Tutkulu bir metal ve rock müzik emekçisi: Ufuk Özkurt

Hürriyet Haber
12.02.2018 - 11:21 | Son Güncelleme:

Uzun yıllar ilaç sektöründe marka müdürlüğü pozisyonlarında çeşitli projeler yöneten, Türk Kanser Derneği’nde de başarılı çalışmalara imza atan müzisyen Ufuk Özkurt’la, Türkiye’deki rock ve metal müzikten, Avrupa’da ve Amerika’da bu müziğe olan yaklaşımla, bizim kültürümüzdeki izlenimlerine kadar her şeyi konuştuk.

Biz kısaca senden bahsettik ama kimdir Ufuk Özkurt, müzik hayatına nasıl başladı, bugün bulunduğu noktada neler yapıyor ve yaptıklarını nasıl değerlendiriyor, kısacası biraz kendinden bahseder misin bize?

Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. 20 yıldır aktif müzik yapıyorum. Aslında aileden gelen bir müzik yeteneğim olmasına rağmen, evde var olan melodika, saz gibi enstrümanlar ilgimi çekmediğinden küçük yaşlarda müzikle hiç ilgilenmedim diyebilirim. Ta ki orta okul son dönemde Iron Maiden dinleyene kadar. Yaptıkları müziğin bende yarattığı etkiyle elektro gitar çalmaya başladım. Profesyonel anlamda müzik hayatıma ise 1999 yılında Comma grubuyla başladım diyebilirim. Şu an her hafta Beyoğlu Drck Txm’de heavy metal grubu SST ve Murder King’in vokalisti olarak müzik hayatıma devam ediyorum. Bunun dışında ilaç sektöründe satış becerileri, sunum teknikleri gibi kişilerin yetkinliklerini arttırıcı eğitim ve seminerler vermeye devam ediyorum.

Türkiye’de özellikle 2000’lerden sonra rock müzik piyasaya entegre oldu sanki? Öteki taraftan Avrupa’da ve Amerika’da heavy metal müzik albümleri çıkmaya devam ediyor. Türkiye’de bu anlamda albüm çalışmalarının daha az yapılmasını ve piyasa koşullarını nasıl değerlendiriyorsun?

80’ler ve 90’lar metal müzik furyasının başladığı bir dönemdi. Ve bizim ülkemizde o dönemlerde çıkış yapan Pearl Jam, Soundgarden, Metallica, Guns N’Roses gibi gruplar dinlenip, onların şarkıları sahnede çalınıyor. Bu biraz da o dönemi yakalama durumuydu. Artık herkesin bu müziği kanıksadığı ve dinlemek için can attığı zamanlardı. Bizim ülkemizde ise bu tarzda müziğin yapılamaması ya da yapılsa bile Avrupa ve Amerika’daki gibi popülerlik kazanamaması tamamen kültürümüzle ilgili. Benzer yetenekte müzisyenler bu müziği burada da yapıyor. Ancak diğer ülkelerde sadece bu müziği yaparak maddi kazanç elde edebilirken, bizde maddi kazanç sağlaması için illaki içerisinde bize ait ezgilerin olması gerekiyor. Bu nedenle biz de cover müzik yapmak her zaman daha popüler oldu. Öte yandan ekonomik duruşumuzla birlikte gece hayatının dinamikleri de değişti. Özellikle Taksim’in bir kültür merkezinden çok bir alışveriş merkezine dönüşmesi, bu müziği hala yapmaya devam eden birçok mekanın gitmesine sebep oldu. Yaşam koşullarımızın değişmesi de sebepler arasında sayılabilir elbette. Ancak sadece albümlerde dinlenebilen müzikleri bu mekanlarda yapmaya devam eden çok kıymetli müzisyenler varken, biz onları sadece sosyal medya üzerinden like’layıp geçmeye başladık. Örneğin biz sahnede Salı akşamları 30, Cuma akşamları 40 şarkı çalıp söylüyoruz. Bu sosyo-ekonomik koşullarda bunu yapmaya devam etmek çok büyük emek gerektiriyor. Şartların düzeltilmesi durumunda heavy metal ve rock müzik bizim ülkemizde de aynı ivmeyi kazanacaktır.

 

"Sahnede Salı akşamları 30, Cuma akşamları 40 şarkı çalıp söylüyoruz. Bu sosyo-ekonomik koşullarda bunu yapmaya devam etmek çok büyük emek gerektiriyor."

 

Üniversite hayatın nasıldı? O zaman da müzikle ilgili işler yapıyor muydun?

Üniversite çağlarında, yani 1997-1998 yıllarında Comma ile tanıştım. Comma, progressive metal yapan bir gruptu. Vokal arıyorlardı ve bir arkadaşımın “sen artık gitar çalmak yerine söylemelisin” demesi üzerine Özgür Özkan (bas gitar), Emre Yalçıntaş (gitarist), Emre Günaydın (davulcu) ve Barış Dokuzer (klavye) ile tanıştık. Sonraki dönemde stüdyo ve albüm çalışmalarına başladık. İskender Paydaş ve Ayhan Sayıner’le birlikte ilk kayıtları yaptık ve Hammer Müzik’ten ilk albüm çalışmamız olan “Elusive Dream” çıktı. Albüm 2001 yılının mart ayında Türkiye'de, Haziran ayında ise Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde satışa çıktı. İkinci albümümüz “Free As God” ise 2003 yılında piyasaya çıktı. Bu albümde “Sen” diye Türkçe bir şarkımız da vardı. Sözlerini şair arkadaşım Erdal Şen yazmıştı. Bu o dönem için de şimdi için de çok kıymetliydi çünkü bizim ülkemizde metal müzikte Türkçe söz yazıp besteleyen neredeyse yoktu. Aynı dönemlerde üniversite hayatım da sorunsuz devam etti.

 

Müzikle ilgilenen, kariyerini bu yönde planlayan üniversitelilere tavsiyelerin neler olur?

Özellikle üniversite döneminde gelecek kaygısı olmadan müzik yapmak kolay iş değil. Bir önceki, metal müzik piyasa koşullarında da söylediğim gibi. Mesela bence artık yeterince cover grubu var Türkiye’de. Çok farklı şeyler dinlemiyoruz. Ben bugün bu birikimle, bu düşünceyle tekrar üniversiteye dönseydim kesinlikle kendi şarkılarımı yapardım. Eğer rock ya da metal yapıyorsam mutlaka Türk ezgilerinden koyardım. Bence formül bu. Pentagram örneği gibi. Yaptığınız müziğin içinde mutlaka bize sıcak gelen doğu ezgilerinden de olmalı. Yani bizim ülkemizin şartlarını kabul ederek müzik yapmak lazım. Biz hafif efkarlı bir toplumuz. O yüzden de o bizim ruhumuza yansıyor. Ruhumuzdan da dilimize, konuşmamıza yansıyor. Bir pazarlamacı olarak söylüyorum, çok küçük bir kümeye hitap ederken hayat geçindirmek mümkün değil. Ama müzisyen olmayıp, farklı bir kariyer içinde hobi olarak müzik yapmayı, gruplarla sahne almayı düşünüyorsanız o zaman ne isterseniz çalıp söyleyebilirsiniz elbette.

 

Röportaj: Tuğba Badal



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı