"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Twitter’da acı çekmek

Hep “artık bizi insanların ağzından çıkan hiçbir söz şaşırtamaz” diyoruz ama insanız işte, an geliyor “yok artık daha neler” deyiveriyoruz.

Eh, günlük sohbetlerde, “N’aber, nasılsın?”larda insanlara ait şaşırtan durumlarla sık sık karşılaşmıyorsunuz.
Ancak sinirleri kaşıyacak, derin yara açacak, kalp sızısı yaratacak durumlarda ortaya çıkıyor gerçek hisler.
Bir bakıyorsunuz, her gün konuştuğumuz, her gün karşılaştığımız, her gün okuduğunuz insanların ağızlarından öyle laflar çıkmış ki, en son herhalde ismi lazım olmayan şahıs 2. Dünya Savaşı’nda bu kadar insan ayrımcılığı yapmıştır.
Biri konuşuyor, ayrımcılık yapıyor, bir başkası onun 20 katı tepki veriyor, topluca galeyana geliniyor...  Biz de bunları izleyip şaşırıyoruz işte...  Mesela...
Yargısız infaz: Bir kişinin ağzından çıkanları doğrulatmadan üzerine çullanma halleri. Söz konusu şahıs meseleyi doğrulayana ya da yalanlayana kadar geçen sürede yaşananlar...
Irkçı söylemler: Kimi zaman her gün karşımıza çıkan, adını güzel haberlerle duyduğunuz insanların, “sanatçıların” ağzından çıkan akıllara ziyan kelimeler...
(Tabii bu “yargısız infaz” halleri kimi ünlülerde “söylediği laftan pişman olursa ya da o lafı söylediğini unutursa gönül rahatlığıyla yalanlama” deformasyonu da yarattı bu arada.)
Sözde yas: Bir insan “Yine mi şehit, inanmıyorum”dan sonra “Sinema keyfi” yazabiliyorsa ben onun “şehit” tepkisini “vermesi gerektiği için verdiğini” düşünürüm.
Bakınız “Hayatımıza devam etmemeliyiz” demiyorum. Ama bir insanın “yas” ile “keyif” duyguları arasındaki geçiş üç milisaniyeyse eğer, olan biteni hiç algılayamamış, şu son üç gün içinde (ya da son 30 yıl diyeyim) yaşananları başka bir memleketin derdiymişçesine yaşamış, dolayısıyla “görüntüde yas” halleri içine girmiş sayarım.
Twitter’da yas ve keyif arasında gidip geliyorsanız, çok rica ediyorum, ya Türkiye’nin yakın tarihini okuyun, öğrenin, olanları kendi sorununuz olarak görmüyor ve öğrenmek istemiyorsanız da sinema keyfinden önce şehitler için “Twitter acısı” çekmeyin.

Merkür’dür Merkür

“Muhteşem Yüzyıl”ın setinde olan kazalar yüzünden bir “lanet” meselesidir gidiyor biliyorsunuz.
Şimdi tabii bu tarihi olaylardan ilham alan bir dizi olduğu için “gizemli lanet” daha bir hoş görünüyor kulağa.
Set kazası “Kuzey Güney”de olsaydı, kimsenin aklına “lanet” gelmezdi mesela.
“Ay Merkür geri gidiyordur”a daha çok ihtimal verilirdi. “Çocuklar Duymasın”ın setinde kaza olsa “Nazardır şekerim, nazar” derlerdi.
“Kurtlar Vadisi”nde olsa birtakım insanlar kesin “Mafyanın işi olabilir” diye yumurtlardı.
“Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisinin setinde kaza olsaydı “Tecavüzden reyting peşinde koşunca olur böyle kazalar tabii” diye saçmalardı birileri.
O yüzden Meryem Uzerli “dizi lanetli” sözlerine hiç üzülmesin. Olur böyle şeyler.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI