Gündem Haberleri

    Türkler Avrupa Birliği’ne güç gösterisi yapıyor

    Financial Times
    18.05.2010 - 00:43 | Son Güncelleme:

    AB'den umduğunu bulamayan Ankara’nın yüzünü Doğu’ya dönmesinin sebebi 'Osmanlı’nın değil ticaretin geri dönüşü'.

    Avrupa Birliği’nin (AB) kurucu belgesi olan Schuman Deklarasyonu’nun kabul edilişinin yıldönümü için düzenlenen Avrupa Günü’nün 60’ncısı geçtiğimiz hafta kutlandı. İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü her zamankinden farklı olarak AB bayrağının renkleri olan mavi ve sarı renkte aydınlatıldı. Ankara’da ise sokak lambalarına AB ve Türk bayrakları asıldı.

     

    Ancak bu kutlamalar Türkiye’nin AB’ye giriş için gösterdiği kararlılığın devamından çok basit bir protokol ve nezaket sembolü gibi görünüyor. Türkiye’nin, büyümekte olan dinamik ekonomisi, demokratik hakların genişletilmesini hedefleyen anayasa reformu ve aktivist dış politikasıyla bölgesel bir güç olması, Türklere yeni bir kendine güven kazandırdı. Peki AB’ye arkalarını mı dönüyorlar?

     

    Türkiye’nin Ahmet Davutoğlu liderliğindeki dış politikası için çok zaman “Yeni Osmancılık” yakıştırması yapıldı. Yüzeysel olarak Türkiye elde edilmesi zoru oynuyor. Davutoğlu’nun ilk yılında yaptığı 100 yurtdışı ziyaretten 46’sının hedefi Avrupa oldu. Geri kalanın büyük bir çoğunluğu ise Ortadoğu’ya ve komşu ülkelere yapıldı. Boğaziçi Üniversitesi profesörlerinden Hakan Yılmaz, “AK Partililer kendilerini Şam’da Roma’da hissettiklerinden daha rahat hissediyorlar. Yeni elitler her iki dünyanın da en iyilerini istiyor” dedi.

     

    DOĞU'YA DÖNÜŞÜN SEBEBİ İMPARATORLUK DEĞİL

    Türkiye’nin doğuya dönmesi için birçok sebep var ancak bunların hiçbiri Osmanlı İmparatorluğu’nun yeniden kurulması değil. Soğuk Savaş sırasında Türkiye’nin NATO’daki rolü doğudan gelen tehditlere karşı tampon görevi görmekti.

     

    Savaşın sonunda Balkanlar, Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu, Türkiye için doğal bir etki alanı olarak yeniden açıldı. Bu gelişmenin sebebi ideolojilerden çok çıkarlardı. Türkiye Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde de 30 yeni büyükelçilik açtı. İstanbul’dan Asya’nın her yerine giden uçaklarda yer bulunmuyor. Bu Osmanlı’nın dönüşü değil, ticari bir geri dönüş ve tam da AB’nin dev bir resesyonun içinde bulunduğu bir zamanda yaşanıyor.

     

    TÜRKİYE'DEN İKİ MESAJ

    Türkiye kendisini bölgesel bir güç olarak görürken bir yandan da AB’ye iki mesaj vermek istiyor: Bizim farklı seçeneklerimiz var ve AB’nin aksine “yumuşak gücü” Avrupa’nın arka bahçesindeki Ortadoğu’da kullanmayı biliyoruz.

     

    AB ise Türkiye’nin üyelik müzakerelerinde dört başlık hariç hepsini dondurdu. Dahası Fransa ve Almanya gibi ülkelerin Türkiye’ye açık düşmanlığı da büyüdükçe büyüyor. AB’nin Ankara Büyükelçisi Marc Pierini’ye göre Erdoğan sürekli olarak, “Merkel ve Sarkozy bana AB’ye ait olmadığımı söylerken partimi ikna etmemi nasıl istiyorsunuz?” diye şikayet ediyor. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Selim Yenel, “Sarkozy’nin sorununu anlıyoruz. Birliğin içine ikinci bir rakip, ikinci bir İngiltere istemiyor” dedi.

     

    Yine de bütün taraflar Türkiye’nin AB üyelik süreci olmasa yaşanması söz konusu olmayan değişimlerden geçtiğinin farkında. Avrupa Yatırım Bankası Türkiye’nin alt yapısına ve kalkınmasına yaptığı mali katkıyı iki kat artırarak yılda 2.7 milyar euroya çıkardı. Türkiye’de şu an 12 bin 600 AB’li şirket var. Mercedes, Renault, Airbus ve Siemens dahil bu şirketlerin 4 bin tanesi Alman.

     

    GÜL'ÜN BİR SORUSU VAR

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Nasıl ki 10 yıl önceki Türkiye bugünkü Türkiye’den çok farklıysa, üyelik sürecini tamamlamış bir Türkiye bugünkü Türkiye’den çok farklı olacaktır” dedi.

     

    Cumhurbaşkanı Türkiye’nin değiştiğini ve AB üyelik hedefinin “reform sürecinin motoru” olduğunu söylüyor. Ama şu soruyu sormayı da ihmal etmiyor: “AB’nin bugünden 50 yıl sonrasını, torunlarını düşünecek stratejik bir vizyonu var mı?”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı