunun için belirleyicilik yetkisini diğer kurumlarla paylaşmak için eğitim öğretim programlarını belirleyen ve bizim dışımızdaki paydaşların, özel sektörün de katılımıyla olacağı bir kurul kanuni düzenlemelerle gerçekleşti. Üniversiteli işsizler sorununu büyütmemek lazım, bunun için de ciddi bir planlama yapmamız lazım. Bu gurur duyulacak bir husus.

    AÇIK UÇLU SORULAR ÇOK RİSKLİ OLDU
    Üniversitelerin fonksiyonlarından biri topluma hizmet. Toplumdan geri dönüşleri dikkate alıyoruz. Fen ve sosyal bilimlerdeki derslere öğrencilerin verdiği önem azabilir endişesi söz konusuydu. Biz de bu dersleri ekledik. İkinci değişiklik, ikinci aşamanın ikinci güne bırakılmasının pedagojik açıdan daha doğru olacağı yönündeydi. Bunu da kabul ettik. Açık uçlu soruların olması gerektiği hususu, kamuoyunda yıllardan beri dillendirilir, son yıllarda biz bunun birtakım uygulamalarını yaptık, ancak sonuçta çok riskli oldu bu sorular. Ayrıca giren adaylarda bir güven sorunu oluşturuyor. Bu sene yeni bir sisteme geçiş yaptığımız için böyle bir riski bir daha buraya eklemek istemedik. Hukuk eşit ağırlıkta, değişikliğe gidilmeyecek demiştik. Çalışma sistemlerini değiştirecek hiçbir değişiklik olmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı da liselere girişi kalite odaklı kurmaya çalışıyor. Lise sonrasında da bir sınav yapılacak, bununla üniversiteye girilecek. Lise mezunu olan, ortaokulu bitirmiş, liseye geçmiş çocuğa, gel evladım sana 7-8 sene önceki derslerden soru soralım devrini kapatmak istiyoruz. Dolayısıyla kamuoyunun bu girişimimizi desteklemesini bekliyoruz.

    YABANCI ÖĞRENCİ SAYISI GEÇEN SENEYE GÖRE ARTTI
    Geçen seneye göre ciddi bir oranda yabancı uyruklu öğrenci artışına şahit oluyoruz. 15 Temmuz’dan önceki yabancı uyruklu öğrenciler için koyduğumuz hedefin daha ilerisine gideceğimizi kamuoyuna açıklayacağız. Bir ülkeye gidip onun bilimsel seviyesini yükseltecek dehaları ve beyinleri arayalım diye bir uğraş içinde değiliz. Ancak bir ülkeye gidip onun hangi alanlarda insana ihtiyaç duyduğunu tespit ediyoruz. Onlarla birlikte eleman tespiti yapıyoruz. Bir Afrika ülkesinden bir öğrenciyi alıyorsunuz, Hacettepe Tıp’tan sonra Avrupa’ya gidiyor, kendi ülkesine gidiyor, Ancak biz getirdiğimiz çocuğun kendi ülkesinde devlet kurumunda vazife yapmasının garantisini aldıktan sonra onu getiriyoruz.

    YENİ KANUN TEKLİFİ HAZIRLANIYOR
    Yardımcı doçentlik ve doçentlik meselesi bir arada değerlendirilmeli. Doçentliğe geçiş Üniversitelerarası Kurul tarafından yönetiliyor. Yardımcı doçentler en çok sınavdan şikayet ediyor. Artık alana özgü bir sınav yapıyoruz. İkinci şikayetleri, sözlü sınavların kalkması. Bunun kalkmasına ve yardımcı doçentle ilgili yeni bir düzenlemeye yönelik teklifi bir ay içinde sunacağız. Bir yasa teklifi gerekli bunun için. Biz üzerimize düşeni yerine getireceğiz. Bütün paydaşlarımızdan görüş aldık doçentlikle ilgili, mağduriyetler nasıl giderilir, süreçler nasıl hızlandırılır diye. Geri dönüşleri aldık, değerlendirdik.

    MODEL BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ
    Yükseköğretim sorunu yok, biz eğitim-öğretim işini bir maarif davası olarak görüyoruz. Bize altyapı, sınıftan önce, eski tabirle muallim lazım. Kaybettiğimiz öğretmeni yeniden inşa etmek zorundayız. Eğitim fakülteleriyle ilgili düzenlemeler devam ediyor. Öğretmen yetiştirmede ana gövdede iyileştirmeler sürüyor. Şimdi model bir hoca yetiştirmek konusunda da çalışıyoruz. Muallim, rehber, model hoca yetiştirmeye yönelik çok yakında hayata geçireceğimiz bir planlamamız olacak.

    ÜSTÜN BAŞARI SINIFLARIYLA BİLİM İNSANLARI YETİŞECEK
    Temel bilimlerde doluluk oranlarımız mühendisliklerin de üzerine çıktı. Bu konunda istediğimiz noktaya geldik. Bu yılın başında İstanbul Üniversitesi’nde matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimler alanlarında üstün başarı sınıfları oluşturduk. Burada ilgili bölümlerden ilk 3’teki öğrenciler eğitim alıyor. Ayrıca öğrencilerimiz sadece kendi üniversitelerinden değil, diğer kurumlardan gelen hocalardan da eğitim alıyor. Bu sınıflar için özel bir müfredat da oluşturuldu. İyi bir yabancı dil öğrenimi de görüyorlar ve kendi bölümleriyle ilgili yurtdışına da gidecekler. Bu sayede temel bilim alanlarından daha çok bilim insanın yetişmesini hedefliyoruz.

     

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı