Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkler Lozan’da masada da kazandı

KURTULUŞ Savaşı zaferle bitmiş, sıra bu zaferin dünya tarafından tesciline gelmişti.

Bunun için İsviçre’nin Lozan kentinde bir konferans toplanmasına karar verildi. Mustafa Kemal çok zorlu geçeceğini bildiği bu konferansta Türkiye’yi İsmet Paşa’nın temsil etmesine karar verdi.

İsmet Paşa askerdi. Diplomasi konusunda bir deneyimi yoktu.

Ama Mustafa Kemal bu genç generalin kurtlar sofrasında Türkiye’nin haklarını sonuna kadar savunacağına inanıyordu.

İsmet Paşa ve heyeti 11 Kasım 1922 akşamı Lozan’a geldi.

Paşa ve beraberindekiler otellerine yerleşti ve hemen çalışmalara başladı.

Ertesi gün Türk baş delegesi yabancı gazetecilere büyük yankı uyandıran ilk demecini verdi ve şöyle dedi:

“İstiklalimizi fethetmek bize pahalıya mal olmuştur. Memleketimiz tahrip edilmiştir. Büyük şehirlerimiz bugün kül halindedir. Türk heyetinin Lozan’a herkesten önce gelmesi Türkiye’nin barış arzusunu göstermektedir.”

Bir İngiliz gazeteci Paşa’ya şu soruyu yöneltti:

“Babıâli (İstanbul Hükümeti) konferansa katılacak mı?”

İsmet Paşa’nın yanıtı kısa ve kesin oldu:

“Babıâli yoktur.”

¡   ¡   ¡

Konferans 20 Kasım 1922 Salı günü Lozan’ın Mont Benon Gazinosu’nda açıldı.

O sabah Paşa, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un konferansta konuşacağını öğrendi ve “O halde ben de konuşacağım” dedi.

Emperyalist ülkelerin temsilcileri Paşa’yı vazgeçirmek için çok uğraştılar.

Paşa kabul etmedi ve “Lord Curzon vazgeçsin o zaman ben de vazgeçerim” dedi.

Avrupalılar çaresiz kabul ettiler.

İsmet Paşa salona girerken Lord Curzon genç generalin koluna girmişti.

Bir anda bütün salon Kurtuluş Savaşı’nın muzaffer genç Türk generalini yerine oturana kadar meraklı gözlerle izledi.

Lord Curzon konuşmasını tamamladıktan sonra Paşa kürsüye geldi ve şöyle dedi:

“... Türk milleti hiçbir kurtuluş ümidi kalmadığını anlayarak istiklalini sağlamaya muvaffak oldu. Bu yolda birçok ıstıraplara katlandı. Hâlâ bu dakikada bile bir milyondan ziyade masum Türk’ün Anadolu ovalarında ve yaylalarında, evsiz ekmeksiz serseri gibi dolaştıklarını hatırlatmak isterim.”

Paşa çarpıcı mesajlar ileten konuşmasını şöyle tamamladı:

“Efendiler, çok ıstırap çektik, çok kan akıttık, bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz.”

¡   ¡   ¡

Bilindiği gibi bir sinir harbi halinde geçen zorlu, çekişmeli konferansta İsmet Paşa, Mustafa Kemal’in Ankara’dan verdiği talimatları aynen savundu ve Türkiye’nin hürriyet ve istiklalini Lozan’da bütün dünyaya kabul ettirdi.

Milliyet Gazetesi’nin kurucusu usta ve saygın gazeteci Ali Naci Karacan belgesel niteliğindeki Lozan(*) kitabında, bu yeni ve zorlu barış sürecini Mudanya Mütarekesi’nden Lozan Antlaşması’nın imzalanmasına kadar anlatmıştır.

Lozan, konusunda yazılmış, belgelere dayalı en kapsamlı ve gerçekçi bir yapıttır.   

Türkiye’nin değerlerinin dört bir yandan yozlaştırılmaya çalışıldığı bu dönemde özellikle yarının sahibi gençlerimizin bu kitabı çok dikkatle okumaları gerekir.

Lozan, Türk insanının hürriyet ve istiklali için sadece savaş meydanında ölesiye savaştığının değil, aynı zamanda masada da dünyanın en güçlü devletlerine karşı eşsiz bir direniş göstererek haklarını söke söke aldığının gerçek öyküsüdür.

 

 (*) Lozan / Ali Naci Karacan / Yayına hazırlayan: Hulusi Turgut / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / 2009           




 

X