"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Türklerin ceza ve yasak dili

Doğan HIZLAN

Yasak sözü, bizim hayatımızın belirleyici unsurlarından biridir. Bakmayın ‘‘Yassah hemşerim!’’le dalga geçtiğimize. Yasağa karşı gelmeleri için okurlarımı kışkırtmıyorum ama olur olmaz yerlerde bunun kullanılmasından da rahatsız oluyorum.

Yasa ile tayin edilse de, yanına yasağı koymadınız mı, gene o madde işlemez. Hele tehlikenin bizi eylemden alıkoyan gücü hiç yoktur.

‘‘Çimlere basmak yasaktır’’ levhasına çok rastlarım, oysa bunun naziği, ‘‘Lütfen çimlere basmayın’’dır. Kabadayılık duygularımız kabarırsa, basarsak ne olur, deyiveririz. Polis alır götürür, mahkemeye düşersin, yasaktır dendi mi, hepimiz çimin çevresinden dolanırız.

Havalimanlarında, kamuya açık yerlerde sigara içilmez. Gerçekten de içmeyenleri dumana boğmaya kimsenin hakkı yoktur.

İngilizce ile Türkçe arasındaki uslup farkına dikkatimi çekti bir dostum.

Yeşilköy Havalimanı'nda asılı Türkçe bir posterde şunlar yazılı:

‘‘Bu alanda sigara içilmez. Bu poster 7.11.1996 tarih ve 4702 sayılı kanun hükümleri gereğince hazırlanmış ve asılmıştır.’’

Bir başka levhadaki uslup da şu:

‘‘Yolcu salonlarında tütün ve tütün mamullerinin içilmesi yasaktır.’’

Yasak kelimesini kullanmadan bunu nasıl yazalım?

Bakın ingilizcesi nasıl:

‘‘Smoking is not permitted in this area.’’

Sigara içilmesine, bu alanda, salonda, müsaade edilmediğini (permitted) açıklıyor.

Neden yasak sözünü çok kullanıyoruz? Çünkü yasak olmasa fosur fosur sigara içeriz de ondan. Yaptırımı olmayan uyarıları kaale almayız.

***

AZİZ Nesin, bir konuşmasında, yasaklanmadıkça, bizi bir eylemden menetmenin imkansız olduğunu anlatmıştı bir konuşmasında.

Yasak bizi etkiler, çünkü neden yasak olduğunu soracak cesaretimiz yoktur. Darbeler, ara rejimler, yetiştirilme yöntemimiz, eğitim sistemimiz bizi hep yasakla korkutmuşlardır.

Yıllar önce Ferhan Şensoy Tiyatrosu oyuncuları Alman asker*ı üniformasıyla İstiklal Caddesi'ne çıkmışlar, herkese kimlik sormuşlar, hatırladığım kadarıyla bazı şeylerin yasak olduğunu söylemişler, tepki görmemişlerdi.

Hiç kimse de itiraz etmemişti. Çünkü bizim insanımız, muhayyel yasaklara karşı pasif önlem almayı, baş eğmek, itat etmek biçiminde algılıyor.

Eskiden tramvaylarda, ‘‘Asılmak tehlikeli ve yasaktır,’’levhası vardı. Asılırsanız, düşersiniz, ölürsünüz sözünün etkili olmayacağını düşünenler, ölüyü bile yasakla korkutmayı uygun görmüşlerdi.

Çocuklarımızı yetiştirirken de, baban bunu yasakladı, deriz. Niçin sorusuna çocuklarımızı alıştırmadığımız için, onlar da ömürleri boyunca her yasağa kuzu kuzu baş eğerler.

Belki de siyaset dünyamızda kartallar, şahinler, tilkiler yerine, kuzu fıkralarız anlatılmasının ardındaki bilinçaltı neden budur.

Hepimizin yüzü, beyni, davranışları, yasakların deforme ettiği sarkıklığın izlerini taşır. Hepimizin yüz çizgileri, her yasağa çabuk alışabilen, intibak edebilen mim ustasına taş çıkartır.

Sivil hayatı bile, askeri disiplinin beyin düzeni içinde yaşarız.

***

YASAK sözü ceza ile birleşiyor, ceza olmayınca da işler yürümüyor. Çağcıl yaşamın bir özdenetim olduğunu öğrenemedik.













X