Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkler SPD'yi neden seviyor?

Enis BERBEROĞLU

Frankfurt / Bonn

Anavatanda, sosyal demokrat partileri seçim sandığına gömme alışkanlığı ile ünlü necip Türk milleti, neden Almanya'da SPD'ye bayılıyor?

Alman vatandaşlığına geçen Türkler'in ezici çoğunluğunun sosyal demokrat partiye oy verecek olması siyaseten ne anlama geliyor?

Bu sorulara doğru yanıt bulmak Türkiye'de yaklaşan seçimlere ışık tutabilir. Türkiye-Almanya ilişkilerinde yeni sayfa açabilir.

Akla ilk gelen- ve Türk sosyal demokratlarını umutlandıran- yorum bellidir: Avrupa'da sol rüzgâr önce İngiltere'de, ardından Fransa'da merkez sağ iktidarları devirdi, sıra Almanya'ya geldi.

Bu global değişim Almanya'da oy kullanacak Türkler'e yansıdı. Sosyal demokrat dalga gelecek seçimde Türkiye'ye ulaşacak.

Hakikaten öyle mi?

* * *

Türk seçmenin SPD eğilimini yansıtan rakamlar Almanya'da faaliyet gösteren Türkiye Araştırmaları Merkezi'ne ait. Focus dergisi için Alman vatandaşlığına geçmiş Türkler arasında araştırma yapan Merkez çarpıcı bir sonuca ulaştı.

Oy kullanacak Türkler'in yüzde 70'i SPD'yi tercih edecek, Yeşiller'e yüzde 10 gidecek, Helmut Kohl için oy kullanacaklar yüzde 8'de kalacak.

Bu rakamlar, ilk bakışta, Başbakan Mesut Yılmaz'ın Avrupa Birliği konusunda sözünü tutmamakla suçladığı Alman lideri Helmut Kohl'e karşı yürüttüğü muhalefetin sonuç verdiği hükmüne yol açabilir.

Oysa aynı araştırmada Türkler'in SPD'yi tercih nedeni de yer aldı, ama nedense kimse umursamadı. SPD'ye oy vereceklerin yüzde 60'ı çifte vatandaşlık umuduyla bu partiye oy atacak.

Yoksa ne Mesut Yılmaz'ı dinleyen var, ne de Türk sosyal demokratlarını.

* * *

Alman seçimlerinde, iktidarıyla, muhalefetiyle desteklediğimiz sosyal demokrat liderin ismi Gerhard Schröder...

54 yaşında, yani erken emekliliği istenen Kohl'den 14 yaş genç.

Dördüncü eşiyle 10 yıldır evli.

Muhafazakâr Alman toplumunun kutsal evlilik bağı hakkındaki saplantısının, TV kanallarındaki pembe diziler sayesinde değiştiğini umuyor.

Clinton'ın seçim kampanyasında kullandığı danışmanlarla çalışıyor. Hugo Boss'tan giyiniyor, saçını boyuyor, seçim gecesine kadar şarap içmiyor.

Patronlarla arası son derece iyi. Eyalet başbakanı olduğu Aşağı Saksonya'daki en büyük yatırım olan Volkwagen'in Danışma Kurulu Üyesi.

Geleneksel Viyana Balosu'nda eşiyle birlikte VW'nin patronunun locasında oturdu diye parti muhalifleri kıyameti kopardı.

* * *

Ancak yanlış anlaşılmasın, Schröder kesinlikle züppe bir hanım evladı değil. Aksine bugün ulaştığı yere dişiyle tırnağıyla savaşarak geldi.

Babası daha Schröder üç günlükken, 1944 baharında Romanya'da savaşırken öldü. Annesi yeniden evlendi, ancak üvey babası daha Gerhard 10 yaşındayken dünya değiştirdi. Alman sosyal demokratlarının başbakan adayı 14 yaşında okulu bıraktı, evlere temizliğe giden annesine yardımcı olmak amacıyla hurdacıda çalıştı. Gece lisesinden mezun oldu, hukuk okudu. Avukatlığının ilk günlerinde terör sanıklarını savundu.

Politikaya 19 yaşında atıldı. SPD'yi kendi ifadesiyle, ‘‘iyi aileden gelmeyenlere de yükselme imkânı veriyor’’ diye seçti.

1978 yılında sosyalist kanadın oylarıyla gençlik kollarına patron oldu. Hemen ardından sosyalist kanadı tasfiye etti.

1980'de federal milletvekili olarak Bonn'a geldiğinde, başbakanlık binasının önünden geçerken ‘‘Bu koltuğa mutlaka oturacağım’’ diye and içti.

Alman seçmen Schröder'i beğeniyor, ama politik vaatlerine inanmıyor (Yüzde 66). Zaten Schröder kendisini herkesle uzlaşmaya açık, pragmatik politikacı diye tanımlıyor. Ezeli rakibi Kohl'le ‘‘Büyük Koalisyon’’ fikrine bile açık.

Madem öyle, kraldan fazla kralcı kesilmenin alemi ne?

* * *

ÖNEMLİ ÖZÜR: Almanya seçimini ayrıntılı aktaracağız diye iki gündür yazının ucunu kaçırdık. Sizlerin ve sayfa editörü sevgili Vahap Munyar'ın insafına sığınıyoruz.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI