"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Tuvalette nasıl davranmalı

DÜN Star TV'nin sabah haberlerinde hayretle izliyorum. Konuşan bir Türk milletvekili.

Bakın ilerde aynı siyasi bütünlüğü paylaşacağı bir Avrupa ülkesi için neler diyor:

"Bildiğiniz gibi, dünyanın en kozmopolit, dini ve ahlaki değerleri tabana vurmuş ülkeleri İskandinav ülkeleridir."

* * *

Star TV, Hazreti Muhammed'in karikatürü ve Danıştay kararları konusunda "AKP'nin görüşünü" almak istiyor.

AKP milletvekili Mehmet Çiçek konuşmasına böyle başlıyor.

"Ahlaken tabana vurmak" ne demek?

Yani "Ahlaksız".

Bu ülkelerde "hırsızlık, kapkaç vs." gibi suçları örnek veriyor.

Kendisine sormak lazım.

"Sayın milletvekili, hırsızlık ve kapkaçın fazla olması ahlaken dibe vurmaksa, Türkiye nereye vurmuştur?"

Asıl önemlisi "Sizin hükümetiniz nereye vurmuştur?"

Ahlaken dibe vurmuş dediği hiçbir İskandinav ülkesi hırsızlık ve kapkaçta İstanbul'la yarışamaz.

Belli ki, bilinçaltında "ahlaktan" anladığı şey bambaşka.

İskandinav kadınlarının rahatlığını anlatmak istiyor, onu söyleyemeyince de, baltayı alıp kendi kafasına saplıyor.

* * *

Beni asıl hayretler içinde bırakan sözleri bu değil, ondan sonra gelenler.

Sayın milletvekili, Danıştay'ın son türbanlı öğretmen kararını eleştireyim derken bakın baltayı nerelere vuruyor.

"Türkiye toplumu kanunun emriyle Allah'ın emri arasında sıkıştırılmamalıdır. Kamu alanı ne demek? İslam dini hayatın her safhasında yaşanmayı emreden bir dindir. Affedersiniz insanların tuvalette nasıl davranacakları belirtilmiştir, kurallaştırılmıştır."

Bu sözlerin hákimin kararı ile ne ilgisi var demeyin.

Ona da geliyor:

"O zaman hákim karar vermeden önce Kuran'daki ayete bakacak."

İyi mi...

Karşısındaki meslektaşımız da şaşırıyor ve yanlış anlayıp anlamadığını öğrenmek için soruyor:

"Hákimler Kuran'a bakmalı dediniz?"

Milletvekili, biraz düzeltmeye çalışıyor:

"Dini konu olduğu için bakmalı... Bir hákim bu konuda karar verirken din ne diyor bakmalı. Dinin dediği yer de Kuran'dır. Şahıslar değil."

* * *

Böylece üç kelimede koskoca medeni kanun gitti, laik devlet bitti, laik hukuk buruşturulup atıldı, şeriat hukuku tesis edildi.

Bir yandan tedbiri de elden bırakmıyor.

"Türkiye laik bir ülkedir, Anayasa'ya göre mahkemelerin hangi konularda karar vereceği bellidir"
diyor.

Ama hemen arkasından da "Başörtüsünü Allah Kuran-ı Kerim'in Nur suresinde emretmiştir" diyerek meseleyi çözüyor.

Yani türban konusunda yargıya, Anayasa'ya yapacak bir şey kalmıyor.

Konuşmasında dikkatimi çeken bir nokta daha var.

Konuşurken "Biz" derken hep İslam dünyasını kastediyor.

Batı'dan ise hep "Onlar" diye söz ediyor.

AB'ye tam üyelik için başvuru yapmış bir ülkenin milletvekili mi, yoksa İran parlamentosunun bir üyesi mi konuşuyor belli değil.

* * *

İslam'ın hayatın bütün alanlarını yönetme iddiasını gerekçe gösteren zihniyete şu sorulamaz mı?

O zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ne gerek var? Kanunların yerine Kuran'ı, Anayasa Mahkemesi'nin yerine de Şeyhülislam'ı koyarsınız, böylece gerçek rejiminize de kavuşursunuz.

Bu sayede "tuvalette nasıl davranacağınızı bile emreden" güzel bir demokratik rejiminiz olur.

Avrupa Birliği'nin kapısını da, Kopenhag kriterlerine alternatif güzel bir modelle çalmış olursunuz.

Bakarsınız bu model, "ahlaken dibe vurmuş" Avrupalı hemşerileriniz için de bir kurtuluş reçetesi haline gelir.
X