"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Twitter’ın kanayan yaraları

- Kendine gelen övgüleri retweet etmek...

Biliyorsunuz zaman zaman timeline’ımız “Bakın ben ne kadar da süperim”, “Hayatım, işlerim çok yolunda” mesajı vermek isteyen kişiler için söylenmiş övgü dolu sözlerle doluyor. Kendini övmenin, “Ben şöyle bir insanımdır” demenin yeni yolu, Twitter’da kendine gelen övgüleri retweet etmek... Tabii burada anlayamadığım bir nokta var. Bizim ne yapmamız bekleniyor bu övgü RT’leri karşısında? Sırt mı sıvazlayalım? “Hakikaten etkileyici bir insansın, övgüleri okuyunca bunu daha bi’ iyi anladım” mı diyelim? Ne diyelim? Bir de bunun “kendine gelen her mention’u tweet’lemek” versiyonu var ki, dağlara taşlara.
-  Söz, fikir, cümle çalmak...
Emek hırsızlığının küçüğü büyüğü yok. Cümle ve ifade çalmak, kendi yazmış gibi davranmak hangi duygunun tatmin halidir? Anladık, düşünmek zor çalmak kolay ama anlaşılamaz bir nokta var: RT edince karizma mı çiziliyor? Bir sözün size ait değil de, bir başkasından “alıntı” olduğunu söylemek zül mü geliyor? Söz sahibini “o da çalmış olabilir” pozisyonuna düşürmek, hafif ayıp kaçmıyor mu?
-  Hayatı Twitter’da yaşamak...
Ne çok zamanın var arkadaş... Söyleyecek, paylaşacak ne çok sözün var... Bu sayede hiç tanımadığımız kişileri, eksik olmasınlar, anne babamızdan daha iyi tanır olduk.
-  Özlü söz nispeti yapmak...
Günlük hayatımızda birbirimizle konuşurken her cümleye Mevlana’dan bir sözle, Can Yücel’in şiirinden bir mısrayla mı başlıyoruz? Dünyamız benzetmelerden, tatlı tatlı giydirmelerden mı oluşuyor? Hiç düz cümle kurmuyor, birbirimizle dolaylı yollardan, bir başkasının söylediği hoş sözler üzerinden mi iletişim kuruyoruz? Hayır, günlük sohbetleri böyle ilerleyen varsa bilelim. O zaman Twitter’daki bu “özlü söz üzerinden dolaylı nispet/iletişim” normaldir diyebileceğim.
-  Gizliden takip etmek...
Birini takip etmek, “seni ve düşüncelerini merak ediyorum ve seni takip ederek bunu açıkça beyan ediyorum” demek. Peki çok merak ettiği kişiye inceden “takip ederek seni ihya etmeyeceğim!” mesajı vermek isteyenler ne yapıyor? Her gün düzenli olarak o çok merak edilen ama “yüceltilmek istenmeyen” şahsın sayfasını harf harf, satır satır inceliyor. Ne büyük bir enerji kaybı. Merak ediyorsan takip et bence sevgili başkasının düşüncesine göre yaşamayan Habitus okuru. Kaybedecek bir şey yok.

Takip edeyim ama her daim sıkıcılığından dem vurayım

-  Sorunlarına çözüm bulmak için tweet yağmuru yağdırmak...
Devletle ilgili sorunlarını gazetecileri toplu mail bombardımanına tutarak, Twitter’da yağmur olup yağarak çözebileceğini düşünenler yanlış adresteler. Aynı bombardımanı sorunlarını çözebilecek şahıs ve kurumlara aktarsalar daha kestirme bir yol olacağı şüphe götürmüyor...
-  İnsanları kaşındırmak için yazılmış hashtag’lere, kınamak için olsa da tweet’lerde yer vermek...
İşte anlaması en zor konu. Be arkadaş, “rahatsız” hashtag’lerin zaten amacı belli: Trending topics’de uzun süre kalabilmek. Madem bir hashtag’i kınıyorsun, niçin o hashtag’i yazmak suretiyle ayıpladığını söyleyip meselenin trending topics’deki yerini sağlamlaştırmasına sebep oluyorsun?
-  “Ayıp olmasın” diye takip edilen insanların sıkıcılığından sürekli şikayet etmek:
“Aman aram bozulmasın” duygusuyla takipleşen fakat birbirinden ölesiye sıkılan sevgili arkadaşlar.
Twitter’ı eğlenelim, iyi vakit geçirelim, havadisler ayağımıza gelsin, ilgimizi çeken insanların seslerine kulak verelim diye kullanıyoruz, öyle mi? Öyle. Peki o zaman birbirinize çektirdiğiniz bu işkence niyedir? Sorarım size...
Üstelik “ayıp olmaması” için takipleşip, ardından birbirlerinin sıkıcılığından bahsetmek “ayıp etmeyeyim aman” haline ters düşmüyor mu?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI