Türklük ve Türkiyelilik (son)

BEN Türküm! O nefret ettiğim şoven ve ırkçı tábirle bile, "Türk oğlu Türküm"!

Birinci olarak, soy itibariyle yedi kuşaktır bu etnisiteye ait olduğum; Dede Korkut diliyle düşündüğüm ve konuştuğum ve Sünni İslamın din kültüründen indiğim için Türküm.

İkinci olarak da, zaten en önemlisi, kendimi "Türk" hissettiğim için Türküm!

Ámenna da, şimdi "öteki"ne ilişkin olarak şu soruları soralım.

***

BEN Türksem, isimleri öylesine uyduruyorum, hepsi TC hüviyeti taşıyan ama adları Rojan Dersimi, Agop Keşişyan, Raşel Kohen veya Koço Zakariadis olan yurttaşlar nedir?

Ata ve anadilleri farklı, kültürel birikimleri ise değişik olan bu "öteki"ler kimlerdir?

"Kürt", "Ermeni", "Yahudi" yahut "Rum" değil midirler?

Tabii ki öyledirler ve bunu inkára kalkışmak kendi Türklüğümüzün de inkárı olur!

***

AMA yoook, şayet onlara da "Türk" demekte inat ediyorsak; daha doğrusu empoze ediyorsak, o halde niçin ve tabii ki çok doğru olarak, yukarıdaki etnik sıfatları da ekliyoruz?

Böyle bir ihtiyaç, her şeyden önce bizzat "resmi tez"imizi yalanlamış olmuyor mu?

Artı, lûgate ilk girdiği andan itibaren "Türk" kelimesinin kavmiyet çağrıştırdığını bile bile, hangi hak ve selahiyetle bu kavimden olmayanlara da aynı unvanı dayatıyoruz?

Üstelik, neden ben ve benim gibiler hem etnik, hem duygusal aidiyet bab’ında iki defa "Türk" oluyoruz da, yukarıdakiler ilk hasletle donanmadığı için "üvey evlát" kalıyorlar?

Buradaki eşitsizliği görmek ve farketmek istemeyecek kadar vicdansız mıyız?

***

KALDI ki, Şumnu’da, Gümülcine’de, Sancak’da yaşayan ve evlád-ı fatihandan inme öz be öz Türk olan soydaşlarımıza "sen Bulgarsın, sen Helensin, sen Sırpsın" dayatması yapıldığında ilk ayaklanan biz olmadık mı? Yine yapılsa, yine ayaklanmayacak mıyız?

Yani, "öteki"nin "biz"e karşı saygı ve empati göstermesini beklerken, rabbena hep bana, o "biz"imiz o empatiyi ve o saygıyı kendi "öteki"sinden esirgeyecek kadar bencil mi?

Ve en önemlisi, ulus-devletimizin 86 altı yıldır sürdürdüğü asimilasyoncu baskıya ve beyin yıkamaya rağmen, başta Kürt yurttaşların ciddi bölümü, bir kesim TC vatandaşı eğer hala kendini "Türk" hissetmiyorsa, aynı yanlış rotayı izlemenin faydası ve álemi var mıdır?

Hayır yoktur, fakat o ulus-devletimizi bir üst aşamaya ulaştırmanın çaresi vardır!

***

BU çareyi, "üst kimlik" olarak "Türkiyelilik" kavramının yerleşmesi oluşturuyor.

Çünkü, nesnel bir siyasi sathı ve mevcut bir ulus-devleti tanımlayan Türkiye; artı, onunla vatandaşlık bağını vurgulayan "Türkiyeli" sözcükleri, gerçekten to-par-la-yı-cı-dır!

Yine çünkü, böyle bir tanım, Türk, Kürt, Ermeni, Çerkes, Rum, vs; İslam, Ortodoks, Musevi, istisnasız tüm etnisitelerin, dinlerin ve "alt kimlikler"in ortak paydasını içerir.

***

ÖYLE, zira "Türkiyeli" deyimi nötrdür. Herhangi bir etnik aidiyet çağrıştırmaz.

Kabul, çoğunluk kavmin adı yine zikredilir ama, "li" eki coğrafi bir genelleme yayar.

Dolayısıyla, kendisini "Türk" hissetmeyenler de ne gocunur, ne yaralanır!

Aksine, eşitleyici sıfat onları ulus-devlete daha çok perçinler. Yek ve ortak kılar.

Başka bir deyişle, "Türk"ten "Türkiyeli"ye geçiş "milli laikleşme" anlamına gelir.

Evet evet, "Türkiyeli" sıfatı tıpkı İngiliz, İskoç, Gal ve Kuzey İrlanda farkını Birleşik Krallık kimliğinde hamurlayan Londra’nın; veya, bizim yanlış tercümeyle Fransız dediğimiz ama Bröton, Oksitan, Burgon vs. etnisiteleri kapsadığı için aslında kendisini "Fransalı" diye tanımlayan Paris’in gerçekleştirdiği gibi, ülkemizde de millet kaynaşmasını sonsuz pekiştirir.

Şu kesin, "Türk" dayatması ulus-devleti ayrıştırır, oysa "Türkiyeli" tanımı birleştirir.
Yazarın Tüm Yazıları