Gündem Haberleri

    Tutku

    Hürriyet Haber
    03.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    En büyük rüyasının peşinde, her şeyi göze alan bir adamın New York'un arka sokaklarındaki poker dünyasında yaşadığı maceraları anlatan bir film Tutku... Hukuk fakültesinde öğrenci olan Mike McDermott, en yakın arkadaşı Worm hapisten çıkınca, geçmişte verdiği sözleri unutup, poker dünyasının büyüleyici havasına kapılarak, tekrardan eski yaşamına dönüyor. Artık bir karar vermiş ve bu uğurda her şeyi göze almaya hazır bir halde. Kendisine kuracağı bu dünya, en büyük tutkusu olan poker üzerine oluyor.

    Yönetmenliğini John Dahl'ın yaptığı Tutku'da başrolleri Matt Damon, Edward Norton, Gretchen Mol, John Malkovich, John Turturro, Martin Landau ve Famke Jeanson paylaşıyorlar.

    Tutku filminin çekimleri başlamadan iki yıl önce, Brian Koppelman, Manhattan sokaklarındaki poker kulüplerinin birinin kapısından içeri girdiği anda, aniden buradan bir hikaye çıkarabileceğinin farkına varmış. O anda yaptıklarını şöyle anlatıyor senarist Koppelman: ‘‘İçerideki insanlara bir baktım, neler hakkında konuştuklarını dinledim, oyunlarını seyrettim ve sabaha karşı iki gibi David Levien'i arayıp uyandırdım. Ona bu konuda bir film senaryosu yazmayı önerdim.’’

    Filmin oyuncularının her ne kadar oyun deneyimleri olsa da, bu gerçek kumar dünyasında, poker becerisini öğrenmeleri oldukça zor bir iş olmuş. Damon ve Norton, canlandıracakları role kendilerini hazırlama aşamasında günlerini New York'un poker kulüplerinin arka odalarında geçirmişler.

    Matt Damon, canlandırdığı karakter için ‘‘Mike tam bir poker oyuncusu. Poker onun varolma sebebi. Bu bağlamda bu film, bir insanın kendi benliğini bulmasını anlatıyor.’’ açıklamasını yapıyor.

    Damon, Tutku filmindeki rolüyle ilgili olarak şunları söylüyor; ‘‘Tutku filminde, John Malkovich, Edward Norton, John Turturro, Martin Landau gibi birçok tecrübeli aktör birbirinden ilginç rolleri başarıyla canlandırıyor. Kısacası, ülkenin en usta aktörlerinden dört tanesi aynı filmde buluştu.’’

    Hollywood'un son harika çocuğu

    Son yılların yıldızı parlayan oyuncularından Matt Damon, Can Dostum'daki performansıyla büyük beğeni toplamıştı.

    Çok yönlü bir sanatçı olan genç aktör, 1988'de küçük bir rol aldığı Mystic Pizza filmi ile mesleğe ilk adımını attı. 1990 yılında TNT için yapılmış Rasing Sun'da ve School Ties adlı filmle beyaz perdeye dönüş yapınca daha çok dikkatleri çekti.

    Damon'ın yükselen kariyeri olağanüstü başarılarla dolu. John Grisham'ın en çok satılan romanından Francis Ford Coppola'nın filme uyarladığı Yağmurcu'da, 1996 yapımı olan Courage Under Fire adlı filmde çok başarılı roller sergiledi. Daha önce, Walter Hill'in yönettiği Geronimo: An American Legend filminde önemli bir yardımcı oyuncu olarak karşımıza çıktı. 1995 yılında, Tommy Lee Jones'un TNT için yönettiği The Good Old Boys filminde rol aldı.

    Bu yaz Steven Spielberg'in yönettiği ve başrolü Tom Hanks ile birlikte oynadığı Er Ryan'ı Kurtarmak büyük yankılar uyandırdı. Damon, Tutku filmindeki başrolün ona kariyerinin dönüm noktasında geldiğini düşünüyor. Çünkü bu başarılı yapımda aldığı rolün, En İyi Senaryo Oscarını alan Can Dostum filmindeki başarılı performansından sonra, onu tekrar oyunculuk kabiliyetini sergileyebilmesi için tanınmış yeni bir fırsat olduğunu söylüyor.

    Güvercinin kanatları...

    IAN Softley'in yönettiği Güvercinin Kanatları adlı film, Henry James'in tutku ve riyayı; aşkı, bencil ve kötü amaçları için kullanmaya çalışan üç insanın ilginç dönüşümlerini anlatan romanına, yoğunluk, şehvet ve maceralarla dolu çağdaş bir bakış açısı kazandırıyor.

    Filmde başrolleri Helena Bonham Carter, Linus Roache, Allison Elliot, Elizabeth McGovern, Michael Gambon ve Alex Jennings paylaşıyorlar.

    Yönetmen Ian Softley, James'in romanındaki beklenmedik olayların sihiriyle ve kahramanların belirsiz davranış ve ruh hallerinin inanılmaz derecedeki karışık yapısından çok etkilenmiş. Ian, romanı psikolojik açıdan irdeleyip, çağdaş bir prizmadan geçirerek, tekrar üzerinde odaklanmış. James'in içinde yaşadığı bitmek üzere olan, 19. yüzyıl baskısıyla, karmaşık bir ilişki yaşayan üç insanın dünyalarını su yüzüne çıkarmış. Softley bu durumu şöyle açıklıyor: ‘‘Düzenin tersine yüzen, bu yüzden de yaşadıkları toplumda garip diye adlandırılan bu insanların hikayesi bana ilginç geldi. Fakat ben edebi bir uyarlama değil de, daha tutkulu ve psikolojik bir film yapmak istedim. Bu projede sinema değeri olan birşeyler için gereken en önemli nokta da buydu- tabii ki buna bir de 90'ların cesareti, cinsellik anlayışı ve hızlılığı eklenmeliydi.’’

    'Hız'lı bir öykü

    Hız... Pek çok insanın tutkusu, adrenalini yükselten bir zevk... İşte bir pizza dağıtıcısı olan Daniel de yeni işi taksi şoförlüğünü bu yüzden çok seviyor.

    Ancak, polis memuru Emilien ile tanışınca herşey farklı bir hal alır. Emilien ehliyet imtihanından sekizinci kez başarısızlıkla çıkmıştır. Ondan bazı suçluları ele geçirmek için yardımını ister. Yoksa taksisini elinden alacaklardır.

    Bir Luc Besson yapımı olan Taksi'nin yönetmenliğini Gerard Pires yapıyor. Filmin başrollerinde Samy Naceri ve Frederich Diefenthal rol alıyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı